TERÖR SORUNU
Lozan Antlaşması'yla azınlıkların statüsü belirlenmişti.
Hristiyan azınlık olarak Rumlar ve Ermeniler;Musevi olarak da Yahudiler azınlık sayılmaktaydı.
Kürt kökenliler ise Türkiye Cumhuriyeti'nin asıl unsurları olarak görüldüler.
Bu da çok olağandı.
Çünkü o güne değin,bugüne değin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan,gelişip büyüyene değin her alanda katkıları olmuş olan Kürtler'in Türkler'le kaynaşmış bir toplum olduğu geçektir.
Güneydoğu'da,Doğu'da birçok il,ilçe ve özellikle köylerde yaşam süren yöre insanı
anadilleri olan Kürtçe'yle anlaşıyorlar.
Elbette birçoğu Türkçe biliyor ama değişik bir şiveyle bunu ancak becerebiliyorlar.
İlköğretimin ilk basamaklarına gelmeden köylerde Türkçe'yi öğrenememiş binlerce masum yavrumuz var.
Bunu eleştirme,kınama saçmalığından kendimizi uzak tutarak bu çocukların bir biçimde eğitilmesinin yolunu bulmak gereklidir.
Güneydoğu'da,Doğu'da en büyük sorun eğitimsizlik ve yoksulluktur.
Kültürlerini yaşayamıyorlar mı?
Yaşıyorlar.
Orada yaşayan Kürt kökenli her yurttaşımız kendi dillerini konuşuyor,geleneklerini sürdürüyor ve kültürlerinin yozlaşmasına bile izin vermiyor.
Bunun kötü bir yanı yoktur.
Bir toplumun dilini konuşması ve kültürünü yaşatması yaşadığı ülkenin zenginliğidir.
Kısaca Kürt kökenli Türk yurttaşlarımızın dil sorunu,kültür sorunu yoktur.
Olsa olsa yoksulluk vardır geniş kesimlerde.
Ama bu durum yalnızca Kürt kökenli Güneydoğulu ve Doğulu insanlarımızın sorunu mudur?
Toroslar'ın yüksek yerlerinde,yaylalarda kıl çadırlarda yaşayan,keçi sütünden elde ettikleri ürünleri satarak geçimlerini sağlayan Türkmen insanlarımız,yörüklerimiz hiç mi sıkıntı çekmiyorlar?
Televizyonlarda belgesellerde izliyoruz,tarak geçmeyen sarı kırçıl saçlarıyla,çiçekli giysileriyle,ayaklarında lastik pabuçlarıyla çocuklar belgesel çekimi için gelen televizyonculara uzaylı görmüş gibi bakıyorlar.
Babaları,anneleri çadırlarından çıkıp konuklara Allah ne verdiyse ikram edip onları ağırlarken bir kez bile yaşam biçimlerinden yakınmıyorlar.
Tekrar söylüyorum.
Yaylalarda hiç de konforlu bir yaşam sürmeyen insanlarımız bir kez bile devletinden şikâyette bulunmuyorlar.
Ülkemizin doğusunda ve birçok yerinde de en önemli sorun acımasız terördür.
Bölücü terördür.
Ve artık yapılan terör ve dağa çıkma sözleri,tehditleri ne yoksulluğun ortadan kaldırılması içindir ne de kültürel hakların elde edilmesi içindir.
Artık terör,emperyalistlerin emellerine ulaşabilmeleri için maşa gibi kullandıkları bir yöntemdir.
Ne istemektedir bunlar?
Ürettikleri bir takım projelerle ülkemizin sahip olduğu zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarında söz sahibi olmak.
Bunun için kendilerine hizmet edecek olan uydu yerleşimler,yönetimler kurmak.
İşte barış içine yaşadığımız bu güzel topraklarda kardeşi kardeşe düşüren bu emperyalist odaklar ya dini,mezhebi ya da etnik kökeni öne çıkararak ayrılık tohumları ekerler.
Amaçları yalnızca kendi çıkarlarını korumaktır.
Bu uzun süreci hiç bıkmadan sürdürürler.
Atatürk zamanında da vardı;ama o büyük insanın öngörüsü ve Türk insanına olan güveni bizi bugünlere kadar taşıdı.
Şimdi bu olumsuz süreç hızlandı.
Umarım bu alçak süreç sekteye uğratılır ve ülkemizde kardeşçe yaşamayı sürdürürüz.
Sağlıklar diliyorum.
06.06.2010
Sehri DOĞRUÖZ
sehri_dogruoz@mynet.com