KAYADAKİ ARI
(OSMAN DAYI)
(Bu öykü,okulunda yaklaşık sekiz yıl(1983-91)öğretmenlik yaptığım Ankara'nın Kalecik ilçesine bağlı Hasayaz köyünde geçmektedir.Olay ve olayda adı geçenler gerçektir.Resimde Hasayaz.)
(1)
Cıbır Osman,"Bu arıyı kesinlikle alırız." diyordu kendinden emin bir biçimde.
Bildiği bir yol,yöntem var da onu sona saklıyor gibiydi.
Konuşmasını sürdürdü:
"Hoca,bu arıyı benden gayli alacak kimse çıkmaz buralarda."
Osman Dayı uyuşan ayağını değiştirerek arkasına biraz daha yaslandı.
Dudağına yapışan neredeyse bitmiş sigarasını yumuşaklığını çoktan yitirmiş bir ağaç kabuğunu andıran parmağıyla aldı,bir iki çekip yaktıktan sonra, "Gel,kaşa çıkalım." dedi.
Temmuz sıcağında kaş üfül üfüldü.
Köyün öğretmeni çok sevdiği Sehri Hoca'yla koyu bir coraşa daldı…
*
Sehri Hoca,sekiz yıldır kendi köylerinde(Hasayaz) öğretmenlik yapıyordu.
Güleç,arkadaş canlısı bir kişiydi.Köylünün yanında büyüklenmez;kadın,çocuk,ihtiyar herkesle ayırdım gözetmeden konuşur hatta şakalaşırdı.
İlgilenmediği hiçbir şey yoktu.
Her iş elinden gelirdi;duvar örer,sıva yapar,bahçeciliği de kotarırdı.
Kentte doğup büyümesine karşın köy yaşamını sevdiğini söylerdi.
Yetiştirdiği öyle nefis çilekleri vardı ki tadına doyum olmazdı.
Köyde birçok kişi onun yardımıyla ilk kez yedikleri çileği yetiştirmeye başlamıştı.
Ama onun en büyük tutkusu arıcılıktı.
Arılarına bir annenin yeni doğan bebeğine gösterdiği özenle eğilir,bazen kahvaltı ya da yemeğe arılar yüzünden geciktiği için eşiyle tartışırdı.
Arıcılığı da biliyordu hani.
Zaten nereye gitse onu gören bir arı muhabbeti başlatırdı.
Adını yakın köylerden de duymuşlardı.
Arılara insanlara verilen vitamin haplarından verdiği söyleniyordu.
Adı bir tuhaftı.
Sehri.
Köylü söyleyemediği için ona Zehri Hoca diyordu.
Anlamı sorulduğunda o da işi dalgaya vuruyor, "İsim kıtlığında dünyaya gelmişim." diyordu.
*
Sehri Hoca'nın en iyi arkadaşı Osman Dayı idi.
Namı diğer "Cıbır Osman."
Aslında yok,yoksul değildi.
Aşağı özde kavaklarını satsa Ankara'da birkaç ev alırdı.
Sehri Hoca'yla en temel ortak yanları arıcılıklarıydı.
Ayrıca hoca onun pratik zekâsına,iş bitiriciliğine,herşeye anında çözüm bulmasına hayrandı.
Altmış beş yaşında olmasına karşın,onun çevikliğine,çalışma isteğine imrenirdi.
Upuzun kavakların yan dallarını budamak,kavağın daha güçlenmesini sağlamak için
en doruğa bir çıkışı vardı ki adamın kalbi dururdu.
O ne cesaret,o ne denge yeteneğiydi!
Cıbır Osman'ın asıl işi ustalıktı.
Zaten Hasayaz ile çevre köylerde bir ev yapılacağı zaman ya Cıbır ya da kardeşi Kara Bilâl çağrılırdı.
Babaları da ustaydı.
Osman Dayı'nın kerpiç duvarlar üstünde bir yürüyüşü,bir çömelişi vardı ki neredeyse düşecek sanır,içiniz hoplardı.
Ev yapılırken odaların büyüklüğünü,yerleşim biçimini,orta direk yerinin hesaplanmasını büyük bir titizlikle yapar;yapının biraz gerisine çekilir,nasırlaşmış eliyle üç günlük sakallı çenesini çatırdatarak kaşır,büyük bir mimar duruşuyla kendi kendine komutlar verirdi.
(Devam edecek.)
Sağlıklar diliyorum.
27.08.2010
Sehri DOĞRUÖZ
sehri_dogruoz@mynet.com