YETER BE!
21 Haziran Cumartesi günü yapılan SBS'deki (Seviye Belirleme Sınavı) Türkçe sorularına şöyle bir göz attım.
Fazla irdelemeye bile gerek kalmaksızın şu kanıya vardım ki öğrencilerin okulda Türkçe dersi görmelerine hiç gerek yoktur.
Soruları hazırlayanlar ya hiç öğretmenlik yapmamışlar ya da Türkiye'deki bütün okulları kolej veya özel okul ayarında sanıyorlar.
Sorular Amerikan bilmecesi gibi.
Okullarda görülen Türkçe dersiyle ilgileri yok.
Kırsal yörelerde,köylerde ve şehirlerin yoksul kenar semtlerinde bulunan okullarda öğrenim gören yüz binlerce öğrenci için bu sınav hiç de kolay değil.
Önündeki metni zar zor okuyabilen yüzlerce öğrencinin yapabileceği türden değil bu sorular.
Bulmaca çözdürüyorlar sanki öğrencilere.
Gerçi bu sınavları savunanlar, "Bilgi değil,zekâyı ölçecek türde bir sınav bu." diyebilirler.
Ama bunun için bile çözümlerin yol ve yöntemi özel ders almadan kotarılabilecek türde değil
Amaçlanan ne?
Anlamış değilim.
Yalnızca 6.sınıf öğrencisinin değil, olağan standartlarda öğrenim görmüş erişkinlerin bile Türkçe denilen ve birtakım şekillerden oluşmuş soruları kısa bir zamanda düşünerek çözebileceğinden kuşkuluyum.
Soru başına okuma,algılama,irdeleme ve yanıtlama için bir dakika on bir saniye süre tanımışlar.
Sanki zihinsel oyun oynatılıyor şekillerle çocuklara.
Anadolu'da kırsal kesimlerde öğrenim gören çocuklara bir sorun bakalım bu şekillerle beyinleri karışmış mı karışmamış mı?
Bence bu çocuklara bir sürü sınav yaptırıp milli eğitim camiasını da yormaya (!) gerek yok.
Tüm okulları kapatıp öğrencileri dershanelere yazdırmalı(!)
Hem dershaneler para kazanır hem de sınavlarda sorulan bu şekillere daha kolay alışır çocuklar(!)
Elbette biraz sulandırdım ve şakayı abarttım;ama seviye belirleme adı verilen sınavlarda yöneltilen Türkçe dersi sorularını daha doğrusu şekillerini görünce dayanamadım.
Ayrıca,6.sınıf öğrencisinin genelde kapasitesini bilen bir kişi olarak söyleyebilirim ki, yöneltilen sorular ancak dershanelerde öğretilenler gibi.
Oysa okullarda bu çeşit bilgi ve şekillerin şu meşhur müfredatta olup olmadığından emin değilim.
Hani dershaneler kaldırılacaktı ve okullara ağırlık verilecekti?
Bu SBS uygulaması göstermiştir ki öğrenci başarılı olabilmek için mutlaka bu yönde çalışma yapan dershanelere gitmek zorundadır.
Tabi bu söylediklerim maddi durumu iyi olan aileler için geçerlidir.
Gerçi günümüz zor geçim koşullarında,maddi durumları pek iyi olmayan ailelerin bireysel nitelikleri üstün ve şansları da iyi olan çocukları arasında "bir yerlere" gelenler olabilir.
Ama kısaca yine para,yine taksit,yine servis ve yeme içme masrafı,hep var.
Allah çocuğu olup da okutmak zorunda olan ailelere kolaylıklar versin.
PARAN YOKSA OKUMA
Bir düşman saldırısını haber vermek için uyandırılan Napolyon'un ani uyanıştan sonraki ilk tepkisi, "Ne o,matematik sınavı mı var?"şeklinde olmuş.
Ne derece doğru olduğunu bilmiyorum ama bu söylemin sınav baskı ve endişesini çok güzel anlattığı kesin.
Muktedir bir komutan sınavla ilgili böyle bir stres yaşıyorsa,bizim yavrularımız nasıl dayansın?
Bir ülkeyi yönetenlerin kendi çocuklarına bu denli bir heyecanı yaşatmasını oldum olası kabul edemedim,edemeyeceğim de.
OKS'nin kaldırılmasıyla sanıldı ki sınav gerilimi azaldı,azalacak.
Ne gezer?
Artık Türk çocuklarına okullarda "sınavlar denizinde" nasıl yüzecekleri öğretilecek sanırım.
İlköğretim okulu birinci kademesini(5 yıl) bitirmek için kaç sınav yapıldığını sayamam.
Sanırım çoktur.
İkinci kademede ise(3 yıl) önce yıl içinde,her dersten üç yazılı sınav ve ödevler var.
Yıl sonunda ise seviye belirleme sınavları.
Bu söylediğim her sınıf için hem yıl içinde hem de yıl sonunda geçerli.
Ya orta öğretim? Yani lise?
Ya üniversite sınavı?
Diyelim üniversiteyi kazandı çocuğunuz.
Oradaki ara sınavlar,final ve bütünleme sınavları?
Yine diyelim dört ya da beş yıl bu zorlu sınavları geçti ve üniversiteyi başarıyla bitirdi.
Sonra?
Tekrar bir sınav.
Bu kez adı, KPSS.
Yüksek Lisans veya Mastır gibi uzmanlık alanında yükselmek için ne gibi sınavlardan geçilebileceğini düşünmek istemiyorum.
Onlar için bir de yabancı dil sınavı mutlaka var.
Yani ayrıca bir "Sınav Bakanlığı" kurulsa sanırım hiç fena olmayacak(!)
Küçük bir hesapla yazıverelim:
Örneğin bir öğrencinin yalnızca Türkçe dersinden ilköğretim 6.7. ve 8.sınıflarda girdiği yazılı sınav sayısı toplam on sekiz.
Üç de SBS için ekleyin.
Etti mi size yirmi bir?
Bir öğrenci yalnızca bir dersten üç yıl için 21 yazılı sınava giriyor.
Düşünün on bir ders var ve bir iki ders dışında hepsinden bu kadar sınav.
Yalnızca ilköğretim ikinci kademeyi -eskiden ortaokul- bitirmek için bu sınavlar halen var.
Sınav demek,dershane demek.
Dershane demek de ekonomik güç demek.
Tuzukuruları dışarıda tutarsak,geri kalan çoğunluk için kısaca dert,tasa,kaygı ve huzursuzluk demek.
Nasıl bir zamanlar hasta olana, "Paran yoksa öl veya rehin kal!" uygulaması geçerliyse…
Nasıl şimdi ise "Katkı payını ödeyecek veya ilaç alacak paran yoksa istediğin hastaneye gidemezsin!" uygulaması geçerliyse…
Bu kez de, " Paran yoksa okuma!" kuralı mı geçerli olacak?
Sağlıklar diliyorum.
28.06.2008
sehri_dogruoz@mynet.com