İLBER ORTAYLI İLE…
TRT-2'de Perşembe günleri saat 22.30'da yayınlanan " İlber Ortaylı ile…" programında Türk tarihçisi Prof. Dr. İlber Ortaylı,tarihsel konuları ilginç olaylarla besleyerek akıllarda yer edecek biçimde anlatıyor.
Yaşayan en büyük Türk tarihçisi Prof.Dr.Halil İnalçık'ın öğrencisi ve tarihçi Murat Bardakçı'nın yakın arkadaşı olan İlber Ortaylı, ses tonu ve etkileyici örneklerle zenginleştirdiği tarihi insanlara sevdiren bir kişidir.
Engin bilgisi ve bildiği on beş yabancı dil ile ayaklı kütüphane gibi olan İlber Ortaylı şu an Topkapı Sarayı Müdürlüğü görevini sürdürmekte ve Galatasaray Üniversitesi'nde de tarih dersleri vermektedir.
Prof.Dr.İlber Ortaylı ayrıca NTV kanalında Çarşamba günleri,saat 22.00'da yayınlanan " Tarih Dersleri " adlı bir programda var.
Değerli tarih profösörü bu programda da ilgi çeken konuları tarihsel akış içerisinde açıklıyor.
Her iki programı da günü geldiğinde bir engelim yoksa izlemeye çalışıyorum.
Ancak söylemeliyim ki, NTV'deki program beni pek çekmiyor.
Neden?
Çünkü ne zaman izlesem sürekli Avrupa tarihinden söz ediliyor,bu bir.
Gerçi Türk tarihiyle bağlantı kurulduğunda ve karşılaştırıldığında,yüzyıllarca Avrupa'nın ortalarında devlet düzenini sürdürmüş Osmanlı İmparatorluğu'nun ilişkilerde bulunduğu Avrupa'dan elbette söz edilecek.
Ama,ne bileyim,belki de bana hep denk geliyor.
İkincisi gezinirken,hareket halindeyken konuşuluyor ve izleyenin konuya odaklaşması güçleşiyor.
Üçüncüsü Ortaylı'nın yanında bir başka kişi var ve değerli tarihçi ona doğru anlatıyor.
Programın formatı böyle belki.
Ama çevredeki şehir ve trafik gürültüsü konuşmanın içeriğinden izleyeni koparıyor.
Üstüne üstlük İlber Ortaylı'nın yanındaki kişi sürekli lâfa giriyor ve neredeyse ondan fazla konuşuyor.
Konu mankeni gibi gözükme kaygısı veya aldığı parayı hak etme uğruna bilgi yarıştırmaya da kalkınca,Ortaylı'yı dinlemek isteyenlerin tadı kaçıyor.
Oysa TRT-2'deki programda İlber Ortaylı yalnızca izleyiciye dönük bir durumda anlatıyor.
Bir kişi bir şey anlatırken onun yüz hareketleri yani mimik ve jestleri,ses tonu dinleyen açısından çok önemlidir.
Bu sağlıklı dinlemeyi destekler.
Bu yüzden…
Tarih konuşmalarını hangi kanaldan izlemeyi yeğliyorsun diye sorarsanız…
Söyleyeceğim şudur:
TRT-2'deki daha doyurucu ve dinlendirici.
Ayrıca daha öğretici ve akılda kalıcı.
Sağlıklar diliyorum.
YAKIŞIYOR MU?
Siz hiç kalkıp da ailenizin içindeki bir konuyla ilgili bir yabancıya şikâyetçi olur musunuz?
Kendi anne,baba ve kardeşleriniz ile ilgili olarak bir yabancıyı muhatap alır mısınız?
Elbette ki herkes bu sorulara hayır diyecektir.
Ama Belçika'nın başkenti Brüksel'de,AP Dış İlişkiler Komitesi'nde konuşma yapan
Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan " Türkiye'de sadece gayrimüslim azınlık değil Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorun yaşıyor." dedi. (AA-28.05.2008,17.21)
Yani bir yerde kendi ülkesini yabancılara şikâyet etti.
Şimdi ben,önemli bir makamda bulunan bu zatın ülkeme haksızlık yaptığını düşünürsem yanlışa mı düşmüş olurum?
Benim anladığım şu:
Türkiye'de Rum,Ermeni ve Yahudi gibi azınlıkların ibadetlerine zorluk çıkartılıyor.
Hadi o neyse,bir de % 99'u Müslüman olan Türkiye'de
Müslümanlar bile dinsel özgürlük açısından sorun yaşıyorlar(mış).
El insaf.
Lütfen şu örneklere dikkat buyurunuz:
2005 yılında restorasyon çalışması başlatılan ve 2006'da bitirilen Van,Ahtamar(Akdamar)Adası Ermeni Kilisesi'ne devletin,milletin parasıyla 2 milyon 600 bin YTL.harcanan bir ülkede
Hristiyan azınlığa ibadet kısıtlaması yapılıyor denilebilir mi?
Ki bu kilisenin restorasyon çalışmasında çalışacak mimarın seçimi için Türkiye Ermenileri Patriği'ne bile danışılmıştı.
İstanbul'da,Adalar'da ve Türkiye'nin birçok yerinde azınlıkların tapınmasına herhangi bir engelleme mi yapılmış?
17 Mart 2007'de "hükümetin bakanları" Bozcaada'da onarımı süren Rum Ortodoks Kilisesi'nde inceleme yapıp onarım için bugüne kadar 230 milyar lira ayırdık,demediler mi?
Hal böyle iken,Babacan'ın,bu sözleri hangi amaçla söylemiş olabileceğini kestirmek çok zor.
İlahiyat profösörü,hukukçu ve siyasetçi yazar Yaşar Nuri Öztürk,Skytürk'ün saat 15.00 haberlerine bağlandı ve çok ağır bir dille olanları eleştirerek
bunların Türkiye'yi tahrip operasyonunun bir parçası olduğunu söyledi.
Ajans haberine göre Dışişleri Bakanı Ali Babacan,söyleminin ikinci bölümünde, Müslümanlar'ın da Türkiye'de dini özgürlükler açısından sorunlar yaşadığını elin yabancısına açıklamış.
Bence asıl üzücü ve ilginç olan da işte budur.
Yaklaşık seksen bin camide günde beş vakit ezanın okunduğu,namazın kılındığı,kutlu günlerde,bayramlarda dinsel özgürlüğün sonuna kadar yaşandığı ülkemizde,hangi Müslüman bu ibadetlerini yapmaktan alıkoyuluyor?
Bu ne demektir?
Kendi ülkesinin lâfçılığını yapmak kime yakışır ki?
Sağlıklar diliyorum.
21.06.2008
sehri_dogruoz@mynet.com