ASIL GÜNDEM NE?
Türkiye'de ne kadar çok gündem değişiyor?
Sanal ya da gerçek olsun,değişen gündem konuları da o denli önemli ki!
Bir yandan yazılı basın ,öbür yandan görsel basın ve internet buna aracı oluyor.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan 367 tartışmalarını ve referandum sürecini bir anımsayın.
Ülkede ilgili ilgisiz herkes işinin gücünün yanında bir de bunları tartıştı.
Ya da yapılan tartışmaların içinde buldu kendini.
Yalnızca son zamanlardaki gündem değiştiren konulara bir bakın:
- ATV ve Sabah gazetelerinin satılması sırasında kamu bankalarından verilen yüksek krediler konusu ve bu aşamada küçük bir Arap ülkesi olan Katar'a birçok devlet büyüğünün niçin gittiği iddiaları…
- Anayasa Mahkemesi Başkanvekili'nin, peşindeki bir araba tarafından epeydir izlendiği ve dinlendiği iddiası…
- CHP Genel Sekreteri Önder Sav ile merkeze alınan eski Bolu Valisi'nin arasında geçen özel konuşmanın bir gazetede aynen yayımlanması ve bunun izinsiz yapılan bir dinleme sonucu olduğu iddiası…
- Eski Genelkurmay Başkanı'yla Başbakan arasında,Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan özel görüşmeyle ilgili eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın iddiaları ve bu konuyla ilgili Sağlar'ın dava edilmesi,arkasından aklanması…
- Meclis'te AKP ve DTP'nin oylarıyla değiştirilmesi kabul edilen TRT kanunuyla Kürtçe yayın yasağının kaldırılması ve TRT'nin bir kanalında tam gün Kürtçe yayınlanacak programın tartışmaları…
- Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Belçika'nın başkenti Brüksel'de ileri sürdüğü hem Hristiyan azınlığın hem de Müslümanlar'ın Türkiye'de dinsel özgürlük açısından sorun yaşadığına ilişkin iddialar…
- Üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasıyla ilgili Anayasa değişikliği ve tartışmalar…
- Anayasa Mahkemesi'nin türban yasasını iptali ve üzerindeki tartışmalar…
- Bu arada süren parti kapatma davaları ve yabancıların bu davayla ilgili görüş ileri sürmeleri…
- AKP'nin kapatılmayıp laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğunun Anayasa Mahkemesi tarafından tescillenmesi…
- Ardından hemen AB temsilcilerinden yeni bir Anayasa yapılması telkinleri ve bunun Türkiye'de tartışılmasının açık açık dillendirilmesi…
- TBMM Başkanı'nın senatonun tartışmaya açılmasını istemesi…
- Ergenekon soruşturması çerçevesinde emekli ordu komutanlarının,ünlü işadamlarının ve gazetecilerin gözaltına alınmaları ve tutuklanmaları…
- Amerikan Başkonsolosluğu'na yapılan terorist saldırı ve bu arada üç polisimizin şehit edilmesi…
- Bu arada çıkarılan yasalar ve KKTC'nin bağımsız bir devletten vazgeçmesi anlamına gelen Hristofyas'la Talat'ın anlaşması da dikkatlerden kaçmasın.
- Sonra binlerce sayfa tutan Ergenekon iddianamesi…
- NATO donanmasına ait Amerikan savaş gemilerinin Ruslar'ın askeri müdahale ettiği Gürcistan'a insani yardım götürme adı altında Boğazlar'dan geçerek Karadeniz'e çıkması…
- Tabi Karadeniz'den önce de Çanakkale Boğazı'ndan geçerek Marmara Denizi'ne çıkması…
- 1936'da imzalanan Montreux(Montrö) Antlaşması'nın delinip delinmemesi konusu…
- Ankara ve İzmir'de yaşanan arsenikli veya mikroplu su konuları…
- Birdenbire her şeyi unutturan bir "Deniz Feneri" yolsuzluğu ve Alman Mahkemesi'nin bu yolsuzluk davasının elebaşlarının Türkiye'de olduğu iddiaları…
-Arkasından onu da unutturacak olan düellolar.
