...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
               PAPAĞANIM NE KADAR ÖZGÜR ?


       Benim bir papağanım vardı yıllar önce.
       
       Yemyeşil tüyleri ve anlamlı bakışlarıyla, uzun ve sivri tırnaklarıyla, ısırdığı zaman acıtan kirli-beyaz gagasıyla dimdik duruyordu kafesinde.

       Sonra onu geri vermek zorunda kaldım. Çünkü gagasıyla tüylerini karıştırdığında, havaya uçuşan, gözle görülemeyen küçük canlılar aşırı bir duyarlılığa neden oluyordu.

       Ama yeşil papağanımın dikkat çeken bir özelliği vardı.

       Bir türlü uysallaşmıyor, yem vermeye çalışırken ya da sevmek isterken anında ısırıyordu.

       Bağımsızlığına çok düşkündü. Asla özgürlüğünden ödün vermiyordu.

       Tabi kafesinde; yani egemenlik sınırları içinde

       Onu bir türlü evcilleştiremeyeceğimi anlayınca bir tavsiyeye uyup yemini vermedim.
       
       Yani aç bıraktım.

       Bir gün, iki gün ve derken sonra elimden gündöndü yemeye alıştı. Ancak yine sakınarak ve çevreyi defalarca denetleyerek.

       Eğer, allerjik bir rahatsızlık nedeniyle geri vermeseydim, papağanıma her istediğimi yaptırabilirdim.
                                                                           ***
       Özgürlüğünü yitirmiş, efendisinin kölesi olmuş papağanıma acımıştım.

       Daha önce kafesinde mağrur, özgüvenli, boyun eğmeden duran sevgili kuşum, aç kalıp ölmektense efendisinin verdiği kadarıyla yetinmiş ve onun her dediğini yapmıştı.

       Bilinçli olarak uygulanan aç bırakma eylemi sonunda kafesi ve kendisi ele geçirilmişti.

       Hem de hiç savaşmadan, kendi isteğiyle.

       Ancak…

       O, sonuçta bir hayvandı.

       Düşünme yetisi yoktu. Tek amacı aç karnını doyurmaktı.
       
       Ona kim yiyeceğini verirse tutsağı, kölesi olurdu. Karşı çıkma gibi bir aşırılığı olamazdı.

       Oysa, insan öyle mi ?

       Kişi, çıkarları için özgürlüğünü ve bağımsızlığını satılığa çıkarır mı ?

       Vatanını satar mı?

       Bu sorulara verilecek yanıtın “ Hayır ! ” olması gerekiyor.
       
       Çünkü insanoğlunun düşünme yetisi var.

       Aklını kullanabilir, çalışma ortamı yaratabilir ve geçimini sağlayarak kendisine diz çöktürmeye çalışacakların isteklerini yerine getirmek zorunda kalmaz.

       Sorunun çözümü, aklı kullanmak ve düşünmek…

       Tabi, şimdi biri kalkıp sorsa, “Ya o kişi ‘düşüncesini’ satılığa çıkarmışsa ! ?.. ”

       Onu var saymak bile istemem.

       İşte o zaman yapılacak bir şey yoktur.

       Beynini mezata(*) çıkarmış kişinin kolayı bulunmaz.


       Sağlıklar diliyorum.

       (*) Açık arttırmayla satış yapılan yer.




       SEHRİ DOĞRUÖZ
       
       21.07.2007
       
       sehri_dogruoz@mynet.com

       
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.