...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
CANIM TÜRKÇE'M

CİNE 5'te bir Türk filmi izliyorum.
Adı: İblis.
Yılmaz Duru'nun bir filmi.
Güneydoğu Anadolu'da geçiyor filmin konusu.
Bilindik konular:
Kötü ağa,yoksul tarım emekçisi ve kimsenin paylaşamadığı bir güzel kız.
Tabi kız,yakışıklı ama yoksul emekçiyi seçiyor;ağa da-Bilal İnci-kıza sahip olamadığı için yapmadığı kötülük kalmıyor…
Benim ilgimi çeken ve üzerinde durmak istediğim nokta başka.
Filmde rol alan oyuncular ağası,imamı,çalışanı konuşmalarında son derece güzel bir Türkçe kullanıyorlar.
Bu durum daha çok İstanbul'da çevrilen eski Türk filmlerinde de var.
Bu filmlerde,dikkat edin,baş aktörle kavga eden çete elemanları bile kravatlı ve Türkçe aksanları bozuk değil.
Örneğin,eski filmlerin kötü adamı,çete reisi Kenan Pars-toprağı bol olsun- son derece şık ve bakımlı.
Kruvaze ceket içten düğmeli;papyon,kravat ve cepte mendil.
Hepsi tam.
Erol Taş örneğin,yüzlerce filmde kötü adamı oynamış.
Rahmetlinin ateşte kızarmış tavuğu ağzına götürüp ısırması ve arkasından attığı müthiş kahkaha sahnesi sanırım unutulmaz.
Tümünde görülen ortak yön, filmlerde konuşulan Türkçe'nin son derece güzel ve
vurgularının noksansız olması.
Tabi buna dikkat eden kişi yönetmen ve senaristtir.
Çünkü o zamanlarda dublaj tekniği gelişmemiş ve oyuncuları başkaları konuşuyor.
Abdurrahman Palay,Sadettin Erbil(M.Ali Erbil'in babası), Jean Mahfi Ayral,
Adalet Cimcoz,Agâh Hun(Ün) Gazanfer Özcan,Toron Karacaoğlu ve adlarını sayamayacağım kadar çok tiyatro sanatçısı filmlerdeki artistleri konuştular.
Elbette dalga geçtiğimiz, "n'ayır,n'olamaz" gibi,"alıciğim,yapıciğim" gibi abartılı seslenmeler de olsa,onlar sonuçta en güzel Türkçe aksanıyla konuşarak işlerini yaptılar.

YOZLAŞTIRILAN TÜRKÇE
Oysa son yıllarda sanki bir el,bu güzel Türkçe'yle konuşma kuralını değiştirdi.
Konuya "iyi niyetle" yaklaştığım için bunu dublaj teknolojisinin gelişmesine veriyorum.
Neredeyse bütün televizyon dizilerinde veya sinema filmlerinde konuşmalar yerel  şiveyle yapılıyor.
Güneydoğu Anadolu'da çevrilen filmlere bakıyorsunuz oyuncular bozuk aksanlı bir şiveyle konuşuyorlar.
Gerçi o yörenin insanları çeşitli etnik kökenden olabilir.
Doğal olarak konuştukları Türkçe de şiveli ve değişiktir.
Bu durum onların bildikleri ve anadilleri olan Kürtçe'den,Arapça'dan kaynaklanabilir.
Ama Türkiye'de çekilen filmlerde de yöre şivesinin kullanılmasına ne gerek var?
Bence çok yanlış.
Bu filmleri televizyonlarda bütün Türkiye izleyebilir.
Hatta tüm dünya.
İzliyor da.
Hiç kimsenin,birilerine şirin görünme veya yakın davranma uğruna güzelim Türkçe'mizi deforme ederek kötülük etme hakkı olamaz.
Örneğin, Karadeniz Bölgesi'nde çevrilmiş bir dizi film vardı.
Artistler lâz şivesini konuşacağım diye çok komik duruma düşmüşlerdi.
Örneğin ben Elveda Rumeli dizisini zevkle ve ilgiyle izledim.
Çünkü kökümüz,kökenimiz olan Balkan coğrafyasının çocuğuydum.
Bu dizi de oralarda çevrilmişti.
Dizi filmin en büyük özelliği de bence yerel sanatçıların da oynamasıydı.
Konuşmalar yapmacık değildi.
Bizler Türkiye'de,vatanımızda doğduk.
Anamız,babamız ve tüm sülâlemiz Balkan topraklarında doğdular.
Orada büyüdüler,orada okudular,uzun süre oralarda yaşadılar.
Hepsi oranın dillerini son derece iyi konuşabiliyor ve yazabiliyordu.
Ancak Türkiye'ye geldikten sonra başlangıçta bozuk olan şivelerini düzeltmek için büyük çaba gösterdiler.
Belki yüklemi sonda kullanmadılar.
Belki zaten Arapça olan "h" sesini yuttular.
Ama Batı Trakya olsun,Balkanlar olsun oralardan gelen bütün göçmenler anadillerini yani Türkçe'mizi yanlış vurgulamamak için üstün çaba gösterdiler.

SES BAYRAĞIMIZ
Ülkemizin değişik yörelerinde Türkçe'mizi farklı şiveyle konuşan milyonlarca insan yaşamaktadır.
Hatta kişi konuşunca şivesinden nereli olduğu bile anlaşılır.
Bu olağanüstü bir zenginliktir.
Ancak filmlerde yalnızca bir yöreye ait şiveyle sanatçıların konuşturulması bence yanlıştır.
Öyle ki düne kadar  türkücü olarak bildiğimiz kişilere son yıllarda televizyon programı  ve özellikle kırık,bozuk Türkçe'yle sunuculuk yaptırılmaya başlandı.
Türkçe'mizi güzel konuşmak için hiçbir çabaya gerek duymaksızın televizyon kanallarında programlar yapılıyor.
Bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ayrı eyalet ve kantonlarda ayrı dillerin konuşulması ve hatta ayrı bayrak ve milli marşlarının olması benim görüşlerimle terstir.
Türkçe'miz de Türkiye'miz de tektir ve bütündür.
Büyük Türk şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın dediği gibi:
" Türkçe'm ses bayrağım benim."

SON SÖZ
Değişik yörelerde herkesin istediği şiveyle konuşma özgürlüğü elbette vardır ve bu olağandır.
Da…
Şu dizi filmlerdeki sanatçıların ve program yapan türkücü sunucuların kötü bir Türkçe'yle dilimizi yozlaştırmalarını eleştirmek de…
Benim özgürlüğümdür.

Sağlıklar diliyorum.

02.08.2008
       
sehri_dogruoz@mynet.com

       
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.