SEÇİMDEN HEMEN SONRA
Dikkat edildiği zaman görülecektir, başbakan Erdoğan’ın yüzü hiç gülmüyor.
Kahkaha mı atsın, çocuk gibi mi sevinsin?
Hayır, ama büyük oranda oy artışı sağlandığı halde, tek başına iktidar olma garantisini elde etmiş bir partinin genel başkanının yüzünde, olması gereken sevinç esintileri hiç yok.
Başbakanın seçimden hemen sonra yaptığı ilk konuşmada sanki bir kaygı ve endişe izleri vardı. Mehmet Ali Şahin’in bakanlar kurulundan sonra yaptığı açıklama da öyle; son derece ciddi,gergin,sitemkâr ve kızgın.
***
Tabi bütün bunlar, uzun olmasa da yorucu geçen bir seçim kampanyasından da kaynaklanabilir.
Ama bence AKP liderinin içten içe canını sıkan şey ,doğu ve güneydoğudan seçilen bağımsız adayların,yani bugüne kadar PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul etmeyen,hatta birçok söylem ve eylemiyle destekleyen,etnik kök temeline dayanan bir parti niteliğindeki DTP’lilerin mecliste bir gurup kurabilecek sayıya ulaşması gerçeğidir.
Başbakan, kurmayları ve AKP örgütü,etkin bir propaganda çalışması sonucunda oyların yüzde kırk yediye yakınının partilerine gelmesini sağladılar;ama terör örgütü destekçilerinin meclise girmesini de engelleyemediler.Çünkü doğu ve güneydoğuda yürütülen çalışmayla,yapılan propagandayla Kürt kökenli seçmenlerin çoğunun AKP’yi tercih edeceği sanıldı,umuldu.
Bazı yerlerde-örneğin Bingöl’de- bu tuttu;ama yine de yirmi üç,yirmi dört DTP’li meclise girdi.
Öyle ki Sebahat Tuncel adında, bölücü terör örgütüne yardım ve yataklık ettiği için hapsedilmiş bir kişi, sekiz aydır tutulduğu cezaevinden çıkarılarak- yasal dokunulmazlığa kavuştuğu için- milletvekili seçildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi.Hatta kendisini karşılayan topluluğa seslenerek zafer işareti yaptı ve “Ben bu suçu işlemeye devam edeceğim.” diyerek meydan bile okudu.
***
Şimdi AKP mecliste pek o kadar rahat olamayacak.Toplumun değişik kesimlerinin temsilcileri meclise girdiler.Yüzde on barajının bir işe yaramadığı,istenilirse bağımsız olarak toplumun her kesiminin TBMM’de temsil edilebileceği görüldü.
Önceki mecliste yalnızca CHP muhalefeti vardı.Şu an ise MHP,DTP,DSP,BBP,ÖDP ve ANAP milletvekilleri çok sesli bir meclisi oluşturdular.Şimdi halkın iradesi belki de tam olarak meclise yansımış oldu.Çünkü seçime katılma oranı yüzde seksen beşe yakın.
Elbette demokrasi sandıktan çıkan sonuçtur.Bu sonuca hiç kimsenin bir itirazı olamaz.Ancak geçen dönemde olduğu gibi, yalnızca iki partinin bazen uyumlu,bazen çatışmalı geçirdiği oturumların gerçekleşmesi beklenebilir mi?
Zaten bu kaygıyı başbakan daha şimdiden belirtmeye başladı.
Örneğin,DTP’lilerin yemin töreninde Kürtçe’yi mi yeğleyeceği merak ediliyor.
***
Çoğulculuğun, katılımcılığın çağdaş demokrasilerdeki olmazsa olmaz koşulu, hoşgörü ve uzlaşmacılıktır.Bunun zamanı gelmiştir.Önümüzde meclis başkanlığı ve en önemlisi cumhurbaşkanlığı seçimi vardır.Ancak bütün seçim kampanyası boyunca AKP’nin propaganda odağını oluşturan, “ cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi” söylemi unutulup-ya da unutturulup- çoğunluk bende denip dayatmacı bir davranışla cumhurbaşkanlığı seçimi yapılırsa,o zaman toplumun gerileceği kesindir.
Lâiklik hassasiyeti olan,Türk Ulusu’nu içerde, dışarıda yüceltmiş veya yüceltecek olan ve toplumun her kesiminin gönülden desteklediği bir cumhurbaşkanının seçilmesi herkesi rahatlatacaktır…
İşte bütün bunlar,olabileceklerin tüm sorumluluğunu yüklenmiş AKP’yi düşündürmekte ve belki de…
Bundan ötürü sayın başbakanın yüzünde kaygı ve neşesizlik izleri bulunmaktadır.
Sağlıklar diliyorum.
SEHRİ DOĞRUÖZ
28.07.2007
sehri_dogruoz@mynet.com