...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
AH  ATATÜRK!

       Atatürk 57 yaşındayken öldü.
       Çocukken,öğrenciyken bu yaştaki kişilerin henüz genç olduğunu kavrayamazdık.
       Annem,rahmetli,59 yaşında bu dünyayı terk ettikten sonra onun yokluğu ve özlemi içimizi kanatmıştı.Ne kadar erken bir yaşta öldüğünü anlayamamıştık o zamanlar.
       Bir lâf var,her ölüm erkendir.Özellikle kendisine gereksinim duyulanlar için daha geçerli bu söz
       Büyük Önder kısacık ömrüne ne savaşlar,ne devrimler sığdırmış!
       Biraz anımsayalım.
       Çanakkale Savaşları sırasında,Anafartalar Grup Komutanı olan 34 yaşındaki Albay Mustafa Kemal komutanlara şifahen (sözlü olarak) verdiği emirlerine şunu da eklemişti:
       " Size ben taarruz emretmiyorum,ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir!"
       Çok daha gençken ileriyi gören ve gerçekleştirmek için ilkelerinin peşinde ömrünü,sağlığını tüketen Atatürk 13 Ocak 1910'da Selanik 3.Tümen Kurmay Başkanlığı'na atandığında 29 yaşının dinçliğiyle ve vatanseverlik duygusuyla her yere yetişiyordu.
       Sekiz ay sonra 17-21 Eylül arasında Fransa'da yapılan Pikardi manevralarına
       Türk Ordu Temsilcisi olarak katıldı.
       Üstlendiği,sırtladığı bu denli zor ve önemli görevlerin tümünü de başardığı yaş, otuz bile değildi.
       1911-1912 tarihleri arasında Bingazi-Derne-Tobruk Bölgesi'nde yerli halkı örgütleyerek İtalyan kuvvetlerine karşı başarılı direnişlerde bulunduğunda da otuz yaşına henüz basmıştı.
       "Benim doğduğum gün 19 Mayıs'tır." dediği 1919'da  Samsun'a çıktığında 38 yaşındadır.
       İçinde bulunulan dönem ve koşullar dikkate alındığında bu kadar genç bir insanın nice kararların altına imza atması,kongreler,toplantılar yapması ve o zamanın zor iletişim koşulları altında Anadolu'yu düşmana karşı örgütlemede önderlik etmesi olağanüstü bir başarıdır.
       Kurtuluş Savaşı sırasında attan düşmüş,kaburga kemiklerinden birkaçını kırmış ama yine bağımsızlık uğruna vatanı için  sağlığını hiçe saymış ve bunları vatan söz konusu olduğunda bir teferruat (önemsiz ayrıntı) olarak görmüştür.
       24 Nisan 1920'de İstanbul Hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldığında 39 yaşındadır.
       Bu karar son padişah Vahdettin tarafından onaylanmıştır.
       Oysa Mustafa Kemal bir gün önce Ankara'da TBMM'yi kurmuştur.
       Bir gün sonra ise Meclis Başkanı seçilerek ilk konuşmasını yapacaktır.
       Mustafa Kemal 13 Ağustos 1923'te ikinci kez Meclis Başkanı seçilecektir.
       1920'lerde birçok iç isyanla,gerici ayaklanmalarla mücadele ettiği yaş 39'dur.
       Düzce ve Yozgat kalkışmaları,Anzavur ayaklanması gibi daha nice gerici ve işbirlikçi isyanlar  Kuvva-i Milliye'ye ve Türk Ulusu'nun bağımsızlık savaşımına ket vurma çabalarıydı.
       Bu dönemde Mustafa Kemal ne canını ne ailesini ne de çıkarını düşünmüştü.
       O yalnızca her şeyden çok sevdiği,inandığı Türkiye'yi bağımsızlığına kavuşturma derdindeydi.
       Yunan'ı İzmir'de denize döküp daha sonra yapılan antlaşmalarla tüm Türkiye'yi zulüm ve işkenceden,düşmandan kurtardığında ise 41 yaşındadır.
       En yakın silâh arkadaşlarının bile kendisine ters düşmesine karşın Türk Ulusu'nun aziz önderi Mustafa Kemal Atatürk,Cumhuriyet'i ilân ettiğinde 42 yaşındaydı.
       Bu,aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı olma sıfatını taşıdığı yaştı da.
(Resimde, Atatürk'ün son kez katıldığı Cumhuriyet Bayramı töreni,29 Ekim 1937.Sonraki törene hastalığının izin vermemesi nedeniyle katılamamıştır.)
       Bu tarihten maddi yaşama gözlerini kapattığı 10 Kasım 1938'e kadar on beş yıl içinde gerçekleştirdiği birçok devrim,yenilik ve gelişme atılımlarını düşününce Büyük Kurtarıcı'yı anlamak,algılamak daha kolay oluyor.
       Atatürk 57 yaşında öldü.
       Çocukken,öğrenciyken bu yaşların çok ileri olduğunu sanırdık.
       Şu an ise Atatürk'ü ne kadar genç bir çağda, erken bir yaşta yitirdiğimizi daha çok anlıyorum.
       Ah Atatürk!
       O  kahrolası hastalık seni bizden ayırdı,aldı.
       Dopdolu geçen 57 senelik yaşamında bize özgür, egemen bir Türkiye bağışladın.
       Bize şöyle dedin: " Biz Türkler,bütün tarihimiz boyunca özgürlüğe ve bağımsızlığa bayrak olmuş bir ulusuz."
       Biz de buna inanarak bağlı olduk.
       Bize, biz olmayı öğrettin kul, köle olmaktan öte.
       Var mı başka, bu coğrafyada böyle,
       Uygar,ilerlemeye açık ve demokrat bir ülke?
       Ah Atatürk!
       Seni çok özlüyoruz şimdilerde.
       Çağdaşlığını özlüyoruz.
       Dik durmanı ve asla ödün vermeden yedi düvele diz çöktürmeni özlüyoruz.
       " Beni hatırlayınız!" diyen Atatürk'ü unutmak olası mı?
       Anımsamaktan öte onu özlüyoruz.
       Çok özlüyoruz.
       Sağlıklar diliyorum.



       SEHRİ DOĞRUÖZ
       
       10.11.2007
       
       sehri_dogruoz@mynet.com

       
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.