...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
               BALIĞA GİTMENİN VAR OLMAYLA BAĞLANTISI


       Dilimiz alışmış baraj diyoruz.Gölet diyen de var.Ama gölet bence doğal oluşum.Oysa barajlar insan eliyle yapılmış.Sulama kanalları,derinlik ölçüm kuleleri var.Zaten Fransızca'da engellemek anlamına geliyor.Gölet ise küçük göl,gölcük anlamında Türkçe bir sözcük.Belki de baraj göleti,yapay gölet demek en doğrusu.

       Neyse,ben Hayrabolu'nun çevresindeki pek çok barajı bilirim.Nasıl mı?Eh,serde balıkçılık var.Sallama,dip,makaralı,şıp şıp(Bu, Hayrabolu'ya özgü bir sözcüktür.)ve kaşık oltalarım her an emrime hazır.Yaz gelip de güneş sırtımızı ısıtmaya başladığında beni bir kurt kemirir.Baraj baraj dolaşırım.Yemleri bir gün önceden hazırlamışım zaten.Arabaya atladığım gibi ver elini Hayrabolu,Çerkezmüsellim,Bayramşah,Çıkrıkçı,Temrezli,Parmaksız,Karababa,Örey barajları ve diğerleri.Tabi aynı anda değil.Zaten balıkçıların kulağı deliktir.Biri gidip de bir barajdan balık tuttu mu bu,söylenti şeklinde anında yayılır.
Bizim mahallenin en iyi,en usta balıkçısı Pilâvcıların Enver'dir.Yiğit lâkabıyla anılır,ona Çakır derler.Tabi Berber Selâhattin,Tatar Bahattin(Balıkları rica ederek kandırır.),Fehim Abi,Boncuk Ali'yi de yabana atmamalı.Ha,Şükrü Erdönmezi de unutmayalım.Hani Çinliler çay içmekten çok,çay içme bahanesiyle yaratılan sohbet ortamını severlermiş ya,benimki de o misal.Balık yakalama gerekçesiyle mis gibi temiz hava,eşsiz bir doğa ve göl.Bu arada dalga sesleri,serçe,sığırcık ve karabatak kuşlarının ötüşleri,kurbağa ve cırcır böceği sesleri çok güzel bir uyumla dünyanın en güzel ezgilerini sunarlar.
İşte tam bu mest olma sırasında bir de şamandra batar ya da olta zili çalarsa heyecan kanınızı coşturur.Yakaladığı balığın sevinciyle bağıran,çığlık atan balıkçıların sesleri barajın öte yanından duyulur.

       Bir televizyon programında ünlü kalp cerrahımıza sormuşlardı,ameliyat sırasında günlük sorunlardan kendinizi nasıl soyutluyorsunuz,ameliyata nasıl odaklanıyorsunuz,diye.Kalp cerrahı doktorun sözleri çok ilginçti benim için.Demişti ki: "Balığa giden kişi,olta şamandrasına bakarken,nasıl her sorununu unutuyorsa,ben de ameliyat sırasında aynı ruh halindeyim."

       Gerçekten, bu öyle bir yoğunlaşma ki,balık tutarken geçirilen beş,altı saat içinde ne can sıkıntısı,ne iş bunaltısı,hiçbir şey kalmaz.Artı, uzaklara,doğaya -ünlü yazar Halikarnas Balıkçı'sının deyişiyle -tirşe rengi suya bakarak gözlerinizi dinlendirirsiniz.

       Var olmak,yalnızca boşlukta yer kaplamak demek değildir.Yaşamın tadına varmak için de çok şey gerekmez.Nefes alabiliyorsanız,yediğiniz,içtiğinizden tat alabiliyorsanız siz varsınız;ya da var olmada çok yol almışsınız demektir.

       Sağlıklar diliyorum herkese.

       TİRŞE:Yeşil ile mavi arası bir renk.


       SEHRİ DOĞRUÖZ

       28.04.2007
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.