...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
ŞEHİT ÖĞRETMENİMİZ  KUBİLAY

İzmir'in güzel ilçesi Menemen'de "23 Aralık 1930" tarihinde yobazların acımasızca katlettiği
"Devrim Şehidi" Cumhuriyet öğretmeni Kubilay'ı  77. Ölüm Yıldönümü'nde rahmetle anıyoruz.
Giritli bir ailenin çocuğu olarak 1906 yılında Hanya'da dünyaya gelen Kubilay'ın tam adı Mustafa Fehmi Kubilay'dır.
Kubilay Menemen'de Yedek Subay olarak askerlik görevini yapmak üzere bulunuyordu.
Askere gitmeden önce yine kendi gibi bir öğretmenle evlenmiş ve 1929 yılında Vedat Aktuğ adını verdiği bir oğlu olmuştu.
Hiçbir zaman unutmadığımız ve Cumhuriyet tarihimizin bu en üzücü gericilik olayı Manisa'da başlayıp Menemen'de son bulmuştur.
Olayın elebaşları Giritli Derviş Mehmet (Mehdi Memet),Nalıncı Hasan,Şamdan Memet,Sütçü Memet,Tatlıcı Hüseyin,Küçük Hasan ve Emrullahoğlu Mehmet Emin adlı kişilerdi.
Ayrıca onları tarikata sokan ve eğiten Laz İbrahim Hoca adında emekli bir imam da vardı.
İbrahim Hoca İstanbul'da Erenköy'de bir köşkte oturan doksan yaşlarındaki Nakşıbendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat'a bağlıydı.Bu durum İbrahim Hoca'nın Genelkurmay Başkanlığı sitesinde yayımlanan ifadesinde açıkça görülmektedir.
Olayı gerçekleştirenlerin tümü Manisa'da ikamet ediyor ve bu tarikatla bağlantıları bulunuyordu.
Şeyh Esad Erbilî ve olaya karışan oğlu Memet Ali tutuklanmıştı.Oğlu asılmış,kendisi çok yaşlı olduğu için "idama bedel" 24 yıla mahkûm edilmiş ancak tutuklu bulunduğu sırada ölmüştür.
23 Aralık 1930 sabahı erken saatlerde başlayıp birkaç saatte biten bu olayın kararı çok önceden alınmıştı.Giritli Derviş Memet adlı esrarkeş sapkın,dağdaki kulübelerde,evlerde haftalarca yaptıkları zikir ve esrar (uyuşturucu) partilerinden sonra Menemen'e gelmiş ve "Ben Mehdi'yim!Halkı şeriata ve dine davete geldim!"diyerek yanındaki köpeği de Mehdiliğin alâmeti Kıtmir olarak göstermişti.
Kendisini durdurmak için oraya gelen Asteğmen Kubilay'ı önce tabancayla yaralamış sonra da Hükümet (Belediye) Meydanı'nın karşısındaki "Gazez Camii"avlu girişinde mecalsiz kalarak düşen bu genç subayın yanına giderek yaklaşık 25 cm. uzunluğundaki bağ bıçağı ile kafasını kesmiştir.
Bu câni ve yandaşları çevresindekilerden ip istemiş ve Müftü Mescidi'nden (Kesikköyü Camii) aldıkları yeşil bayraklı sopanın ucuna taktıkları zavallı Kubilay'ın başını getirilen iple sabitlemişlerdir.
                                                                        *
Atatürk'ün kurucusu olduğu Laik Türkiye Cumhuriyeti'nden önce de, kurulma aşaması ve sonrasında da gerici, yobaz unsurlar her türlü ilerlemeye,gelişmeye karşı durmuşlardır.
Tıpkı bukalemun gibi ortama göre renk değiştiren ama fırsatını bulduğu anda Menemen'de olduğu gibi katil yüzlerini ortaya çıkaran bu sapkınlar Laik Türkiye Cumhuriyeti'ni yıpratmak ve yıkmak için hep pundunu beklerler. Beklerken de etkinliklerini gizlice yürütürler.Bunun için her türlü olanağı kullanırlar.İşbirlikçilerini parayla beslerler. Çünkü daima dış destekleri vardır.
Örneğin 31 Mart Vakası(1909)'nda "Şeriat isterük!"diye bağıran isyancıların arasında başlarında takke,ayağında potur ve ellerinde tesbihleriyle İngiliz ajanları vardı.
3 Ekim 1920'de başlayıp 22 Kasım'da bastırılan Konya'daki gerici isyandan sonra ayaklanmanın lideri Delibaş Mehmet önce Mersin'de Fransızlar'a sığınmış, oradan sonra da Yunanistan'a geçerek hainliğine devam etmiştir.
