TERÖRÜN GERÇEK NEDENİ
Yakın geçmiş tarihi okuyunca,insan bazen olayların bugün gerçekleşenlerle birebir aynı olduğunu,bazen de geçmişte yaşanan tarihsel sürecin daha sonlanmadığını hemen anlıyor.
Bir şeye dikkat edilince de bu tarihsel süreç içinde rol alan oyuncuların ya hep aynı ya da birbirine çok benzediği gözden kaçmıyor.
Çok uzaklara gitmeye gerek yok.
Hem zaman hem de mekân olarak yüz yıldır güneydoğumuzda,Irak'ta olup bitenlere ve Ortadoğu'da yaşananlara bir tarihçi gözüyle bile değil,yalnızca biraz dikkatli bir okuyucu olarak bakıldığında; şehir,kasaba ve köylerin yerle bir edilmesinin,yüz binlerce insanın öldürülmesinin ve büyük maddi servetlerin yok olmasının arkasında,önünde her tarafında küresel sermayenin yani emperyalizmin olduğu görülebilir.
Tabi onların doğal bağlaşıkları olan yerli işbirlikçiler de peşlerinde.
Bir zamanlar sınırlarında (sömürgeleri dahil) güneş batmayan ve okyanus ötesinden gelip bir sülük gibi bağımsız ülkelerin kanını emen bu emperyalistlerin, istediklerini elde etmek için başvurmadıkları yöntem yoktur.
Örneğin,resmî olarak savaşın sona erdiğinin anlaşılmasına karşın,güneydoğu komşumuz Irak'ta, şiddet ve kan dökme sürüyor.Her an yollarda,sokaklarda patlamalar,insan cesetleri ve tecâvüzler sıradan olaylar durumuna geldi .
O denli sıradan ki bunca ölüm olayının,vahşetin egemen olduğu Irak'ta,televizyon ekranlarında bir futbol maçında eğlenip göbek atan insanları görünce düşünmeden edemedim.
Onlara biraz eğlenmeyi çok gördüğümden değil,ülkesi kan gölü içinde yüzerken,her gün elliyi aşkın insan patlamalar sonucu yaşamını yitirirken
-tabi bunlar ekranlara yansıyan,gazetelerde okunanlar- insanların eğlenmeyi düşünmesi kuşkulandırıyor izleyenleri.
Acaba bütün bunlar bir oyun mu? Dünya kamuoyunu kandırma taktikleri mi?
Irak'ta toplumlar,cemaatler,mezhepler birbirlerini öldürmeye başladılar.
Musul,Kerkük ve Süleymaniye'de onlarca Türkmen kardeşimiz öldürüldü ve çoğu da tehdit altında.
*
KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZE NE OLDU
*
Nitekim dün -27 eylül Perşembe-ABD senatosunda tavsiye niteliğindeki bir karar onaylandı.Bağlayıcılığı olmayan ama bir niyet belirtisi olan bu
kararla Irak üç federatif bölgeye ayrılmış oluyor.Bir süre sonra federatif yönetimler bağımsızlığını ilân edip biz devlet kurduk diyebilirler.Böylece Irak'ın bütünlüğü parçalanmış oluyor.
Bizim ise ne kırmızı çizgimiz kaldı,ne misak-ı milli sınırımız.Zira Irak'ın Amerikan destekli hükümetinin İçişleri Bakanı,Türkiye topraklarında olduğunu unutup Türkçe çevirmen kullanmadan sinirli bir biçimde Arapça olarak,sıcak takibi kabul etmediklerini söyledi.
Uzun lâfın kısası şudur:PKK,Irak'tan sızarak Türkiye'ye girip katliamlar yapacak,biz takip için Irak Hükümeti'nden izin isteyeceğiz! Verirlerse ne âlâ,ama asla izin vermeyeceklerdir.
Bu durum Türk askerinin de elini kolunu bağlamaya yöneliktir.
Böyle bir şey nasıl olabilir?Kendi ülkemizde bu cesareti kimden alıyor bu kişiler?
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hükümeti böyle bir şeyi kabul eder mi?..
