...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
KONYA'DA TRAKYALI OLMAK…


İlk kez girdiğim bir berber dükkânında saçımı kestiriyorum.
Hani  berberler müşteriyle sohbeti severler ya!
O da  bana sordu :
"N'aaban(ne yaparsın,nasılsın) hocam,iyi misin?"
"İyiyim,sağol,ya sen?"
"Sağol hocam,ben de iyiyim.N'aaran(ne arıyorsun,ne işin var) buralarda?"
"Çocuklar fakûltede okuyorlar,bu yüzden ailece buradayız."
"Nerelisin,hocam ?"
"Trakyalıyım,Tekirdağ'dan."
"Konuşmandan  belli(!) Tekirdağ  il  mi, ilçe  mi  hocam ?"
Berberin yüzüne şöyle bir baktım ,dalga mı geçiyor diye.
Temiz yüzlü,giyim kuşamı düzgün,saygılı bir genç.İlkokulu bitirmiş,ama eli usta.
Düşündüm,ne diyeyim ?
İyi ki  Kırklareliliyim  demedim!
Televizyonda  kimi spor sunucuları bile Kırıkkale'yle karıştırıyorlar memleketimi.
Nefesimi yuttum.
Sonra yanıt verdim :
"İl  olmaz olur mu? Marmara Denizi kıyısında çok güzel bir yer.
Trakya'nın Kırklareli,Edirne ve İstanbul'la birlikte dördüncü kenti.
Ben Tekirdağ'ın en güzel ilçelerinden biri olan Hayrabolu'dan buraya geldim."        
"Ora,nerede kalıyor hocam ?"
Artık sesimi kestim.
En son ,berbere bir Türkiye haritası alıp boş zamanlarında onu incelemesini salık verdim ve çıktım.
HERKES ÖYLE DEĞİL
Oysa ,Konya'da herkes böyle Trakya'yı tanımıyor değil.
Örneğin,oturduğumuz evin emlâkçısı emekli bir trafik komiseri.
Gelibolu'da,Keşan'da görev yapmış.
Trakya'yı,Trakyalıyı öve öve bitiremiyor.
Uygar,görgülü,dürüst insanlar deyip beni utandırıyor.
Fatih Sultan Mehmet Edirneli,Atatürk Selânikli, Namık Kemal Tekirdağlı.
Üçü de Trakyalı diyerek beni yüceltiyor.
Neyse ki Nam-ı Kemal'i,Namık Kemal'le karıştırmıyor.
Biliyorsunuz ayıplı anlatımlarıyla ünlü Nam-ı Kemal'i birçok kişi Tekirdağlı ünlü
"Vatan ve Hürriyet şairi  Namık Kemal'le karıştırmaktadır…
Burada bir de "göçmen (muhacir) pazarı" var.
Buralılar,"Macur Pazarı"diyor.( Resimde Konya "Macur Pazarı" )
Ama görkemli mi görkemli!
Bu kadar büyük ve geniş bir pazar ilk kez gördüm.
Ne ararsan var.
Özellikle köylülerin getirdiği doğal,ilâçsız,hormonsuz sebze ve meyveler az az yerde, küçük ve temiz bezler üzerinde ve sepetlerde satılıyor.
Köylüler hormonu duyup yeğ tutulmadığını anlamışlar,satarken "formonsuz bunlar formonsuz" diyorlar.
Heryer Amerikan denilen lezzetsiz,uzun şeker mısırlarıyla kakılı.
Yerli mısırları da var.Onlar "yağlı mısır" diyor.
Ben de denedim,fena değil.
Ama  Trakya'nın,özellikle Hayrabolu'nun yerli mısırının yanından bile geçemez…
Ben Tekirdağ'ı kiraz,üzüm ve kavun memleketi bilirdim yalnızca.
Değilmiş.
Burada çevre köy ve ilçelerden pazarlara her çeşit kiraz,zerdali ve kayısı yağıyor yazın.
Kışın da tüm meyvelerin kuruları.
Kayısı,erik,elma,armut ve benzeri meyvelerin kuruları.
Temmuz girer girmez o Alyanaklar,Şekerpareler,kayısı ve zerdaliler o kadar çok ki!
