SIRA BEKLERKEN
Emekli bankamatik kartımın süresini uzatmak için ilgili memurun önünde sıra bekliyorum.
Tam sıra bana geldi, sistemde bozukluk oldu, bilgisayarlar çalışmaz oldu.
Türkiye çapında bir bozuklukmuş bu.
Çaresiz bekleyeceğiz.
Arka sıramda emniyetten yeni emekli olmuş ve ilk kez maaş almaya gelen bir kişiyle tanıştık.
Otuz üç yıl çalışmış, konuşkan, içtenlikli.
İlk kez milli olacağım, ama şansa bak diyor, gülerek.
Tam bir saat bekledik, beklerken de öteden beriden konuştuk.
Dedim ya konuşkan bir arkadaş, neler anlattı, neler?
" Hocam, bir gün Alâattin'den(Konya'nın merkezi) tramvaya bindim.
Yerleşkeye (Kampüs) gideceğim.Tramvay öğrenci dolu.
Önümde, arka arkaya tek koltuklara oturmuş sakallı dört yaşlı insan var.Biraz sonra bu yaşlı kişiler yanlarında ayakta bekleyen gençlere, 'Gel, otur,evlâdım.' diyerek yer verdi.
Dört ihtiyar da aynı şekilde hep gençlere yerlerini bırakıp,kendileri ayakta yolculuk etmeye başladı.
Bu benim dikkatimi çektiği için dayanamayıp sordum:
'Amca sen yaşlısın ve oturman gerektiği halde, neden gençlere yerini veriyorsun?'
Biraz duraksadı ama sonra dedenin gözleri sulanmaz mı?
Başladı anlatmaya:
'Oğlum, biz dört arkadaş (dört yaşlı insan) yılda bir ay,her gün Alâattin durağından üniversite yerleşkesine giden tramvaya bineriz.Son durakta iner,biraz vakit geçirdikten sonra yine döneriz.
Bunu bir ay yorulana kadar uygularız.'
Bayağı gözyaşı döken ihtiyara sordum (emekli polis soruyor):
'Peki ama bunu neden yapıyorsunuz? Gençlere yer vermek zorunda değilsiniz ki?'
Yaşlı amca, avucunun içiyle ıslanan gözlerini sildikten sonra anlatmayı sürdürdü:
'Öyle de oğlum, gençlerimizde saygı kalmamış.Arada bir, 'Sen otur dede, ben ayakta dururum.'diyen gençler çıkıyor;ama gençlerin çoğu anında yerimi alıyor.Hatta kendisinden büyük biriyle göz göze gelip de kalkmak zorunda kalacak diye pencereden yana başını çevirip uyur numarası yapıyor.'
Şaşkın ve hayran bakışlarla yaşlı adamı dinlerken o konuşmasını sürdürdü:
'Bizim amacımız gençlere bazı saygı kurallarını öğretmek;gencin utanıp da yaşlılara yer vermelerini sağlamak…'
Yaşlı adamın söylediklerini dinleyen ben ağzım açık öyle kalakaldım! "
DOĞRUSU BU
Bakar mısınız idealizme?
Ailelerin yapması gerekeni dört yaşlı insan görev edinmiş.
Ben, bu olayı anlatan emekli polise birkaç kez, "Çok ilginç!" dedikçe, o her seferinde tanık olduğu başka bir olaydan söz ediyordu.
Tam o sırada bir arkadaşını gördü.
Kucaklaştılar.
Ateşli bir konuşmaya daldılar.
Ben de,arka sıradakiler de duyuyorlar adamın anlattıklarını.
O kişi de polis ama emekli değil.
Genç ve bekâr.
Bizim emekliye anlatıyor:
"Abi, dün başıma gelenleri duydun mu?"
"Yoo, ne oldu?"
"Ya, dün öğle saatlerinde eve gideyim dedim. Kapı kırılmış,bir karış aralık duruyor.
Arkasında sandalye dayalı.Hemen anladım,içerde hırsız var.Tabancam da içerde kalmıştı.
Elimin tersiyle kapıyı sessizce açayım dedim.Karşımda silahını doğrultmuş iri yarı gençten bir adam.
Elindeki silah benim.
Bana, 'Çekil yolumdan!' dedi.
Baktı,çekilmiyorum,tetiğe bastı.
Emniyet kilidini açamamış.
Ben herife yumruğu geçirdim mi! Adam yere yıkıldı.
Üstüne çullanıp tabancamı aldım.
Emniyetini açana kadar hırsız aşağıya kaçtı.
Ben de peşinden.
Minibüs duraklarının orada yakaladım adamı. Silahı kafasına dayadım.
Şoförler de yardımcı oldular,arkadaşlara haber verdim,geldiler ve aldık hırsızı.
Meğer yedi kez gasptan, iki kez de bıçakla yaralamaktan içeri düşmüş, aflarla çıkmış bir sabıkalıymış.
Beş kişiymişler. O en son evde kalmış, ben üzerine gelmişim."
Sıradakiler nefeslerini tutmuş dinliyorlardı.
O sırada sistem açıldı, bilgisayarlar çalışmaya başladı.
Bankamatik kartımın süresini uzattım.
Emekli polisle el sıkışarak maaşımı çekmek için dışarıya çıktım.
Çıkmasına çıktım, paramı çektim ya…
Eve gidene kadar bir kumru ürkekliği yaşamadan da edemedim.
Sağlıklar diliyorum.
01.11.2008
sehri_dogruoz@mynet.com