21 EKİM REFERANDUMU-1
21 EKİM Pazar günü referandum yani halk oylaması var.
Yine milletin önüne sandıklar konulacak ve halkımız belirtilen saatler içinde tıpkı genel seçimlerde olduğu gibi sandığa gidecek.
İki karardan birini verecek ve gerekli yerlere mührünü basacak.
Yani ya kabul ya da reddedecek.
Peki halkımız sandığa gitmekle neyi oylamış olacak?
Referandumun anlamını,ciddiyetini halkımız biliyor mu?
Türkiye’nin geneli düşünüldüğünde bu konuda herkes bilinçli mi?
Televizyon röportajlarını izliyorum,bir kadın,bu konuyla ilgili yöneltilen bir soruya,
”Ne rafarandumu gardaşım!” diye yanıt verdi.
Demokrasilerde,çoğulcu parlamenter bir düzende her seçmenin oyu eşittir.
İşte bu yüzden sandıktan çıkan sonuç,yeryüzünde ulaşılabilmiş en özgürlükçü sistem olan demokrasinin bir göstergesidir.
Bu böyledir de herkesin oyu bilinç noktasında eşit midir?
Dünyaca ünlü bir yazar, “Benim oyumla okul yüzü görmeyen,cahil birinin oyu bir değildir!” demiş.Haklı bir görüş.
Ben de sandığa gidene kadar algılama,sağlıklı yorumlama ve irdeleme konusunda herkesin, oyunu aynı bilinçle attığına inanmıyorum.Ama tekrar söylüyorum,sandıktan çıkan her sonuca demokrasiye inanan herkesin saygı göstermesi gerekir.
Tabi seçmenlerin sağlıklı sayım ve tespitinin yapılması,sonuçların yanlışsız bir biçimde merkeze ulaştırılması da üzerinde önemle durulması gereken konudur.
ÖNCELİKLİ SORU NEDİR
21 Ekim’de yapılacak halk oylamasında kamuoyuna yansıyan öncelikli soru şudur:
Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin mi,seçmesin mi?
Peki 23.Dönem TBMM’de yapılan Cumhurbaşkanı seçimi ne olacak?
CHP’nin meclise girmediği ama DSP,MHP ve DTP’nin oturuma katılarak Cumhurbaşkanlığı seçimi için gerekli sayı olan 367’yi bulmada katkı verdiği mesai boşuna mı yapıldı?
Abdullah Gül yedi yıl görev yapmak üzere 11.Cumhurbaşkanı seçildi.
Madem Cumhurbaşkanı’nı meclis seçecekti de niçin halka sormaya gerek duyuldu?
21 Ekim’de “Cumhurbaşkanı’nı halk mı seçsin?” sorusu oylanıp kabul edilirse, şu andaki 11.Cumhurbaşkanı ne olacak?
Gerçi,Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Ahmet Sever,11.Cumhurbaşkanı olan Gül’ün, referandumun kabulü halinde istifa edip tekrar aday olabileceğini açıkladı.(cnnturk.com/24 eylül)
Ancak son duruma göre hükümet Cumhurbaşkanı seçimi maddesini referandumdan çekecek.
Hatta bunun teklifi yapıldı.İlk görüşme 10 ekimde yapılacak.
Madem öyle de bu kadar kısa bir süre için niçin Cumhurbaşkanı seçimi yapıldı?
Aylardır süren ve daha bitmeyecek gibi görünen bu soruların açıklamaları Türkiye’yi yordu.
MİLLETİN DERDİ GEÇİM
Açlık ve yoksulluk sınırları birçok insanın kazandıklarının ya da kazanamadıklarının çok çok üzerinde.
İşsizliğin dayanılmaz boyutlara ulaşmasından,istihdam yaratıcı(iş bulmayı sağlayıcı) ve üretime dönük yatırımların olmadığından söz ediliyor.
Ekonomist, Prof.Dr.Osman Altuğ,asgari ücretlinin enflasyonunun düşük olmadığını, hele işsizin enflasyonunun ise yüz olduğunu belirtiyor.
Eğitim Fakûltesi’ni bitirmiş,öğretmen olmuş;ama görev verilmemiş binlerce genç, babasından utarak aldığı harçlıkla gün doldururken, “Benim çocuğum işsiz! ” diyen bir babaya,
“Otur,otur senin çocuğun da işsiz kalsın!” denmesi yaralayıcı oluyor.
Bu çocuklar ülkelerine yararlı olabilmek için okullarda okudular.Ama şimdi işsizler ordusuna katıldılar.
Öbür yanda ise bir çift ayakkabıya, tek bir saate on milyarlar verilebilen ve yüzlerce milyar liraya satılan lüks otomobillerin kapışıldığı ülkemizde,varsıl ile yoksul arasındaki makas açıldıkça açılmış durumda.
İç kanatan bunca sorun varken,bizim hâlâ türban,ılımlı İslâm,Cumhurbaşkanlığı seçimi,sivil anayasa taslağı,Malezya’daki düzen,mahalle baskısı gibi ikincil olan –halk için- konuları tartışmamız abesle iştigaldir.(Gereksiz konularla uğraşmak.)
Medyanın da bu konuları öne çıkarma çabaları neyi perdelemek içindir?
Halkımız 21 Ekim’deki referandumda ağırlığını koyarak kendisine çok değer verildiğini, kendisinin çok önemsendiğini (!) fark etti.
Çok güzel! Peki,doğru dürüst kitap ve gazete okumayan,genel öğrenim ortalaması 4.5 yıl olan ve işsizlik,geçim sıkıntısı gibi sorunlarla boğuşan,Kızılay’ın dağıttığı beş milyonluk yiyecek poşeti için saç baş kavga eden halk kitlesi, aynı referandumla başka hangi sorulara evet,hayır diyecek?Bunun bilincinde mi? Haberi var mı?
Tabi ben belirli bir öğrenim görmüş,aydın kişilerden söz etmiyorum.
Gerçi,hangi televizyon kanalında haber izlesek,hangi gazeteyi okusak,sanki referandumda yalnızca Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi oylanacakmış gibi açıklamalar var.
Sabah eğlence programları ve şarkı yarışmalarıyla da konunun önemi ve ciddiyeti sulandırılarak gözden uzak tutuluyor.Süreç bakalım nasıl sonlanacak?
Gelecek hafta bu konuyu sürdüreceğim.
Sağlıklar diliyorum.
SEHRİ DOĞRUÖZ
06.10.2007
sehri_dogruoz@mynet.com