*
PEKİ NİÇİN OLUYOR BUNLAR
*
Bütün bunlar,yani Irak'ın bölünmesi ve terör tek bir nedenden ötürü yaşatılıyor bölge insanlarına.Nedir o?
Bu bölgede var olduğu bilinen yeraltı enerji kaynağı "Petrol !"
Sömürgeci devletler bu bölgenin yani Ortadoğu'nun, Musul ve Kerkük'ün çok zengin petrol ve doğalgaz yatakları üzerinde olduğunu daha 1900'lü yıllarda öğrenmişlerdi..
Bunun için kendi aralarında yaptıkları özel ve gizli antlaşmalarla buraları paylaştılar.
Amaç,buradaki zenginliği o bölge insanlarına yedirmemek,sahiplenmek.
Bu yüzden insanlar yoksullaştırıldılar,aç ve muhtaç bırakıldılar.
Biraz dikleşen ve emperyalizme karşı güç odağı oluşturan yönetimler ezildi.
Sonra etnik,mezhepsel çatışmalar,kargaşa ortamı ve iç savaş.
Bazen terör örgütlerini destekledi emperyalistler.
Ürettikleri projelerle isyanlar çıkarttılar.
Kendilerine hizmet eden toplum liderleri,kanaat önderleri yetiştirdiler.
Onları paranın kölesi yapıp istedikleri gibi kullandılar.
*
KİMİN ÇIKARI VAR
*
Nerede bir iç çatışma ve terör varsa, orada mutlaka emperyalistlerin bir çıkarı vardır.
Kazanan onlardır,silâh tekelleridir,ilâç,gıda ve inşaat sektörünü elinde bulunduran uluslararası sermaye ve onların emrinde çalışanlardır.
Emperyalistlerin,çıkarları söz konusu olduğunda, kendi aralarında gizli antlaşmalar yapabileceklerinden söz etmiştim.
Örneğin,1.Dünya Savaşı sürerken (1914-1918) İngiltere ve Fransa kendi aralarında, Rusya'nın da onayıyla gizli bir antlaşma imzaladılar.
Adı : Sykes-Picot Antlaşması.
9 Mayıs 1916'da imzalanan bir gizli antlaşmayla,Ortadoğu ve Misak-ı Millî sınırlarımız içinde bulunan ve önemli petrol yatakları üzerinde kurulmuş olan Türk yerleşim yerleri Musul,Kerkük,Süleymaniye bu üç devlet tarafından paylaşıldı.
Ancak,1917 Sovyet Devrimi'nden sonra,Lenin bu gizli antlaşmayı tüm dünyaya açıkladı.
Bugün ülkemizde,Irak'ta,Ortadoğu'da olanları düşününce,yaşananların bu bölgedeki zenginlikleri eline geçirmeyi amaçlayan emperyalistlerin oyunları olduğunu anlayabilirsiniz.
Aç,yoksul ve muhtaç bırakma,ekonomik tehdit,terör,mezhepsel iç çatışma çıkarma,eğitimsiz bırakıp olayları irdeleme gücünden yoksun bırakma!
Bütün bunlar,merkezinde yeraltı enerji kaynaklarının olduğu bir daire içinde uygulanan boyun eğdirme ve yıldırma yöntemleridir.
21.07.2007 tarihli, "Papağanım ne kadar özgür?" başlıklı yazımda bu konuyla ilgili dokunuşlarım olmuştu.
Kalleşçe patlatılan mayınlar ve can verip şehit olan civan gibi delikanlılar.
Yine evlerimize düşen ateşler.
Ülkemizde yaşanan terör,hangi ülkeler tarafından üretildiği belli patlayan mayınlar acaba bu emperyalist ülkelerin kendi aralarında gizlice imzaladıkları birtakım antlaşmaların uygulamaya geçişiyle mi ilgilidir?
Irak'ın bölünmesinden sonra sırada ne var?
Düşünenler için bu sorunun yanıtını bulmak, sanırım çok zaman almayacaktır.
Sağlıklar diliyorum.
SEHRİ DOĞRUÖZ
29.09.2007
sehri_dogruoz@mynet.com