...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
ÖĞRETMENLİK ÜZERİNE

Birçok kişi tarafından çok kolay yapılan bir meslek olduğu söylenebilen ve diğer mesleklerle karşılaştırıldığında hafifsenen ve küçük görülmeye çalışılan öğretmenlik aslında sanıldığı gibi midir?
Yani "hiçbir şey olamıyorsan bari öğretmen ol" söylemini hak eden bir meslek midir?
Eleştirilmeye kalkıldığında yere batırılan,nedense aldıkları para kendilerine çok görülen, her öğretim yılı bitiminde üç ay gibi uzun süren bir tatil yaptıkları sanılan ve sırtta yük taşımadıkları ileri sürülerek bir taşıyıcı kadar bile yorulmadıkları söylenebilen öğretmenler…
Oysa böyle konuşup öğretmenliğin neredeyse her işten daha kolay olduğunda ısrarcı olanların sıra kendi çocuklarının öğretilip eğitilmesine gelince fellik fellik iyi okul, becerikli öğretmen arayışına girdikleri de bir gerçektir.
Bir toplumun kalkınmasının iyi yetiştirilmiş bireyler eliyle gerçekleşebileceğini ileri sürmek çok beylik bir sözmüş gibi görünse de gelişmiş her toplumun ilk önce eğitim sistemlerinin rayına oturtulduğunu izlemek,gözlemlemek bu konu üzerinde durup düşünmeyi gerektirir sanırım.
Bunun için öğretmenlik bir toplumda öyle bir noktaya getirilmeli ki bu meslek saygınlığını her koşul ve ortamda sürdürebilsin.
Bir öğretmenin az iş yaptığını,birçok meslekle karşılaştırıldığında kaytarmacılık içinde olunduğunu ileri sürenlere söyleyeceğim şudur ki:
Ailelerin biricik varlıklarını emanet ettikleri öğretmenler öncelikle anne ve babaların içlerini rahatlatacakları namus timsalidirler.
Öyle olmalıdırlar.
Okul dışında olduğu gibi okul ve sınıf içinde de örnek davranışlı olmak zorundadır.
Örneğin elinde sigara ile görünmek istemez bir öğretmen eğer kullanıyorsa o mereti.
Çünkü öğrencisinin gözünde yücelmiş bir öğretmenin yaptığı bu kötü davranış çocuğa yansıyabilir.Örneğin yakışık almayan söz ve konuşmaları yapmaz bir eğitimci;çünkü öğrencinin duyargaları her an açık ve kapmaya hazırdır,bunu bilir.
Sınıfa giren öğretmen aynen bir oyuncu gibi rol yapmak durumundadır.
Kendi ailesinden biri hasta mı oldu? Güçlük içinde mi?
Öğretmen için bu önemli olmamalıdır onlarca öğrencinin karşısında.
İçi kan ağlasa da çocuklara gülmek zorundadır.
Kısaca o bir dadıdır,o bir annedir,bir babadır.Kendi çocuklarına,kendi aile bireylerine gösteremediği hoşgörüyü,güleryüzü öğrencilerine gösterecektir.
Kendilerine emanet edilmiş o yavruların başında her ders saati boyunca durmakta ve onların sağlığından,başlarına gelebilecek her kötü olaydan sorumlu olarak nöbetçidir.
Ertesi gün nöbet yorgunluğunu atması için bir dinlence isteğinde de bulunmaz.
O artık bir sağlık çalışanı,o bir polis,o bir asker,o bir güvenlikçidir.
Gerekirse öğrencisini kucaklayıp anne,babasından önce sağlık kuruluşlarına ulaştırır.
Gerekirse öğrencisine kötü gözle bakan herkese hesap sorar,herkesi sorgular.
Her ders saati içinde karşısında öğrenmeye aç çocuğa bilgi yükleyecektir.
Ama ilk önce sınıf içinde sessizliği sağlar,değişik karakter ve yapıya sahip öğrencilerin nabızlarına şerbet olup dikkatlerini öğrettiklerine yoğunlaştırır.
Öğretmen şimdi bir sosyolog,bir pedagog,bir toplum mühendisidir.
Öğrencilerine iyi bir konuşmayla yön verirken ses tonunu ayarlar,etkili olmak için kullandığı dilin çok sade ve anlaşılır olmasına dikkat eder.
O şimdi bir sunucudur,bir izlence yapımcısı veya anlatımcısıdır.
Arada bir ortamı yumuşatmak ve öğrencisini güldürmek için fıkra anlatır,rolden role girer.
O bir meddahtır.O bir komedyendir,sahnede tek başına gösteri yapan bir sanatçıdır.
Sesi güzel ya da değil,şarkı söyleyip öğrencileriyle neşelendiğinde o bir müzisyendir.

KUTSAL MESLEK ?!
Her öğretmen bir ders saati süresince bütün bu meslekleri icra eder.
Etmeye çalışır.Severek,isteyerek ve gönülden.
Becerebildiği kadar yapar bunu.Ve bu işi her gün neredeyse altı saat yapar.
Peki ders bittiğinde bu mesleklerin icrası da biter mi?
Hayır.
Bir yandan toplumun kendisini görmek istediği biçimde davranır;bir yandan da kendi ailesinin sorunlarıyla boğuşur.Okul ve öğrenci sorunları da eve taşınır.
Sınav kâğıtlarının okunması ve değerlendirilmesi,bir sonraki gün için ders hazırlığı, plânlaması hiç eksik olmaz.
Okullarında kendisinden başka hiçbir görevli olmadığı için duvar sıvayan, tuvalet temizleyen,yerleri süpüren,camları silen ve güç harcayarak öğrencilerine karşı duyduğu sorumluluktan ötürü yukarda saydığım tüm meslekleri her gün tekrar tekrar yapan bu insanlar için söylenen yerine göre şu olmaktadır:
"Kutsal bir meslek yapıyor!"
Lâfa gelince iyi niyetlilerin gözünde gerçekten kutsal bir meslektir öğretmenlik.
Hem zaten biliniyor ki iyi niyet taşlarıyla örülmüş yollardan götürüle götürüle öğretmen, toplumdaki en az ücretle geçinmeye çalışan,en zor koşullarda bile sızlanmaması gereken, ek iş yapmak zorunda kalıp kazanabildiği parayı taksitlerine ancak yetiştirebilen bir üstün varlık(!) durumuna getirilmiştir.
Bu durum bugüne mi özgü?
Yok canım,yıllardır bu böyle!
Evli ve birbirinden kilometrelerce ayrı yer ve yörelerde çalışmak durumunda kalan öğretmenler…
Çeşitli adlarla sınıflandırılıp ücretli,sözleşmeli,kadrolu gibi bölünmelere uğramış olan öğretmenler…
Atandıkları yerlerde uyum sağlarken sağlıklarından olan ama aldıkları maaşı yetiştirebilmek için binbir savaşım içine giren öğretmenler…
Anadolu'muzun en ücra köşesine bile gitmek için can atan atanamamış öğretmenler…
Daha niceleri,sanmayınız ki,ay sonlarında alacakları ücret uğruna bu mesleği yapıyor!
Asla!
Öğretmenlik mesleği ancak bir ideal uğruna gerçekleştirilebilecek bir olaydır.
Ancak şu,"kutsal meslek" deyip de bunu yan çizmenin bir örtüsü olarak kullanmayı yeğ tutanlar var ya!..
İşte onlar pek de övülmeye değer değil bana göre.

Sağlıklar diliyorum.        

07.11.2010

Sehri DOĞRUÖZ
sehri_dogruoz@mynet.com



SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.