Şubat-Nisan 1925'te  İslâm dini adına halkı ayaklandıran ve Nakşıbendi tarikatının büyüklerinden olan Şeyh Sait, emrindeki silâhlı adamlarla Diyarbakır'ı kuşatma altına almışlardı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir yanda İngiliz silâhları kullanan ve İngilizler'in kışkırttığı Şeyh Sait isyanıyla uğraşırken, öbür yanda Lozan Antlaşması'ndan sonra kaderi Cemiyeti Akvam'a (Birleşmiş Milletler) bırakılan Musul ve Kerkük ise İngilizler'in denetimine geçiyordu.
Görüldüğü gibi Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal, hukuksal ve toplumsal alanlarındaki esaslarını yıkarak yerine dinsel kurallara dayalı teokratik bir yönetim oluşturmak isteyenler bu saldırılarını yaparken her zaman emperyalistlerden destek almışlardır.
Kendine "Mehdi" süsü veren Giritli Derviş Mehmet uyuşturucuyu aldıktan sonra her toplantıda kendisini dinleyenleri, "Hükümetin maksadı ve hedefi Müslümanlar'ı gâvur etmektir." diyerek kışkırtıyordu.
Emrullah oğlu Mehmet Emin verdiği ifadede Giritli Derviş Mehmet'in Şam'a,Arabistan'a hatta Çin'e kadar gideceğini ve Hz.İsa ile birleşeceğini,Yahudiler'i  Müslüman edeceğini ve oradan Avrupa'ya dönerek Avrupa devletlerini de dine davet edeceğini söylüyordu.
24 yaşında bir Yedek Subay - Öğretmen olan Kubilay katledilirken bu olayı izleyen ve bazen alkışlayarak destekleyen yüzden çok kişi de Atatürk tarafından kınanmıştı.
Olaydan beş gün sonra 28 Aralık 1930'da Atatürk orduya şu mesajı gönderdi:
" Kublay(Kubilay) Bey'in şahadetinde mürtecilerin(yobazların)gösterdiği vahşet karşısında Menemen'deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkâr bulunmaları(onaylamaları) bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadisedir.(olaydır)"                                                                    
Kubilay'dan başka kendilerine engel olmak isteyen Hasan ve Şevki adlarında iki bekçiyi de öldüren bu esrarkeş, cahil katil sürüsü yobazlar Müftü Mescidi'nden aldıkları yeşil bayrakla mahalle mahalle dolaşarak maksatlarının dini kurtarmak olduğunu,kendilerine katılmayanların kafalarını keseceklerini söylüyorlardı.
                                                                         *
Bakanlar Kurulu 31 Aralık 1930 tarihli toplantısında Menemen İlçesi'yle Manisa ve Balıkesir merkez ilçelerinde bir ay süreyle sıkıyönetim ilân edilmesini, sanıkların yargılanması için de Divanı Harp kurulmasını kararlaştırdı. (Resimde sanıkların yargılandığı şimdiki Menemen Kubilay İlkokulu binası)
15.01.1931 Perşembe günü 105 sanık yargılanmaya başladı.
25 Ocak 1931'de sona eren yargılama sonucunda 105 sanıktan 37'si için ölüm cezası verildi.
6'sının ölüm cezası yaşları nedeniyle 24 yıla dönüştürüldü. Diğer sanıklardan 20'sine 1 yıl, 14'üne 3 yıl, 6'sına 15 yıl ve birine 12.5 yıl ceza verildi.27 sanık da beraat etti.
TBMM'nin 611 sayılı kararı,03 Şubat 1931 tarih ve 1716 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı.
Ölüm cezaları aynı gün kimileri Hükümet (Belediye) Meydanı'nda kimileri de İstasyon'da, Tuz (Kabak) Pazarı'nda, Bedestan ve Sinema önünde kurulan sehpalarda infaz edildi.
Yalnızca Emrullahoğlu Mehmet Emin, Kubilay'ın başının kesildiği "Gazez Camii" avlusunda kurulan bir sehpada asılmıştır.
Belki cahillikten,belki aldıkları uyuşturucunun etkisiyle,belki de bir köle gibi bağlı ve bağımlı bulundukları tarikatların yönlendirmesiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin laik,demokratik düzenini yıkmayı ve yerine dinsel kurallara dayanan bir yönetim sistemi kurmayı hedefleyen bu kişiler yargılanarak cezalarını buldular.
Dilerim Türkiye'mizde bu tür gericilik olayları yinelenmez…
Ülkemizi bölmeye…
Ulusal birlik,bütünlük ve dayanışma ruhumuzu parçalamaya…
Kimsenin gücü yetmez.
Sağlıklar diliyorum.



