...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
ŞEY


Konuşurken ne kadar çok "şey" sözcüğünün kullanıldığı dikkatinizi çekiyor mu?
Okullarda dilbilgisi derslerinde öğretilen bu "belgisiz zamirin" birçok kişinin kurtuluş sözcüğü olduğu hiç aklınıza geldi mi?
Hani bir konuyla ilgili bir sözcüğü anımsayamadığımız ya da dilimizin ucuna gelip de söyleyemediğimizde ağzımızdan çıkıveren "şey."
Öyle sanıyorum dilimizden "şey"i çıkarsak birçoğumuz tıknefes kalıp konuşamayacak.
"Şeyi şeyttirmek için şeytmek gerekir."
Şimdi ne anladınız bu sözlerden?
Hiçbir şey!
Adam gibi desene, "Arabayı çalıştırmak için kontağı açmak gerekir."diye.
Kanımca sözcük dağarcığı yoksul kalmış ya da Türkçe'yi uzun bir süre konuşamama zorunluluğu yaşamış kimselerde bu sözcük daha çok yer etmiş.
Gerçi şey sözcüğünü kullanmamak olası değil.
Ancak kurulan tümcenin yarısından çoğu "şey"lerin egemenliğindeyse eğer,
o zaman kişinin sorunu dilbilgisinde değil onu kullanamamasındadır.
Bakınız,daha da kötüsü var bunun.
Konuşurken her sözcüğün ardından on saniye "hı" çeken,tümcenin sonuna doğru dinleyene öznesini unutturan ve bunu da özellikle yapanlar var.
Acaba bunu çok ağır konuşuyor izlenimi vermek ve makamının ciddiyetiyle bağdaştırmak için mi yapıyorlar?
Ama bence en iyisi ve eleştiriye kapalı olanı(!) iki sözcükte bir susmak olmalı sanırım.
Hiç olmazsa insanlar o zaman,belki çok önemli bir konudan söz edecek,bu yüzden konuşmasına ara veriyor diye meraklanır.

İLK İNSANLAR GİBİ
Televizyonlardaki çizgi filmlerin ve bilim-kurgu romanlarının tersine insanoğlu,
dinozorların yok oluşlarından tam bin yıl sonra yeryüzünde görülmeye başlamış.
Yerkürenin bazı yerlerinde bulunan fosillerin "karbon-14" yöntemiyle yapılan
yaş belirlemesiyle bu ortaya çıkmış.
Konudan ayrılmış gibi görülsem de amacım sizleri "ilk insanların" birbirleriyle nasıl anlaşabildiklerine getirmek.
Yaşam süreleri 15-20 yıl olan,tıpkı hayvanlar gibi ot yiyen ve her türlü eti pişirmeden,
parçalayarak beslenen,en küçük bir üşütmede nezle olup ölebilen bu ilk "neandertal" insanlar,acaba nasıl iletişim kurabiliyorlardı?
Araştırmacıların,antropologların yazdıklarına göre gırtlak ve çene yapıları tam oluşmadığından harfleri boğumlayamadıkları ve birbirlerine bağırarak,böğürerek seslendikleri ortaya çıkmış.
Ayrıca birbirlerine söylemek istediklerini de "el,kol hareketleri" ile açıklamaya çalışıyorlarmış.
Hadi ilk insanlar konuşabilecek anatomik yapıya sahip olmadıkları için el,kol hareketleriyle bir anlatımı gerçekleştiriyorlardı.
Ya günümüzde ellerini kullanmadan,kollarını oynatmadan konuşamayanları ne yapalım?
Gerçi baston yutmuş gibi dimdik,hiçbir yüz,göz hareketi yapmadan da konuşulamayacağını kabul edelim.
Ama bunda aşırıya gidildiğinde göze çarpan bir çirkinlik derhal yağ gibi yüze çıkıyor.
Bu hareketler bize ilk insanlardan miras mı kaldı acaba diye düşünmeden de
edilemiyor.

SAĞLIKLI ÇÖZÜM
Aslında şey'siz konuşamayan, konuşurken de el ve kollarını çok kaldırıp sağa sola sallayan kişiler okumayı biraz rafa kaldırmışlardır diye düşünüyorum.
Çünkü sözcük dağarcığının gelişmesi,her türlü konuya tanıdık olması;kişinin kitap okumasıyla olabilir bence.
Bu konuda da bir umursamazlık var ne yazık!
İnsanlar televizyon izleyerek ya da ansiklopedi okuyarak aydın bir kişi olabileceğine inanıyor.
Bazıları tabi ki.
En çok yapılan bir yanlışlık ise kitap seçiminde oluyor.
Anlaşılması zor ve ciddi konulu kitaplarla başlayanlar için bir süre sonra okumak eziyet oluyor.Doğaldır ki kitap asla bitirilemiyor veya "maymun iştahlı" sayılmamak için okunuyor.
Oysa herkes en çok hoşlandığı konuda kitap okumalı.
Bu bir süre sonra doyum noktasına ulaşacaktır;sonra kişi daha değişik konularda kitap okuma arayışına gidecektir.
Böylece kitap okuma zevkini bir daha ertelemeyecektir.
Yalnızca konuşurken el ve kollarımızı sıkça kullanmamak ve "şey" limanına sığınma zorunda kalmamak için değil;tutum ve davranışlarımızdaki tutarlılığa,görgüye,
ülke sorunlarıyla sağlıklı ilgilenebilecek yeterli bilgiye,yozlaşmamaya bizi götürmesi için okumak bence en doğru olanıdır.

Sağlıklar diliyorum.

20.06.2010

Sehri DOĞRUÖZ
sehri_dogruoz@mynet.com



SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.