...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
VE  KADINLAR…

Haber programlarına bakıyorum televizyonlarda.
" Türkiye laiktir,laik kalacak!" diye slogan atıp Anıtkabir'de toplanan ve gericiliği ulusumuzun kurtarıcısı Atatürk'e şikâyet edenler bir yanda,
"Başörtüsüne özgürlük!" yaftalarıyla alanlarda birikip üniversitelere türbanlı öğrencilerin girememesini halka şikâyet eden kızlarımız ve destekçileri öbür yanda.
Toplumun bu iki kesimine -ayrım yapmak için böyle demiyorum- baktığımda, laikliği savunan ve Türkiye'nin dünyadaki Müslüman ülkeler arasında teknoloji,çağdaşlık ve gelişmişlik bakımından çok ilerde olmasının tek nedeni olan laikliği baş tacı edenlere hak veriyorum.
Geçmişte yaşanmış Kahramanmaraş (Aralık 1978) ve Çorum olayları (Mayıs 1980) varken,
Temmuz 1993'te,Sivas'ta,Madımak Oteli'nde tüm güvenlik güçlerinin gözleri önünde,devletin yok sayılarak 37 kişinin yakıldığı ve bir ortaçağ vahşetinin gerçekleştiği gericilik kalkışması varken,
çağdaş,laik,demokratik bir hukuk sistemini savunan insanların endişesini,kaygısını anlayabiliyorum.
Üniversite önlerinde yumruklarıyla havayı döven türbanlı kızlarımıza da üzülüyorum.
Onların bu sorunun kaynağı değil kurbanı olduklarına inanıyorum.
Çünkü bu kızlarımız önce büyük bir olasılıkla dersanelere giderek hazırlandıkları zorlu bir sınavı başarıyla geçmişler ve üniversiteyi kazanabilmişlerdir.
Yapılan bir anket çalışmasında (OECD) 15-19 yaş arası kadın ve kızlarımızın % 47.5'u, ne iş yaşamında ne de okumaktadırlar.
Ev kızı diye tanımlanan bir kategoriye girmektedirler.
Bu çok yüksek bir rakamdır.
İşte asıl kızlarımızın sorunu budur.
Türban değil.
MADALYONUN BAŞKA BİR YÜZÜ
Toplumumuzda ister laik bir düzeni savunan kadınlar olsun,
ister laikliğin ne olduğunu aklına bile getirmeden yaşam ve geçim derdiyle gün geçirenler olsun,
bu insanlara dikkat ettiğimizde neler gözümüze çarpıyor?
Temel yaklaşımları toplumun her kesiminde çağdaşlığı yaymak olan,
Atatürkçülüğü,ilke ve devrimlerini sindirmiş olan birçok sivil toplum örgütü ve kadınlar,
bu anlayışlarından asla ödün vermeden her etkinlikte yer alıyorlar.
Güzel ve eğitimli Türkçeler'iyle çağdaşlığa uzanan gerici düşüncenin uzaklaştırılacağını söylüyorlar.
Bütün söylediklerine ben de katılıyorum.
Hepsinin bunu içtenlikle yaptığından asla kuşkum yok.
Kırsal kesimde yoksul kızların eğitimsiz kalmaması için yardımda bulunuyorlar.
Köylerdeki binlerce yoksul kızın okutulması için çabaları var…
Ancak içlerinde köyden,kasabadan kalkıp gelmiş kişiler de var mı acaba?
Var belki.
Ama az.
Ya da ekrana pek yansımıyor.                                                                
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.
Köylerde,kasabalarda ve küçük şehirlerde yaşayanlar iyi bilirler.
Halk dediğimiz ve toplumumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan köylümüz ve kasabalımız arasında,
büyük kentlerin banliyösü,taşrası veya kenar semtlerinde her türlü güçlüğe karşın yaşamlarını sürdürme mücadelesi veren insanlarımız arasında,
bir balo davetine gidermiş gibi görünen kadınlar bulunuyor mu?
Hayır.
Olması mı gerekli?
Tabi ki şart değil.
Türkiye'nin her yöresinde,kendine özgü değişik biçimlerde başlarını tülbentle veya başörtüyle örtmüş,belki de okula hiç gitmemiş ya da ancak okuma-yazmayı kotarabilecek kadar öğrenimli,
kendi yerel şivesiyle konuşan kadınlar ezici bir çoğunlukta.
Bursa Hapishanesi'ndeyken Nazım,yazdığı "Memleketimden İnsan Manzaraları'nda"
şöyle anlatıyor Anadolu kadınını:
                                     Ve kadınlar
                                      bizim kadınlarımız:
                                      korkunç ve mübarek elleri
                                                     ince küçük çeneleri,kocaman gözleriyle
                                                                        anamız,avradımız,yarimiz,
                                      ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
                                      ve soframızdaki yeri
                                      öküzümüzden sonra gelen
                                      (…)
                                       bizim kadınlarımız.)
Toplumumuzun en önemsediğimiz değerlerinden olan namus kavramı,
büyüklerimize saygı ve kadınlarımızı her zaman baş tacı etme duygusu,
erkeklerimizi de evindeki kadınıyla birlikte hareket etme sonucunu doğurmuştur.
Her ne kadar tarımdaki sorunlar nedeniyle evini,tarlasını satıp kasaba ve şehirlere göçenlerimiz olsa da toplumumuzun az denilemeyecek bir nüfusu hâlâ köy ve kasabalarda yaşamlarını sürdürmektedirler.
Kınamak ya da eleştirmek aklımdan bile geçmez ama kendime sormadan da edemiyorum.
Afili şapkalarıyla,pahalı giysileriyle ve ipekli fulârlarıyla laikliği haykıran kadınlar,
haber saatlerinde televizyonların başına oturan bu insanlarımızın büyük bir çoğunluğuna yani
kırsal bölge insanımıza ne denli etkili olacaklardır?(Resimde damda tarhana açan köy kadınları)
SONUÇ
Bir arkadaşın abisinin küçük bir kasabada eczanesi vardı.
Belki yüz yıllık bir dükkân.
Ahşap ve eski görünümlü;ama tıklım tıklım.Herkes bu dükkâna geliyor.
Sonradan eczacı,daha çağdaş(!)görünsün diye kapısını,penceresini ve iç mekânını yeniledi dükkânın.
Eskisine göre çok değişik bir görünüme soktu.
Bir anlamda restore etti.
İçerde daha çok ışıklandırma,beyaz önlüklü bayan tezgâhtarlar;
ancak daha soğuk ve yapay içtenlikli ağırlamalar.
Müşteri kesiliverdi.
Hiç yok!..
Bizde de öyle değil mi?
En azından bende öyle.
Çok şatafatlı,çok şık görünümlü bir mağazaya girdiğimde çok daha rahat olan davranışlarım
az da olsa kesiliyor.
Gelelim laikliğe.
Laikliği halka anlatmanın yolunun köy ve kasabalarda yaşayan insanların,özellikle kadınların arasından geçerek daha da yükselebileceğine inanıyorum.
Sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimize inanmış ve Atatürk'ü kurtarıcı olarak görmüş halkımız laikliğin nimetleri konusunda da bir şeyler söyleyebilmeli.
Her ne kadar laik bir yaşamı yeğlesek de…
Bunu savunanlar içinde köylerdeki hanım teyzeler,kasketli agalar ve hanım ablalar da çoğalmalı.
Sağlıklar diliyorum.

SEHRİ DOĞRUÖZ
       
09.02.2008
       
sehri_dogruoz@mynet.com

       
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.