SEHRİ DOĞRUÖZ
       
22.12.2007
       
sehri_dogruoz@mynet.com

       
SEHRİ DOĞRUÖZ

ŞEHİT ÖĞRETMENİMİZ KUBİLAY  22.12.2007

AĞAÇ SEVGİSİ VE MEVLANA   15.12.2007

YERLİ MALI TORYUM   08.12.2007

ORHAN GENCEBAY   01.12.2007

ÖĞRETMENİM BENİM   24.11.2007

AT KESTANESİ   17.11.2007

AH ATATÜRK   10.11.2007

SIRALI ÖLÜM   03.11.2007

NASIL BİR CUMHURİYET   27.10.2007

ELİMDE DEĞİL   20.10.2007

21 EKİM REFERANDUMU-2  13.10.2007

21 EKİM REFERANDUMU-1  06.10.2007

TERÖRÜN GERÇEK NEDENİ  29.09.2007

KABAK KARPUZU  22.09.2007

YAVRUMUZ, VATANIMIZ KKTC-4   15.09.2007

RAMAZAN GELİRKEN.. 08.09.2007

YAVRUMUZ, VATANIMIZ KKTC-3   01.09.2007

DEPREM ÖLDÜRMEZ  25.08.2007

YAVRUMUZ, VATANIMIZ KKTC-2   18.08.2007

BİR MUSİBET  11.08.2007

YAVRUMUZ, VATANIMIZ KKTC-1   04.08.2007

SEÇİMDEN HEMEN SONRA  28.07.2007

PAPAĞANIM NE KADAR ÖZGÜR? 21.07.2007

EĞER..14.07.2007

ÇOĞULCU MU,YOKSA ÇOĞUNLUKÇU MU ? 07.07.2007

İŞKENCE VEYA EZİYET: İKİSİ DE AYNI ŞEY!   30.06.2007

MARKET Mİ DÜKKAN MI?  23.06.2007

ÇİNGENE BALIĞI  16/06/2007

ANIZ YAKMA  09/06/2007

VERGİLER ÜLKESİ VATANDAŞI  02.06.2007

ÖNCE BUĞDAY BOZULDU !  26.05.2007

MÜZELERDE TARİHLE İÇİÇE  20.05.2007

TEHLİKE KAPIDA !  06.05.2007

BALIĞA GİTMENİN VAR OLMAYLA BAĞLANTISI  28.04.2007

23 NİSAN GELİYOR  17.04.2007

YASAL UYUŞTURUCU: SİGARA  10.04.2007

ÇENE SUYU  01.04.2007

MEZAR TAŞLARI, PAŞA CAMİ VE MÜZE  21.03.2007

GERÇEK GÜNDEM  12.03.2007

GÜZEL TÜRKÇEMİZ  16.02.2007

ŞİİR, ŞAİR VE SARBAN AHMET

AHMET SARBAN 05.02.2007

HASANBEY CAMİİ  18.01.2007


Web Page Maker, create your own web pages.