GÜLMEK ÜZERİNE
Kız olsun,erkek olsun çocuklarına,gençlere gülüp neşelenmeyi çok gören hatta yasaklayan insanların da bulunduğunu herkes bilir.
Kendi içindeki baskıcı duyguların demir çemberinden çıkamayıp diğer tüm insanları da kendileri gibi olmaya yönelten kafalar bunlar.
Kız çocukları bir yana erkek çocuklarını bile güldüğü için azarlayanlar yok mu?
"Karı gibi gülme!"
Lafa bak!
Şu kabalığa bak!
Kadınlar gülünce "hafif" oluyorlar,erkeklerin ise cinsiyeti lekeleniyor!
Çocuklar bence annesine babasına şımarmalı onlar sağken,sağlıklıyken.
Naz yapmalı,kaprisli olmalı doğası gereği.
Bir çocuk annesine babasına şımarmayacak da kime şımaracak?
Bunun ölçüsünü büyükler ayarlar.
Yetimhanelerdeki,Çocuk Esirgeme Kurumları'ndaki yavrularımız şımaracak anne baba bulabiliyorlar mı?
Ya evsiz,sahipsiz;köprü altlarında,sur diplerinde uyuşturucu kullanan,köhne barakalarda sağlıksız koşullarla içiçe yaşamaya çalışan çocuklarımız?
Anne babaları yaşamış olsa mutlu ve sağlıklı bir ev ortamında onların da neşelenip şımarmaya hakları olsa iyi olmaz mı?
Acılar,kötü günler de yaşamın bir gerçeği.
İnsanlar bu gerçeğe alışmalı.
Alışmak zorunda.
İleri yaşlarda bu daha kolay oluyor galiba.
Alışılıyor ama asla unutulmuyor.
İşte deneyim de bu olsa gerek.
Çocuklar ise çabuk ve kolay unutuyor.
Trafik kazasında anne ve babasını yitiren,depremlerde tüm aile bireyleri ölen çocuk neşelenebiliyor.
Bir oyuncak veya kandırmaya yönelik bir iki söz çocukları alıp düş dünyasına götürüveriyor.
Ama yazık ki şımaracağı,yanında gülüp neşelenebileceği anne,baba yoktur artık.
*
Hiç düşündünüz mü Atatürk'ün niçin gülen,gülümseyen fotoğrafı çok yok?
Ben az gördüm.
Belki bir ya da iki fotoğraf.
Portrelerine bakıyorsunuz,hep ciddi,hep resmî.
Atatürk'ün belleğimizdeki görüntüsü portrelerinden yansımış sanki.
Heykel ya da büstleri de öyle.
Belki de öyle olması doğal.
Çocukluğundan tutun da yaşamının son anına değin sürekli zorluklarla savaşım içindeydi.
Küçük yaşlardan başlayarak yitirmiş olduğu baba özlemiyle büyüyen ve büyüdükçe tek erkek çocuk olarak aile sorumluluğunu üzerinde taşıyan Mustafa Kemal Atatürk,çok sevdiği annesinden de görevi gereği veya zorunlu olarak birçok kez ayrı kalmıştır.
Türk Ulusu'nun dirliği ve bağımsızlığı için sürekli savaşmaktan sağlığı ile bile çok yakından ilgilenememiş,ilgilenecek zaman tanımamış kendisine.
Girdiği,giriştiği tüm savaşları yengiyle sonuçlandırmış,yenilgiyi tanımamış cumhuriyetimizin kurucusu,Büyük Kurtarıcı'mızın gülen fotoğraflarının bulunup çoğaltılması kanımca çok iyi olur.
Türk Ulusu'nun yüzünü güldüren bir "Büyük İnsan" için bunu yapmak bir ödev bizim için.
Bu yüzden 1 Ocak 2009'dan itibaren kullanılmaya başlanacak Türk Lirası banknotlarının ön yüzlerindeki gülümseyen Atatürk resmini çok beğendim.
Böyle bir şeyi düşünüp uygulamaları çok iyi olmuş.
NE ZAMMIŞ AMA!
TRT'de bazı internet gazetelerinde 2009'da memur maaşlarına yapılacak zam oranlarından söz edildiğine rastlıyorum.
İzninizle ben zam oranlarının çok az olduğu ve hiçbir memura bunun yetmeyeceği konusunu değil;ama bilinçli yapıldığını düşündüğüm bir göz boyamaya dikkat çekmek istiyorum.
Maaşlara yapılan zam oranları verilirken 20-25 yıllık bir öğretmenin maaşının altına-ki 1'inci derecenin 4'üncü kademesindedir olasılıkla-yine 3-4 yıllık ya da yeni göreve başlayan bazı mesleklerin maaşlarını yazıyor veya gösteriyorlar.
Aynı derece ve kademede olmadığı halde aylıklar yan yana getirilerek karşılaştırılıyor.
Bu konuyu bilmeyen veya irdelemeyen kişiler ise 25 yıllık bir öğretmenin aldığı maaşı ona çok görüyor.
Oysa hepsi aynı derece ve kademeyle karşılaştırılmış olsa gerçek ortaya çıkacaktır.
Herkesin aldığı kendisine helâl olsun;ama mesleğe yeni başlayan bazı kamu çalışanı ile ömrünü en zor koşullarda bile yılmadan çocuklarımızı eğitmeye adamış otuz yıllık bir öğretmenin maaşını alt alta yazarak çok alıyormuş gibi göstermek de ne yapmaya çalışmaktır?
Bunu anlamak güçtür.
Sağlıklar diliyorum.
22.11.2008
sehri_dogruoz@mynet.com