Salt meyvası için bile burada zaman geçirilir.
Ucuz,bol ve hormonsuz.
Ayrıca çok sevdiğim muşmula (döngel,beşbıyık),iğde,yer elması ve Ankara armudu her pazarda.
Hele yazın,bostan küçükleri,yani kelekler!
Yumurtadan biraz büyük,yumruk kadar olanlarına "hırtlak", patlıcana da  " balcan" deniyor.
Önceleri ben,"gırtlak" diyorlar sanıyordum,en sonunda sordum da öğrendim.
Kelek,daha büyüklerine deniyormuş.
Fiyat sorarken kullanılan sözcük, "Kaçaymış?"
Bunu da diyen özellikle bayanlar.
Sanki satıcı birinden duymuş da söyleyecekmiş gibi!
Aslında doğrudan satıcıyla senli benli olmama duygusu galiba.
Soru üçüncü kişiye havale ediliyor.
Güzel ve zararsız bir yöntem!
Kırklareli ve Tekirdağ üzüm memleketidir bizim bildiğimiz.
Buırası farklı mı?
Yer,gök üzüm.
Ya o kara üzümler!
Ben şimdi Aladağ'ın Kecimen üzümlerini övsem,Şarköy'ün Kınalı Yapıncak'ı alınacak…
Burada bir iki kış geçirdik ya artık ne yetişiyor,neler var pazarlarında Konya'nın öğrendik.
Örneğin,yalnızca Konya'da satılan ve adına "termiye" denilen bir tür yiyecek var.
Buna Antalya yöresinde "termis" deniyormuş.
Bir tür eğlencelik.
Tıpkı kaynamış kuru mısır gibi.
Konya'da her pazarda,tezgâhlarda çıra ile birlikte satılıyor.Kilosu 1.5 YTL.
Beyşehirli bir satıcı anlattı.Termiyeden bir apas(Beyşehir yöresinde avuç) yemeden bunun tadına varamazsın diyor.Tarlada gorsen(görsen)bakladan ayıramazsın diye de ekliyor.
Biraz internette araştırdım,meğerse ne yararlı ürünmüş!
İlk kez yediğimde -biraz fazla yemişim- ağır gelmişti.
Ama Beyşehirli satıcının dediği gibi bir apas yenilince tadına doyum olmuyor…
Uzun lâfın kısası,Türkiye'min her yöresi bir ayrı güzel ve övgüye değer.
Ama…
Gurbette Trakyalılık zor.
Çevremde "ücbej" arıyorum âdeta.
Geçenlerde büyük bir markette domates seçerken biraz yüksek sesle, "Breh anasını! Tamam be ya! " sözlerini kullanmışım farkında olmadan.Yanımdaki yaşlı bir amca " Trakyalı mısın?" diyerek konuşmaya başladı.Kendisi de Tekirdağ'da,Malkara'da bulunmuş.
On beş,yirmi dakika Trakyalıları övdü.
Eh, biz de saygıda kusur etmiyoruz tabi…
ÖZLEM GİDERMENİN YOLU
Ama dedim ya alışmadığı yerde insanın zaman geçirmesi kolay değil.
Canım çok sıkılırsa,atlıyorum arabaya,koyuyorum teybe  Ciguli'yi, "Çalgıcı  karısı Binnaz'ı" dinliyorum. 
Kesmezse  Cansever'i.
O da kesmezse  Rumeli Pop-Folk süper ikilisi Ekrem ve Gültekin'in "Yaz demedim,kış demedim,
eğlendim."şarkısını gümbürdetiyorum.Yine de doymazsam Trakya  havalarına, son çare  ilâç için Burhan Öçal'ın  "Di ley ley mari,oo pas, hadi agam" darbuka dinletisi beni kendimden geçiriyor.
N'apalım,o kadar da olsun artık,değil mi ?
Sağlıklar diliyorum.

05.07.2008
       
sehri_dogruoz@mynet.com

       
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.