...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
SIRALI  ÖLÜM

       Acıya dayanabilme gücümüz olmasaydı,biz insanlar ne yapardık ?
       Fiziksel bir acıdan söz etmiyorum.
       Üzüntüyü,kederi ve manevi çöküntüyü beraberinde getiren acı.
       Ölüm acısı.
       Uyudun,uyanamadın.Bu kadar basit.
       Kim var ki ailesinde,yakın çevresinde bu acıyı yaşamamış?
       Her canlı  onu tadacak.
       "Ölüm Allah'ın emri.Ah ayrılık olmasa!" demiş büyükler,atalar.
       Ama yaşam sürüyor,sürmekte.Her anı,saati,günü değerlendirmek ve soluk aldığımız sürece sağlıklı olabilmek için elden geleni yapmak zorundayız…
       Annemi ve babamı yitireli epey oldu.
       Ben de eşim de çok ağır ameliyatlardan geçtik.
       Üzüldük,üzülündü ama asla yaşamdan kopmadık.
       Çocuklarımız,işimiz ve hayallerimiz vardı.
       Zaten insan yaşamının en büyük eğlencesi de düşlerinin peşinden koşmak değil midir?
       Ufak da olsa herkesin mutlaka bir hayali vardır.Çok zaman alsa da bu hayalini gerçekleştirmeyi umması,insanı yaşama bağlayan bir iki şeyden en başlıcasıdır.
       Büyükler veya dinsel konularda daha yetkin olanlar ölümün ardından  aşırı üzülmenin,dövünmenin pek doğru olmadığını söylüyorlar.
       Ama bu insanın elinde mi?
       Elinde olmalı.
       Bilinçli olarak anılarla avunmak,anıları yaşatmak daha sağlıklı.

ORAYA DA GEREKLİ

       Çok uzun zaman önce,Ankara'nın bir köyünde çalıştığım yıllarda,biri öldüğünde,köylüler doğal bir sürecin yansıması olduğunu sandığım olağan bir yüzle,
       "Oraya da lâzım!" diyerek hep birlikte cenazeyi kaldırırlardı.
       Sonradan çözdüm bunun ne demek olduğunu."Oraya" dedikleri "öbür dünya."
       Ne kadar yerinde,ne kadar üzüntüyü sıfırlayan bir söz!
       Aynı köyde duyduğum başka sözler de vardı,üzüntüyü hafifleten.
       İhtiyarlamış ve artık kendini taşıyamayacak kadar güçsüz bir kişi öldüğünde ise,
       "Allah herkese böyle sıralı ölüm versin!" derlerdi.
       Sıralı ölüm!
       Yani çok yaşlı  birinin beklenen ölümü.
       İç Anadolu'nun böyle lâfları çok dikkatimi çekmiştir.
       Cenaze yakınlarına başsağlığı diledikten sonra ölüm acılarını hafifletmek için söylenen bir lâf daha var,bu sekiz yıl kaldığım Türkmen köyünde:
       "Allah bunu unutturacak başka acı vermesin ! "
       Bu söz de ne kadar düşünceli ve duruma uygun.
       Yüzyılların deney imbiğinden süzülerek gelmiş ve bugünlere taşınmış bir söylem.
       Benzer ölümlere tanık olmuş çok kişi de vardır.

TANIK OLDUM

       Aynı köyde- Hasayaz Köyü, Kalecik- üçüncü yılımdı.
       Sevdiğimiz,birlikte çalıştığımız tarih öğretmenimiz Burhan Yılmaz,bir gün kayınpederinin rahatsızlığı nedeniyle eşi ve çocuklarıyla birlikte Alaca'ya (Çorum) gitti.
       Duyduk ki kayınpederi ölmüş Burhan Bey'in.Karısının babası ve çocuklarının dedesi.
       Biz başsağlığı diledik.
       Köylüler, "Allah unutturacak başka acı vermesin!" dediler.
       Eşim,komşular ve köylüler teselliye gittiler.
       Haklı olarak çok üzülüyorlardı.
       Aradan bir ay geçti.
       Burhan Bey,kendi babasının ani rahatsızlığı nedeniyle ailesiyle birlikte memleketleri olan Alaca'ya gittiler.
       Yine duyduk ki babası ölmüş Burhan Bey'in.Karısının kayınpederi,çocuklarının dedesi.
       Biz,çok üzgün,başsağlığı diledik,teselli etmeye çalıştık.
       Köylüler, "Allah unutturacak başka acı vermesin!"dediler.
       Başlarına gelen bu kadar acıyı kaldırmak kolay mı?
       Ama ilk acıyı unuttular.Unutmak zorunda kaldılar.
       Burhan Bey ve eşi babalarını,çocukları ise dedelerini yitirmişlerdi.
       O kadar üzüntülüydüler ki! Onları gören,onlarla konuşan da dayanamıyor ve saklamaya çalıştıkları üzüntülerini belli ediyorlardı.
       Aradan bir ay kadar bir zaman daha geçti.
       23 Nisan'da (1984) kızı törende şiir okurken,Burhan Bey yan yana oturduğumuz tahta sedirden yüzünün üstüne sert bir şekilde düştü.
       Ortalık karıştı.
       Kızı ufak,altı yedi yaşında,koşarak eve kaçtı.
       Ama yapılabilecek hiçbir şey yoktu.
       Zavallı Burhan Bey orada öldü.
       Belki otuz yaşlarında,yüzünden sağlık fışkıran,uzun boylu,dalyan gibi delikanlı genç  yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması nedeniyle yaşamını yitirdi.
       Dilerim,böyle bir acı silsilesi kimsenin başına gelmez!
       Rahmetlinin karısı üçüncü çocuğuna hamileydi.
       Şu an belki Çorum,Alaca'da yaşamlarını sürdürüyorlardır.Çünkü kocasının ölümünden beş altı ay sonra köye gelip,eşyalarını aldılar ve memleketlerine göçtüler.
       Trafik kazalarında yok olan yaşamlardan ve alçak pusularda akan şehit kanlarından sonra bize düşen en doğru dilek de şu oluyor:
       Allah kimseye bir acıyı unutturacak başka acı vermesin!
       Sağlıklar diliyorum.



       SEHRİ DOĞRUÖZ
       
       03.11.2007
       
       sehri_dogruoz@mynet.com

       
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.