SADIK MİLLET (MİŞ)!
Ermenistan yaklaşık üç milyonluk bir ülke.
1915 yılındaki olayları çarpıtarak genosid (soykırım) olarak tüm dünyaya kabul ettirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Ancak ne bu konulara ilişkin arşivini açıyor ne de konuları bilimsel düzeyde tartışmak için masaya oturuyor.Zira gün gibi açık olan gerçeklerin yani 1915'te Ermeni çetelerinin Ruslar'la işbirliği içinde Türk köylerini baskına uğratarak ve terör estirerek yaptıkları zulmün tüm kanıtlarıyla,belgeleriyle ortaya çıkacağını biliyor.
O dönemde soykırım yapılmış olsaydı,binlerce Ermeni kendi istekleriyle niçin ve nasıl kalırdı Anadolu'da?
Hem,tehcir yani göç ettirilenler Osmanlı sınırları içinde yalnızca yer değiştirilmişlerdir.
Çünkü savaş halinde olan Osmanlı askerlerini Ruslar'la birlikte arkadan vuran,savunmasız Türk köylerine baskınlar yapıp çoluk çocuk demeden katleden,Devleti parçalamak ve yok etmek isteyenlerle işbirliği yapan Ermeniler, yalnızca göç ettirilerek Osmanlı'ya ait topraklarda yer değiştirilmişlerdir.
Kısaca Ermeniler'in soykırım dediği tehcir olayı savaş halinde olan Osmanlı Devleti'nin kendini savunma ve garantiye alma düşüncesiyle başvurduğu bir yöntemdir.
Aslında bunu Ermeniler de çok iyi bilmektedir ama kendi ulus bilinçlerini taze tutmak ve zaten çok az olan nüfuslarını bir ve bütün tutmak için bu yalanı sürdürmektedirler.
Ararat dedikleri Ağrı Dağı'nı kendi uluslarının simgesi olarak ilan etmektedirler.
Türkiye'nin Kafkasya'daki sınırlarını kabul etmemektedirler.
Kısaca emperyalistlerin desteğiyle 3T yani soykırımı Tanıma ,Tazminat ve Toprak taleplerinden asla vazgeçmemektedirler.
Biz ise Osmanlı döneminde Ermeniler'e Hristiyan azınlık içindeki en sadık millet demişiz.
Osmanlı yönetiminde milletvekillikler,elçilikler gibi temsilcilikler,paşalıklar vermişiz.
Önemli görevlerde onlara güvenmişiz.
Bugün bile ülkemizde bunca işsizin parasız gezdiği zamanda binlerce Ermeni'nin kaçak olarak çalışmasına göz yummuşuz.
(Resimde,1921'de Berlin'de bir Ermeni tarafından öldürülen Sadrazam Talat Paşa'nın üzerinden çıkarılan kanlı gömleği.Genelkurmay Başkanlığı'nın resmi internet sitesinden alınmıştır.)
BUGÜN GELİNEN DURUM
Cumhurbaşkanı A.Gül,Ermenistan'ın başkenti Erivan'da yapılan Türkiye-Ermenistan milli futbol takımlarının maçına davet edilmiş ve onca tepkiye karşın oraya gitmiştir.
Devletimizi temsîlen giden A.Gül'ün yanında da Hükümet'i temsîlen Dışişleri Bakanı A.Babacan bulunmuştur.
Maç olmasaydı A.Gül bu denli bir rahatlıkla ve onca eleştiriyi göze alarak gidebilir miydi Ermenistan'a?
Artık maçlar devlet sorunlarını görüşmek için fırsat mı oluşturmaya başladı?
A.Gül'ün Ermenistan ziyareti önce Azerbaycan'lılar tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Katıldıkları televizyon programlarında,bu ziyaret nedeniyle,çok üzüntülü olduklarını açıklıyorlardı.
Üzülmekte de haklıydılar.
Çünkü hukuken Azerbaycan'a ait olan Dağlık Karabağ Bölgesi Ermeniler tarafından fiilen işgal altındadır.(1991-1993)
Binlerce Azeri Türk'ü öz topraklarından sürülmüş durumdadır.
Bu süre içinde 26 Şubat 1992'de,Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı Kasabası'nda Ermeniler,giriş ve çıkışı kapatarak üç bin nüfuslu kasabadan 613 kişiyi katlederek soykırım yapmışlardır.150 kişi de kaybolmuştur.Yüzlerce kişi de ağır biçimde yaralanmıştır.
Öldürülenlerin 83'ü üç ile beş yaşındaki çocuklardı.106'sı kadındı.70'ten fazlası da yaşlıydı.
Bunları Türkler yazmıyor,kendi yazarları da,tanık olanlar da bunları yazmışlardır.
Ancak bu katliam dünyada sanki es geçilmiştir.
Ama Azeriler'in içinde bir köz gibi yanmaktadır.
Elbette Türk kardeşlerinin Ermenistan Cumhurbaşkanı ile sarmaş dolaş olmasına üzüleceklerdir…
Şimdi ise durum birden değişmiştir.
Cumhurbaşkanı Gül,Ermenistan'dan sonra hemen Bakü'ye giderek Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliev'le görüşmüştür.
Bu ziyaret sonrası,Azeriler'in olumsuz tepkileri yerini olumlu duygulara bırakmıştır.
Peki ne olmuştur da Azeriler memnun kalmışlardır?
Bunu bilemeyiz.
Ancak çıkan haberler Ermeniler'in Karabağ'dan çekilebileceğini ve işgale son verebileceğini yazmaktadır.
Eğer bu gerçekleşirse,Azerbaycan savaşsız,tek kurşun atmadan kendi topraklarına kavuşacaktır.
Bu durum Azeriler için çok olumlu bir gelişmedir.
Ya bizler için?
Bu işgalin sona ermesi bizim bazı ödünler vermemizi gerektirmemiştir umarım.
Neden,niçin soruları yanıtsız mı kalacaktır?
ABD'nin Kafkasya politikasının bir gereği midir bütün bu olanlar?
Örneğin,kapalı olan Ermenistan sınır kapısı açılacak mı?
Örneğin,sözde soykırım kabul mü edilecek?
Ya da hafif yollu bir onaylama mı gerçekleştirilecek?
Örneğin,Osmanlı döneminden ellerinde bulunan tapularla gelen Ermeniler Türkiye'ye mi dönecekler?
Örneğin,milyonlarca dolar tutacak tazminatlar mı verilecek?
Örneğin,dünyada 19 ülkenin tanıdığı sözde soykırım bir yanda dururken Ermenistan'la ticari ilişki mi kurulacak?
1993'ten beri Türk Tarih Kurumu'nda görev yapan,arşiv belgelerine inerek Ermeni Meselesi konusunda önemli eserler hazırlayan ve Ermeni Masası'nı kurmuş olan TTK Başkanı Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu'nun kendisinin bile haberi olmadan görevden alınması çok mu gerekliydi?
Daha birçok soru çıkartılabilir.
Umarım Azerbaycan, Ermeni işgalinin kalkmasıyla topraklarına kavuşur.
Ancak asıl soru şu:
Bu arada biz ne kazandık?
Ya da ne kazanacağız?
Sağlıklar diliyorum.
13.09.2008
sehri_dogruoz@mynet.com