-Tabi en son Kamer Genç'in TBMM'nin açılış konuşması yapan Cumhurbaşkanı A.Gül'ü protesto etmesi…
- ABD'de başlayıp bütün dünyaya yayılan ekonomik bunalımın gelip kapımıza dayanması…
- Ve şu an aklıma gelmeyen yoğun bir Türkiye gündemi.
KATLANMAK KOLAY MI?
Bütün bunlara bir ülkenin dayanması,katlanması kolay değil gerçekten.
Oysa halk için,Türkiye'nin "kahir ekseriyeti" yani ezici çoğunluğu için acil olan sorunlar bunlar mı?
Enerji fiyatlarının artması sonucu benzin,elektrik,doğalgaz zamları otomatiğe bağlandı.
Yılbaşından bu yana elektriğe yapılan zamlar yüzde sekseni buldu.
Daha yeni elektrik ve doğalgaza zam yapıldı.
Ocak 2009'da yine zam olacağı söyleniyor.
Dışarıya tam anlamıyla bağlı ve bağımlı olduğumuz doğalgaza yapılan ve yapılacak zamlar artık insanları çileden çıkarma aşamasına geldi.
Doğalgaza da yılbaşından bu yana yapılan zam oranı yüzde kırka ulaştı.
Gıda fiyatları ise yükseklerde uçuyor.
Türkiye Kamu-Sen mayıs ayı için tek kişinin yoksulluk sınırını 1285 YTL,dört kişilik bir ailenin asgari(en az) geçim sınırını ise 2589 YTL olarak hesaplamış.
Çalışan tek kişinin açlık sınırının ise yüzde 1.53 oranında arttığını belirtiyor. (7.06.2008/haber.turk.net/kaynak:Anadolu Ajansı)
Memur-Sen'in yaptığı Ağustos ayı araştırmasında ise dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 820 YTL olmuş.
Türk-iş'in yaptığı "Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması" sonuçlarına göre ise, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 726 YTL; yoksulluk sınırı 2366 YTL.
Ağustos'tan sonra geçerli olmak üzere çalışanlara yapılan ek ödeme ve yükselen enflasyon dikkate alınarak yapılan yüzde 8.4'ü bulan zam da yeterli olamadı.
Bu zammın da yanlış hesaplandığını ve adaletli yapılmadığı için yargıya götürüldüğünü yazıyor gazeteler.
Emekli ise yok sayıldı.
Esnafın ve çiftçinin "hâli pürmelâli" ortada.
Asıl gündem ve halkın gerçek sorunları bunlar değilse,nedir?
Bunların yanında bir de Amerika'da 4 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimleri girince gündemin yoğunluğu da arttı.
Bütün bunlar dururken milli maçı izlemek üzere Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı düzeyinde Ermenistan'a gidilmesi her türlü gündemin üzerine çıkıveriyor.
Oysa Azeri kardeşlerimiz A.Gül'ün birlikte maç izlediği Ermenistan Cumhurbaşkanı Serkisyan'ın Azerbaycan'daki Hocalı Katliamı'nın baş sorumlusu ve önderi olduğunu ağlayarak söylüyorlar.
Kısa bir süre sonra da Cumhurbaşkanı Gül bu kez Azerbaycan'a gidiyor ve bahçede güller açıyor,söylemler değişiyor.
Bir gündem değişikliği sağnağı içinde geçiyor Türkiye'mizin günleri.
Sonunda "Ne olursa olsun,boş ver aldırma!" boşluğuna mı düşeceğiz?
İstikrarsızlaştırma denilen şey de bu mu ola ki?
Sanırım bunca gündem arasında aklımızda da bir şey kalmıyor.
Çünkü bir sonraki,öncekini unutturuyor.
Zaten kamunun hafızası 23 günmüş.
Yani en büyük skandalı bile 23 gün sonra unutuyormuşuz.
Ama asıl gündem neyse o da var olmayı sürdürüyor.
Sağlıklar diliyorum.
04.10.2008
sehri_dogruoz@mynet.com