...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
ÖĞRETMENİM BENİM

       Buğday sarısı dağınık saçları, masmavi çakır gözleri ve ufacık boyuyla Ahmet, Mustafa…
       Ya da her neyse.
       Gözlerinden akan masum bakışlar,öğretmeninin güleryüzünü kolluyor.
       Öğretmeni gülünce o da gülüyor.Üzülünce o da üzülüyor.
       Öyle heyecanlı,öyle coşkulu ki! Yüreği pır pır ediyor.
       Ne zaman bir soru yöneltse öğretmen,kalkan parmağı havayı yırtıyor.
       Öğretmenim!Öğretmenim!
       Bazen çok yaramaz,afacan.Yaka silker annesi,babası.
       Ama iki damla gözyaşı unutturur her şeyi.
       Çocuklar,öğrenciler dünyanın en tatlı,en lezzetli meyvası.
       Kimi uslu,kimi cin gibi,kimi sessiz ve utangaç.
       Baş önde,yavrularımız,Ayşe'miz,Fatma'mız.
       Ailesinden bir ev yolu uzakta,ama gurbette.
       Dersteyken bile düşünür saçlarını ördüğünü annesinin.
       Ama yine mutludur.Öğretmeni vardır yanı başında.
       Başı mı ağrıdı? Karnı mı acıktı yoksa?
       Neyse ki yine o var.Öğretmen.
       Nasıl ki büyüyünce çocuklar,yine küçüktürler anne baba gözünde; öğretmenler için de öyledir koskoca mühendisler,avukatlar,ya da diğer çalışanlar.
       Tümü öğretmenler için hâlâ çocuktur yıllar öncesi gibi.
       Öğrenciler elini öpüp hatırını sorduğunda canına can katılır,yaşama bağlanır.
       Başka hiçbir meslekte bu doyum yoktur.
       Bir öğrenci bir huy,bin öğrenci bin huy.
       Her biri  ayrı bir dünya.
       Kapalı kutu.
       Açabilir ve onların dünyasına girebilirsen,sen de o yaşa iniyorsun.
       Onlarla seviniyor,onlarla şımarıyorsun.
       Ama en güzeli,gün gelip karşına çıkıverince "öğretmenim" diye, o zaman onur,gurur göğsünü yırtıp çıkar gibi oluyor.
       Ne dert kalıyor ne tasa.
       Öğrenciler,bizlerin biricik varlığı,geleceğimizin güvencesi,onur nedenimiz,gurur kaynağımız.
       Onlarla ne kadar övünsek azdır.
       Ay sonu…
       Cepte para yok…
       Ev kirası,su,elektrik…
       Hiçbirisi akla gelmez,boyuyla posuyla yetişmiş öğrencisini görüverince öğretmenin.
       Mutluluk taze kan olup damarlarına yayılır,hücrelerini besler.
       İşte böyle bir şey öğretmenlik.
       Varsa eğer yeryüzünde sevgi,sevda,anne babadan sonra, öğretmendir nedeni.
       Varsa eğer sabır,acıma yeryüzünde, öğretmendir neden olan.
       Varsa eğer güzellik,barış yeryüzünde, yine buna öğretmendir neden.
       Ancak bir ülkede hoşgörü yoksunluğu,olmayan dürüstlük ve kandırmaca yaygınsa yine sorumlusu öğretmendir,eğitimcidir.
       Demek ki öğretmen ulaşamamış buralara.
       Çabalamış,sağlığı bozulmuş ama yetememiş.
       Ne yapsın? Nasıl etsin?
       İstemektedir sevgi tohumları her noktasına saçılsın yurdunun.
       Birlik,kardeşlik ve dayanışma fidanları yeşersin her yanda.
       Sarılsın,kucaklaşsın insanlar,mutlu olsunlar.
       Bunları istemektedir öğretmen.
       Elinden geleni de yapmaktadır.
       Başta Cumhuriyet'imizin kurucusu…
       Çağdaş atılımların başlatıcısı…
       Başöğretmen Atatürk olmak üzere, sonsuzluğa göçen,hasta olup ya da özrü ve gerekçesi nedeniyle mesleğinden istemeden ayrı kalan meslektaşlarımıza,emekli olan ve şu anda mesleğini sürdüren tüm öğretmenlere…

       24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN !

       NOT: Bu yazım 1-31 Ekim 1998 tarihli "Hayrabolu Hizmet Gazetesi'nin" 17.sayısında yayımlanmıştı.
Hiç değiştirmeden aktardım.

       Sağlıklar diliyorum.


       SEHRİ DOĞRUÖZ
       
       24.11.2007
       
       sehri_dogruoz@mynet.com

       
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.