MARKET Mİ, DÜKKÂN MI ?
Geçenlerde küçük bir elektrikçi dükkânına uğradım .Sahibiyle tanışmıştık. Selâmlaşıyoruz arada. Bir iki de alışveriş yapmıştım. O da emekli. Neşesiz görünüyordu biraz. Nasılsın deyince, patladı:
-Hocam hiç alışveriş olmuyor. Koca gün oturuyorum. Müşteri yok. Ev kira, dükkân kira. Geçim derdine düştük. (Bana "hocam" demesi , emekli bir öğretmen olduğumu bildiğinden değil . Tüm Konya'da erkekler birbirine böyle sesleniyor.)
- Neden ? Elektrik araçlarıyla ilgili insanların gereksinimi tükendi mi?
- Yok , ondan değil.Büyük marketler herşeyi satar oldu. Kişi her aradığını orada buluyor.
- Olsun , seni tanıyan yine gelir.
- Öyle deme hocam, gelmiyor.Yandaki manav geçen hafta dükkânını kapattı.Sebzeleri,meyveleri çürüyüp gidiyormuş, dükkânı zarar yazıyormuş artık. Kırtasiye,cam eşya, mobilya ,koku,ne ararsan tümü büyük marketlerde var. Kırtasiyeci ancak fotokopiyle sürdürüyor işini. Tüm dükkânlar bir bir kapanıyor. Hele küçük bakkallar,çoktan kapandı.
- Dur,dur hemen kötümser olma.Düzelir elbet. Büyük marketleri kent dışına çıkaracaklardı,ne oldu bilmiyorum .
- Ya, hocam , hepsi duruyor yerli yerinde. Öyle bir söylenti çıktı ya,sonu gelmedi.
- Aslında ben ufak bakkal dükkânını arıyorum .Peyniri tenekeden çıkarıp suları, salamurası üzerindeyken tartmasını, buyur hocam diyerek, gülümseyerek karşılamasını...Büyük marketlerde bu sıcaklığı göremiyorum.
- Bir de kredi kartı hikâyesi var hocam.Bizde onun makinesi yok. Olan da şikâyetçi.Alacağını bir süre sonra alıyor. Peşin parayla da herkes alışveriş yapamıyor.
- Haklısın da büyük marketler insanlara kolaylıklar sağlıyor.Biraz da ucuz mu ne ? Uygar dünyanın (!) ilk adımları bunlar sanırım. Bir de şu var, noksanımızı anımsıyoruz markete girince.Özenti de yaratıyor.Şunu da al,bu da gerekli derken bir bakmışız sepet dolmuş.Tabi harcama sınırımız da öyle. Ancak, ben yine de küçük dükkânlardaki içtenliği ,sıcaklığı arıyorum. Hele peynirleri streç dedikleri ince naylonla sarmıyorlar mı,ona dayanamıyorum. Peynirler hem kokuyor,hem de salamurası gittiği için lezzet sıfırlanıyor,hatta eksiye düşüyor. Zaten burada (Konya'da) Trakya'nın o nefis peynirine hasret gidiyorum.
- Yapma ya hocam ,hiç mi bulamıyorsun ?
- Bir kez Kırklareli!den kardeşim Reha kargoyla göndermişti;ancak bunun ha bre olamayacağını düşündüğüm için vaz geçtim.Şimdilik beni Ezine peyniri kurtarıyor. Yoğurt işi ise çok sakat.Hayrabolu'dayken mis gibi yeni sağılmış süt alırdık komşudan. Hanım yoğurt çalardı,(mayalardı) yemeye doyamazdık. Şimdi öyle mi ? Hayır, marketten alıyoruz hazır yoğurdu ; ama içindeki katkı maddelerinden lezzet yine eksilerde.
- Hocam , marketler bir de etli ekmek işine girerler mi ? İşte o zaman battık !.. Konya'mızın etli ekmeğini kesin yemişsindir.Nasıl, beğendin mi ?
- Tam adamına sordun.Evet,yedim,çok beğendim ; ama...
- N'oldu hocam ? Tık nefes oldun.
- Olan şu. Keşke nasıl yapıldığını merak edip görmeseydim. Etini hamura yaydırırken, ustalar hijyenik (*) eldiven kullanırsalar belki o zaman yiyebilirim .
-!?
Sağlıklar diliyorum.
(*) mikroptan arınmış,sağlıklı
SEHRİ DOĞRUÖZ
23.06.2007
sehri_dogruoz@mynet.com