TEHLİKE KAPIDA !
Son günlerde sıkça konuşulan "küresel ısınmanın"yurdumuzu ne kadar etkileyeceği bilim adamlarınca ortaya kondu. Buna göre, Karadeniz Bölgesi'nde tropikal bir iklim olacak;aşırı buharlaşma,yağış azlığı,hızlı ve savurganca su tüketimi yüzünden Antalya, Bodrum gibi güney, güneybatı yörelerimiz, orta anadolu, özellikle Konya ovası çölleşecek...
Türkiye şu anda küresel ısınmada yirminci sırada...
Böyle bir şey gerçek olabilir mi? Bütün bunlar birer felâket senaryosu mu?Bilemiyoruz,ama bilim adamlarının söylediği kesin bir şey var;güney kutbunda,her ay Fransa kadar bir buz kütlesi kopuyor, her gün ise toz şeker gibi kırıntı biçiminde buz(Heybeliada büyüklüğünde)eriyerek denize karışıyor.
Peki ne yapabiliriz ?
Aslında hiçbir şey yapmıyoruz genelde. Umursamazlık ve sorumsuzluk-buna düşmanlık da eklenebilir-çevre bilincinden yoksun olduğumuzun bir göstergesi.
Yıllardan beri çatır çatır yanan ormanlarımız, vahşice kullanılan(harcanan)sularımız,sera gazı etkisi yaratan egzost dumanları ve trafiğe çıkan otomobillerin her geçen gün artması,yurdumuzu küresel ısınma sonucu en çok etkilenecek ülkeler arasında yirminci sıradan belki de daha önlere çekecek.
Eğer on yıl içinde bir çözüm getirilmezse,yüz yıl içinde geriye dönüşü olmayan bir sıcaklık,kuraklık,susuzluk ve çölleşme olacak.(mış)
Ama eminim ki bundan haberi olmayan birçok kişi,"yüz yıl içinde ben zaten ölür giderim" ya da "benden sonra tufan" diyordur.
Ya sonraki kuşak?Çocuklarımız?Ya onların çocukları?
Televizyonda izlediğim bir bilim adamı,araştırmacı şöyle diyordu:"Çocuğuma öğütlüyorum,eğer ilerde üzülmek istemiyorsan çocuk sahibi olma,ya da tek çocuk yap."
Elimizden ne gelir,bize düşen ne?
Çok şey...Örneğin,
-Sebze,meyve yetiştiricilerimiz su akıtma yolunu değil de,damlatma ve yağmurlama yöntemini kullanabilir,
-Evlerimizde gereksiz su kullanma alışkanlığını bırakabiliriz,
-Var olan su kaynaklarımızı savurganca değil de,son derece dikkatli ve idareli kullanabiliriz,
-Çok gerekli olmadıkça otomobillerimizi kullanmayabiliriz,(Bu arada Konya'da büyük oranda bisiklet kullanımı var.Yaşlılar dahil.Çünkü hem spor yapılmış olunuyor,hem bisiklet çevreyi kirletmiyor,hem de onarım masrafı çok az.Şimdi de asfalt yapımında bisiklet yolu yapımını zorunlu tutuyorlar.Yollarda bisiklete binen çocuk da görmedim.)
-Diş fırçalarken açık çeşmeyi kapatabiliriz,su sızdıran muslukların eskimiş conta lâstiklerini değiştirebiliriz.(Bozuk muslukların yılda bin litre-bir ton-su ziyan ettiğini aklımıza yazalım.),bahçelerimizi akşam saatlerinde sulayabiliriz.İşte buna benzer birçok eylemle yılda yüz kırk ton su kurtarabileceğimizi TEMA vakfı söylüyor.
Aranızdan bazıları da diyecektir haklı olarak;biz bunlara dikkat edelim,tamam da fabrikaların bacalarından çıkan ve havayı kirleten dumanlar,masraf olacak diye filtre takılmayan bacalar,göletlerimizi,derelerimizi ve yer altı sularımızı kirleten organize sanayi ve fabrikaların kimyasal atıkları n'olacak ?
Eh,orasını da sivil toplum örgütleri,yöneticiler ve doğal olarak,bunlara göz yuman yöneticileri seçen halk düşünsün.
Sağlıklar diliyorum.
SEHRİ DOĞRUÖZ
06.05.2007