RÜZGÂR ENERJİSİ
Çanakkale elektriğinin yüzde beşi Bozcaada'daki rüzgâr kaynaklı enerjiden elde edilen elektrikle karşılanıyor.
Almanya,Türkiye'nin yarısından daha az rüzgâr potansiyeline sahip olduğu halde dünyada rüzgârdan elektrik enerjisi elde eden ülkeler arasında birinci durumda.
Daha sonra Amerika ve Japonya geliyor.
Türkiye sıralamada yok.
Oysa 8333 km. olan sahil uzunluğumuz var ve buralarda esen rüzgârımız çok.
Elde edilen rüzgâr enerjisi çevre ve gürültü kirliliğine de neden olmuyor.
Termik santraller çevreyi kirletebiliyormuş.
Rüzgâr enerjisi elde etmekte kullanılan santrallerin,türbinlerin çevresel etkileri daha az.
Hatta hiç yok.
Dünya nüfusu her geçen gün artıyor.
2008 yılı itibariyle dünyanın nüfusu 6 milyar 640 milyon olmuş durumda.
Bu kadar insana gerekli olan fosil yakıt kaynaklı enerji üretim sistemleri çevreyi kirletiyor.
Yani kömür,petrol ve benzerleri.
Çevre kaybolduktan sonra hiçbir şeyin anlamı ve değeri olmayacaktır.
Oysa Türkiye'de çok büyük bir rüzgâr potansiyeli var.
Özellikle ülkemizin batısında,Ege sahillerinde rüzgârın değeri uzun süredir savsaklanmış.
Bu enerji kendini yenileyebiliyor da üstelik.Yani sürekliliği var.
Oysa fosil yakıt bir gün gelecek,tükenecektir.
Diğer enerji kaynakları atmosferimizi kirletirken,güneş ve rüzgâr enerjisi kaynakları
çevreyi olumsuz etkilemiyor.
Ama sonuçta rüzgâr esiyor,güneş parlıyor ve biz bakıyoruz.
Olay bu.
İMAM NİKÂHI
Bazen gözüm takılıyor.
Televizyonda,evlendirme programında,sunucu kız soruyor evlenmek için gelmiş kişiye:
-Daha önce evlendiniz mi?
-Evet,iki yıldır evliyim.Dini nikâhla.
Ben orada kopuyorum.
Sen nasıl iki yıldır evlisin?
Sen iki yıldır yasak ilişki yaşıyorsun.
Aslında dini nikâh bahanesiyle yasak ilişki yaşamayı tercih edenler,
niçin resmi nikâha başvurmuyor?
Çünkü boşanması zor.
Ya kadın kabul etmezse?
Ya nafaka,tazminat isterse?
Ama dinsel nikâhta böyle bir şey yok.
Erkek,zavallı kadını seviyorum diye kandırıp resmi nikâh yapmıyor.
Bıkınca da,"Boş ol!"
Ne âlâ dünya!
Bu insafa sığar mı?
Bu dini nikâh olayı,bence kadını sömürmenin zirve yapmış şeklidir.
Kadınlar artık bunu anlamalı.
Bu evlendirme programlarında ne ibretlik sahnelere tanık olunuyor.
Övmüyorum,ille de izleyin demiyorum;ama evlenmek için gelen ihtiyarların oynamasını da görünce hüzünlenmek için bir bakmanızı öneriyorum.
YİNE Mİ TÜRBAN?
AB Adalet Divanı PKK'nın terör örgütü olmadığı ve bu örgütün kurtuluş savaşçısı gibi meşru (yasal) olduğunu aldığı bir kararla rapora bağladı.
Ama televizyonlarda ertesi gün bakıyorsunuz yine türban,yine başörtüsü konuları tartışılıyor.
Neymiş bu başörtüsü yahu?
Herşeyin üstünü örtüyor.
Birçok malûm kanalda otuz binden çok asker,sivil Türk vatandaşının katili olan PKK'nın terör örgütü olarak kabul edilmemesinden hiç söz edilmiyor.
Sözü edilen ne?
Türban,başörtüsü.
Yahu bizim insanımız bu kadar saf mı ki her konunun önüne geçsin bu başörtüsü konusu?
PKK siyasallaşıyor ve AB tarafından meşru bir örgüt olarak gösteriliyor.
Bizde ise konu türban,başörtüsü.
DTP bu karara sevinmiş.
Bizde konu türban.
AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn Türkiye'de Yagıtay'ımızı,hukuk sistemimizi eleştiriyor;yani içişlerimize karışıyor ve yönlendirmeye çalışıyor.
Bizde konu türban,başörtüsü.
Bu,şu mu demektir?
Türk halkı gerçeği göremez,saftır.
En önemli gerçek türbandır,başörtüsüdür.
Lâ havle ve lâ kuvvete!
Sağlıklar diliyorum.
10.05.2008
sehri_dogruoz@mynet.com