SU KONUSU
Hani bir söz vardır yanlış bilinen "Su küçüğün söz büyüğün!"diye.
Doğrusu "sus küçüğün" olması gereken yani büyüğün söz sahibi olduğu veya konuşması gerektiği yerde yaşça küçük olanın ha bre çene yarıştırmasının yakışık almadığını belirten özlü söz.
Ama sözün değişik hali bile suya çok ilginç bir önem yüklemiş.
Çünkü su,canlıların olmazsa olmaz koşulu taşıyan en önemli gereksinimlerinden biridir.
İnsan vücudunun 3'te 2'si sudur yani bir insanın toplam ağırlığının %60-70'ini su oluşturur.
Öyle ki bir insan aç durarak birkaç hafta yaşayabildiği halde,o insanın su içmeden bir iki günden fazla yaşaması da bir mucizedir.
Çünkü…
Kanın %90'ı sudur.
Beyin ve kasların %75'i sudur.
Vücut yağının %25'i sudur.
Kemiklerin bile %22'si sudur.
Bu yüzden su en temel ve en önde gelen bir insanlık hakkıdır.
İster kent olsun,ister ilçe,köy ve mezra olsun yerleşik durumda orada yaşayan insanlar varsa, yöneticilerin suyu insanların ayağına getirme zorunluluğu vardır.
Eğer bunu yapamıyorsa o yönetimde bulunanların adından bile söz etmek gerekmez.
Yöneticilerin aslî görevlerinden en temel olanı,suyu yönetilenlerin emrine sunmaktır.
Ancak burada da dikkat edilecek bazı noktalar vardır.
Söz gelimi halkın bulunduğu yere suyu getiren yönetici bu suyu sağlıklı kılmak zorundadır.
Hijyen niteliğe sahip bir su her insanın temel hakkıdır.
ÜLKEMİZDE SU ÇOK MU BOL?
Ülkemizde eskiden beri su bol denirdi.
Ya da biz öyle biliyorduk.
Çünkü yaşadığımız topraklarda o denli çok ırmak,çay,göl ve gölet var ki!
Hepsinin suları tatlı ve içimleri neredeyse doğrudan içilebilecek kadar temiz.
Ancak küresel ısınma ve kirlenme yüzünden su kaynaklarımız azalıyor ve içilmek bir yana, yavaş yavaş kullanılmaz duruma geliyor.
Başkentimizin belediye başkanının yaptığı gibi halka habersiz olarak, bir süre Kızılırmak'ın karıştırıldığı suyu içirip sonra da,
"Bakın meğer su tertemizmiş,hiç hastalanan olmadı." demek, bir tür kumardır.
O zaman da insana sorarlar:
Ya zehirlenme olsaydı?
Ya on yıl sonra kanser vakası oluşturacak özellikte bir su idiyse?
Nasıl böyle bir denemeye tabi tutarsın vatandaşı?
İzmir'in şebeke suyunu da valilik içmeye kapattı.
Şebeke suyunda olağanın üstünde "arsenik" varmış.
Acaba okullar ne durumda?
Herkes birbirini suçluyor.
Kim haklı,kim haksız onu,orada oturanlar bilir de…
Su gibi insan vücudunun en temel yapıtaşı siyasete alet ediliyormuş gibi geldi bana.
Çünkü devletimizin kurumları bir yere baraj yapıp o yerin su sorununu çözmesine yardımcı oluyorsa bunu millet adına,millet sayesinde yapıyordur.
Yoksa belediye başkanı paye kazansın veya seçmenine "hava atsın" diye değil.
SEÇİMLERDE DİKKAT!
Yakında,mart ayında yerel seçimler yapılacak.
Bence bir yere başkan seçilecekse ve aday olarak da eski başkanlar da sıradaysa, yöre halkının şu soruyu kendilerine sorması gerekir:
Eski başkan beş yıllık icraati içinde o yerin içme suyunu halkın gönül rahatlığıyla içebilmesine uygun niteliğe getirdi mi?
Eğer bunu beceremediyse…
Beş yıl boyunca yol yapmış olmasının, renkli kaldırım taşı döşemesinin, bahçeleri çiçeklerle donatmasının, belediye binasını yenilemesinin, eğlenceler düzenleyerek halkın neşesini getirmiş olmasının veya buna benzer çalışmalar yapmasının çok fazla bir değeri yoktur.
Ama halkın evindeki suyu "Oh!" diyerek içilecek duruma getirdiyse ve de sık sık su kesintisi yaşatmadıysa…
İşte halkın o başkanı baştacı etmesi için başlıca nedenlerden en önemlisi bulunmuş olur.
Peki bu nasıl anlaşılacaktır?
Yani sıradan vatandaş suyun temiz ve içilebilir olduğunu nereden bilecek?
Belediyenin yasalarına göre-ki bunu ilgilileri çok iyi bilir- halkın içmesine sunulan suyun tahlilleri sık sık yapılıyor mu?
Bu tahlil sonuçları herkesin görebileceği yerlerde,herkesin anlayabileceği kolaylıkta yazılıp asılmış mı?
Örneğin,içme suyunda şu kadar kireç vardır…
Örneğin,içme suyunun sertliği şu kadardır…
Örneğin,içme suyunda zehirli ama zararsız miktarlarla arsenik vardır…
Örneğin,içme suyunda şu kadar ağır metal birikintisi vardır…
Ya da yoktur.
Hepsi her hafta veya her ay incelenip uygun ve görülebilecek yerlere asılıyor mu?
Gibi…
Bir insan için en uygun ve en nitelikli suyun hangisi olduğu, karşılaştırılmalı olarak, araştırma sonuçları içinde yer alması da gerekir.
Temiz ve sağlıklı su,insanların içmesine,kullanmasına sunulmadığı zaman o belediye başkanının bir daha aday olma olasılığı sıfır olmalıdır.
Bu, o denli önemlidir ki o yerdeki esnaf da o suyla yiyecek üretiyordur.
Örneğin,fırıncı o suyu katacaktır ekmeğe.
Örneğin,pastaneci o suyu katacaktır keke,kurabiyeye ve pastaya.
Örneğin,simitçi o suyu karıştıracaktır hamuruna.
Kısaca yiyecek maddelerini üretenler eğer sağlıklı su kullanırlarsa, halkın yiyeceği de mikropsuz ve sağlıklı olacaktır.
Halk bütün bunları düşünüp karar vermeli belediye seçimlerinde.
Yoksa şu partiymiş,bu partiymiş pek önemli olmamalıdır.
Çıkarcılar için önemli olabilir;ama halk için geçerli olması gereken temiz ve sağlıklı suyu insanların içmesine ve kullanmasına sunmuş mu o belediye başkanı?
Yerleşim yerini halkın parasız olarak kullanabileceği çeşmelerle donatmış mı?
İşte asıl sorular bunlardır.
Sağlıklar diliyorum.
06.09.2008
sehri_dogruoz@mynet.com