...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
       MÜZELERDE TARİHLE İÇİÇE


       Gittiğim her yeni bir yerde müzelerle ilgili ön bilgi edinir ve oraları gezerim.İstanbul'da okuduğum üç yıl boyunca bir çok müzeye kaç kez gittiğimi anımsamıyorum.

       Topkapı Müzesi'ni gezmemiş İstanbullular bile var.Evet,İstanbul bütünüyle bir müze kent;ama yüz yıllarca üç kıtada egemenlik sürmüş Osmanlı İmparatorluğu'nun payitahtı(başkenti)bir saray müzesinin de yok sayılması biraz fazla duyarsızlık,meraksızlık.Yalnızca tek bir semtte o kadar çok tarihsel yapıt var ki,bir haftada belki ancak gezebilirsiniz.O da tek bir koşulla,gezilen her anıtla,her yer ile ilgili ön bilgi edilecek.

       Bayezit'ten-yanlış olarak Beyazıt deniyor-başlayarak,Kapalıçarşı,Çemberlitaş,Yerebatan ve Binbirdirek sarnıçları,Dikilitaşlar,Wilhelm'in(Alman) Çeşmesi,Bizans hipodromundan(At Meydanı)kalma Burmalı(yılanlı)Sütun,görkemli Sultan Ahmet Cami(mavi cami),Ayasofya Cami ve İstanbul'un ilk müzesi Aya İrini,Gülhane Parkı giriş kapısı karşısında Sadrazam ikâmetgâhı kapısı,Darphane yolundan çıkıldığında Arkeoloji Müzesi-ki içinde İskender'in lâhti ve Sumer kil tabletleri var-ve efendim görkemi tüm dünyada ün salmış Saray-ı Cedide-i Amire(yeni saray)yani Topkapı Sarayı.Biliyorsunuz eski saray(Saray-ı Atik)şu anda İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğu yerdir.

       Sayarken arada unuttuğum cami,eski yapı ve yapıtlar için de özür dilerim.

       Buraları anlatmak satırlara sığmaz.Sadrazam konutunun girişindeki ulu çınarı-günümüze ulaşamamıştır-düşündüğünüzde aklınıza "Vaka-i Vakvakîye"gelir.Topkapı Sarayı'nın Bab-ı Hümayûn(Saltanat Kapısı)giriş ön sağındaki taş üzerinde neyin teşhir edildiğini de siz araştırın.
Bilmem,Edirne'yi gezebildiniz mi?İstanbul kadar tarih kokan bir Osmanlı Başkenti.Ya Tekirdağ'ı?Ordaki Arkeoloji Müzesi'ni gezdiniz mi?Eğer ziyaret etmediyseniz,ihmal etmeyin.Hatta müzeden çıktıktan sonra yürüyerek eski Tekirdağ sokaklarını arşınlayın.Biraz bayır(yokuş) da olsa çıkışta,dinlenecek çok yer var.

       Bizde müze gezme alışkanlığı pek yoktur.Türkiye'miz tümüyle bir açık hava müzesi gibi ve dünyanın hiçbir yerinde onlarca,belki de daha çok uygarlığa beşiklik etmiş başka bir ülke yok.Ön bilgilenmeyle bilinçli olarak müzelere gidenleri ayrı tutuyorum,müzeye gitmiş olmak için gidenleri pek çok gözlemlemişimdir;çoğu boş gözlerle,acele acele yapıtların önünden geçip giderler.

       Oysa Topkapı Müzesi'nde Hz.Muhammet'in sandaletlerini ve ayak parmak izlerini görüp yaklaşık 1370 yıllık yaşanmışlığın somut olarak hemen önünüzde olduğunu duyumsadığınızda tüyleriniz diken diken olur.Dakikalarca başından ayrılamazsınız.Harem Dairesi'nde yüzlerce yıldır olduğu gibi korunan ve padişahların uzanıp dinlendiği,uyuduğu,yemek yediği ve diğer yerleri görüp de etkilenmeyecek kaç kişi vardır?

       Ya Dolmabahçe Sarayı?Ata'mızın son günlerini geçirdiği,son nefesini verdiği odayı görmek,o acı günü tekrar yaşamak,o büyük insanın bizlere emanet bıraktığı Cumhuriyet'imize daha çok sarılmamız gerektiği duygusunu pekiştirir.

       Ankara'mız,başkentimiz de müzeyle doludur.Orada yaşadığım senelerde üç yeri sık gezdim,eşimi dostumu gezdirdim.Biri Ulus'ta ilk meclis binası,öbürü yine Ulus'ta,Ankara Kalesi'nin yanındaki Anadolu Medeniyetleri Müzesi,diğeri ise Anıttepe'deki Anıtkabir ve müzesi.Yalnızca Ulus'ta o kadar çok tarihsel yapıt var ki!Örneğin,Hacı Bayram Velî Cami ile eski Roma duvarı ortak kullanılmış;yani yıkılmamış.

       Atatürk'ün okuduğu kitapları bir görmelisiniz.Büyük Kurtarıcı, dikkat çekmek istediği satırların altını çizmiş ve kenarlarına inci gibi elyazısıyla notlar almış.Hele okuduğu Fransızca kitapların marjlarına(sayfa kenar boşluklarına)Fransızca notlar yazdığını gözlemleyince,bu dili çok iyi bildiğini anladım.Kitapların tümü açık bir biçimde sergileniyordu.
       
       Bir buçuk senedir Konya'dayım.Birkaç kez Mevlâna'nın kabrini ve müzesini,Çumra ilçesine yakın,on bin yıl önce dünyanın en eski yerleşim yeri olan "Çatalhöyük"ü ve müzesini,kazı yerlerini gezebildim.Sırada Beyşehir Gölü'nün güneybatısındaki,I.Alâeddin Keykubad'ın yazlığı,mavi çinili "Kubad Abad Sarayı"kalıntıları var.Konya içinde ise listemdeki müzeleri gezmeye ömrüm yeter mi bilmem ?

       (MÜZELER HAFTASI/18-24 MAYIS)

       Sağlıklar diliyorum.



       SEHRİ DOĞRUÖZ

       20.05.2007
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.