BÜYÜK BİR ŞEHİRDE YAŞAMAK
Büyük bir kentte yaşamanın bazı bedelleri vardır.
Böylesi megapollerde yaşamın akışına ayak uyduramayanlar sağlıklarını, sağaltım(tedavi) için de paralarını yitirebilirler.
Nedir mâliyeti bir megakentte yaşamanın?
BİR: Fiziksel sağlıktan ödün verme,
İKİ: Ruhsal sağlıktan ödün verme,
ÜÇ: Parasal durumdan ödün verme.
Trafikte akan motosiklet ve triportörlerin,benzinli veya dizel araçların gecenin herhangi bir saatinde çalışır durumda olması,özellikle yola yakın oturan insanları gerilim içine sokmaktadır.
Ayrıca bu araçların ekzostundan çıkan zehirli dumanlar insanların şehir içlerinde nefes almalarını zorlaştırmaktadır.
Bunlar da ancak insanların başına büyük şehirlerde gelebilecek fiziksel travmalardır.
Büyük şehirlerde insanlar birbirlerini tanımadıkları için yardım ve saygı gibi insancıl davranışlar da savsaklanmaktadır.
Işıklar,tramvaylar,alt-üst geçitler,metro ve çok hızlı akan trafik en küçük bir dalgınlığı bile bağışlamaz.(Resimde Konya Nalçacı Caddesi)
Böylesi yerlerde ölümlü,yaralanmalı ve maddi hasarlı kazalar çok olmaktadır.
Hele kozmopolit yerler yani her ırktan,her dinden,her kesitten insanların yaşadığı kentler;köy,kasaba ve küçük yerlerden iş için,aş için gelenlerle dolmuştur.
Buralarda bazen görüntü kirliliğine neden olan olaylarla karşılaşılır.
Örneğin,yerlere sigara izmariti veya kâğıt mendil atma,araba küllüğünde birikmiş izmarit ve çöpleri yola dökme,yerlere tükürme ve sümkürme gibi.
Ankara'da çalıştığım senelerde sabahleyin Ulus Meydanı'nda kaldırımlardaki ağız ve burun salgılarından sekerek yürümek zorunda kalıyordum.
Bunu yaparken "nasılsa kimse beni tanımıyor duygusu" egemen olduğu için kişinin büyük şehirlerde gerçek iç dünyası ve görgüsü de ortaya çıkıyor.
FATURA KİME KESİLİYOR?
Büyük kentlerde yaşayanlara çok büyük olanaklar sunulmasının yanında bunlardan yararlananların uyumsuzluğu insanların ruhsal dengesini de bozmaktadır.
Rasgele çalan korna sesleri ve kimseyi umursamadan bağırarak,kaba sözler kullanarak yapılan konuşmalar,insanların ruhsal yapılarının bozulmasına neden olmaktadır.
Kentte yaşamanın gerektirdiği karşılıklı saygı ve davranış biçimlerini umursamayanlar yüzünden birçok kişinin sinirleri dumura uğramaktadır.
Büyük şehirlerimizde maddi ve manevi doyumsuzluk sonucu suça itilen çocuklarımızın durumu ise bir başka sorundur.
Sosyal ve spor amaçlı tesislerin,etkinliklerin yetersiz olduğu şehirlerde çocuklar,gençler enerjilerini harcayamadıkları için ya kavga çıkarmakta ya da macera ve kendini kanıtlama isteğiyle suça yönelebilmektedirler.
Bunlar yapılan bir araştırma sonucu ortaya çıkan gerçeklerdir.
Uzmanlar, büyük şehirdeki gereksinimlerin köydekine göre daha çok olduğunu ve ailelerin de bu gereksinimlere yeterince yanıt verememeleri sonucunda
özellikle yoksul ailelerin çocuklarının okul ya da sokak çetelerine katıldıklarını belirtiyor.
Araştırmaya göre suç işleyen her 100 çocuktan 93'ü şehirde,7'si ise köyde yaşıyor.
Görüldüğü gibi büyük bir kentte yaşamanın faturası yalnızca büyüklere değil çocuklarımıza da kesiliyor.
NEREYE GÖÇSEK?
Büyük bir şehirde yaşamak kişilerin epeyce bir parayı gözden çıkarması için yeterli bir nedendir.
Kirada oturuluyorsa,ödenen kira ücreti başka yerlerden daha yüksektir.
Bir apartmanda veya bir sitede oturuluyorsa buna genel gider ödentileri de eklenebilir.
Büyük şehirlerde mahalle kavramı küçük yerlerdekilere oranla daha az olduğu için bakkal,kundura tamircisi,fırın,terzi,küçük berber gibi esnaf azdır veya
dar bir bölgede sıkışmışlardır.
Çünkü bütün gereksinimler dev marketlerden karşılanır.
Bu tür süper,hiper ve gros marketler de yürüyerek gidilemeyecek kadar uzak ya da genellikle kentlerin merkezî yerlerinde olurlar.
Minibüsler,dolmuşlar ve belediye otobüslerine ödenecek paralar hep cebi ilgilendirmektedir.
Evin yakınında eğer ilköğretim okulu ve lise bulunmuyorsa,çocuklar için taşıma servis ücretleri,okul masrafları da hep kişinin ekonomik gücüne olumsuz etki yapmaktadır.
Çalışan bireyler için işyerleri uzaktaysa işe gidiş ve eve dönüş ücreti masraf listesini kabartır.
Elektrik,su,doğalgaz,belediyenin vergileri,telefon paraları belki her yerde aynıdır ama…
Bence bir köye gidip yerleşmek ve dingin bir yaşamı seçmek…
Yapılabileceklerin en iyisi olsa gerek.
Sağlıklar diliyorum.
15.11.2008
sehri_dogruoz@mynet.com