EĞİTİM ÖĞRETİM DİLİ
Eğitim bir ülkenin kalkınmasının olmazsa olmazıdır.
Nitelikli eğitimin bir toplum için ne denli önemli olduğunu söylemek,
en azından bilineni yinelemekten başka bir girişim olmayacaktır.
Ancak ben bu konunun başka bir yönüne değineceğim.
O da şu:
Eğitim ve öğretim iç içe kavramlardır ama eşdeğer değildir.
Bu da çoğu zaman birçok kişi tarafından karıştırılmaktadır.
Biraz açıklık getirelim:
Eğitim,insanoğlunun daha doğmadan başlayıp ölümüne değin aldığı ve etkileşim içinde
bulunduğu bir süreçtir.
Bilim adamları,yüklü (hamile) bir annenin üzülmesi,sigara içmesi ve benzeri durumlarda bebeğinin de olumsuz yönde etkileneceği konusuna sürekli vurgu yapıyorlar.
Bebek dünyaya gözlerini açtıktan sonra eğitim süreci başlıyor.
Ailenin bebeğe gösterdiği şefkat,sıcak ilgi hep eğitimle ilgilidir.
Daha sonra devreye okul,çevre ve arkadaş ilişkileri girince eğitimin türü de farklılaşıyor.
Buralarda oluşan etkileşim de bir tür eğitimdir.
Çocuğun ana sınıfına kadar aldığı eğitim,karakterinin biçimlenmesinde büyük bir etki yaratır.
Ruhsal ve bedensel gelişimin kişiliğe olumlu ya da olumsuz bir biçimde yansıması
iş yaşamında ve toplumsal ilişkilerde çok önemli bir rol oynamaktadır.
Bunun da küçük yaşlarda alınan eğitimle doğrudan bağlantısı vardır.
Öğretim ise bireyin bilgisel anlamda edindikleridir.
Bu işlevi her yerde,her ülkede okullar ve öğretmenler yerine getirir.
Öğretim sırasında da eğitim her zaman vardır,hem de gereklidir.
Öğretmenler Günü nedeniyle öğrencilerimden gelen bir kutlama iletisinde şöyle yazmıştı çocuklar:
"Öğretmen,dersinin konusunu anlatıp kırk dakika sonra sınıftan çıkan değildir;bizim için ailemizden biri gibi disiplinli,saygılı,öğütlerini esirgemeyen,başarılı olabilmemiz için emek harcayan kişidir."
Ne kadar yalın ve eğitimle ilgili bir dolu yazıyı kısaca anlatan bir açıklama!
Bu yüzden öğretmenlerin,hem kendi dallarıyla ilgili hem de genel anlamda bilgiyle donanması gerekir.
Ama eğitime gelince,bunun okuyarak,belli bir yaştan sonra almaya çalışarak edinilmesi güçtür.
Hatta olanaksızdır.
EĞİTİMİN DİLİ
İşte tam bu noktada soralım:
Eğitim dili ne olmalıdır?
Tabi eğitim dilinin ne olacağı konusunda değişik görüşler ortaya atılıyor.
Eğer kasıtlı değilse yine kavram karışıklığından kaynaklandığını sandığım bir yanlışlık yapılıyor.
Düzeltmek bana düşer mi bilmiyorum ama otuz yıla yakın yaptığım öğretmenlikten sonra,
bu da benim görüşüm diyerek bu hakkı kendime tanıyayım izninizle.
Eğitimin dili küçükler için sevgi dolu bir bakıştır,hoşgörülü yaklaşımdır ve bir tatlı gülüştür.
Duygu geçişi süreklidir.
Başı okşanan bir çocuğun hissettiği sevgi,ortak bir dildir.
Bu dil daha sonraki süreçte sürekli değişime,değişikliğe uğrar.
Eğitimi verenlere göre de değişebilir bu.
Sevgi de olabilir nefret de.
Hınç da olabilir intikam da.
Ama küçük yaşlarda verilmesi gereken duyguların dili ve ortak paydası " SEVGİ " olmalıdır.
Okullardaki eğitim ise çocuğun davranışlarında tutarlılık kazandırmaya yöneliktir.
Örnek olma ve gözlemlemeye dayanır.
Burada da sevgi ve sıcak ilgi ön plândadır.
Bir çocuğun okul öncesi aldığı eğitim sırasında annenin, ailenin hangi dili kullanacağını bilemezsiniz, buna karışamazsınız,dayatmada da bulunamazsınız.
Ülkemizin değişik yörelerinde yaşayan insanlarımız bebeklik çağlarında hangi dille eğitim almışlardır?
Anneleri küçük yaşlardaki çocuklarını büyütürken,beşiğini sallarken,ninni söylerken,beslerken
hangi dili kullanmıştır?
Çocuk okula başlayıncaya kadar oyun oynadığı çevrede hangi dille anlaşıyordu?
Elbette anadilleriyle.
Bu,Türkiye'mizin zengin kültürü olan her bölgesinde değişik olabilir.
Örneğin benim Hataylı,İskenderunlu,Mardinli arkadaşlarım vardı.
"H" harfini baskılı söylerlerdi."K" harfini şeddeli (çift) kullanırlardı.
Bu onların küçük yaşlarda yalnızca Arapça konuşmalarından kaynaklanıyordu.
Ama bu olağandı,sonradan öğrendikleri Türkçe'yi ancak okulda pekiştirmişlerdi.
Çünkü Türkiye'mizde yaşıyorlardı ve bu ülkenin vatandaşıydılar.
Kısaca kökenleri ne olursa olsun onlar Türk'tüler ve bununla da gurur duyuyorlardı.
ÖĞRETİM DİLİ TÜRKÇE'DİR
Okul yaşamı başladığında öğretim dilinin ne olacağına yaşanılan ülkenin adı ve yasaları karar verir.
Ülkemizde bunun adı Türkçe'dir.
Türkiye'nin her noktasında,her okulunda ayrıcalıksız öğretim dili Türkçe'dir.
Türkçe olmalıdır.
Bu bir devlet dilidir.(Resimde Atatürk'ün elyazısı)
Değişik bölgelerde Türkçe'nin dışında yapılan bir öğretimin,birliği bozacağı ve
ülkenin bölünmesine neden olacağı kesindir.
Hele bazı belediyelerin merkezden bağımsız bir yönetimi arzulaması ve istediği dille öğretim yapabilme hak ve hukukunu elde etmesi durumunda olabilecekleri düşünmek bile istemiyorum.
Aslında Türkçe'nin yanında insanlarımızın bildiği Kürtçe,Arapça,Çerkezce,Lazca,Boşnakça,
Pomakça,Gürcüce ve benzeri diller onların artısı ve zenginliğidir.
Kültürleri ve folkloru da bu zenginliğin içindedir.
Bu zenginlik dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur.
Bu zenginliğin farkında olarak güzel Türkçe'mize sahip çıkmak ve
onu geliştirmek hepimizin borcu ve görevi olmalıdır.
Bu arada,eğitim ve öğretimin iç içe kavramlar olduğunu söylemiştik.
Bir kişinin okula kadar öğrendiği,etkilendiği dilin de Türkçe olması ve bunun için çaba gösterilmesi
yararlı olur kanısındayım.
Bu aynı zamanda gereklidir de.
Çünkü okul yaşamında,iş yaşamında ve toplumsal ilişkilerdeki iletişim daha süratli olur.
Sağlıklar diliyorum.
SEHRİ DOĞRUÖZ
16.02.2008
sehri_dogruoz@mynet.com