DEĞİŞİM
Değişmeyen tek bir şey vardır: O da "değişim"dir.
Her şey değişime uğrar.Bu kaçınılmazdır.
Zaten değişiyor da.Çünkü zaman geçiyor.
Örneğin büfenizdeki vazoya uzun bir süre dokunmasanız veya kullanmasanız ne olur?
O da değişime uğrar,uğramıştır kesinlikle.
Üzerine bir toz zerreciği bile konsa,üzerinden gözle görülemeyen bir mikroorganizma eksilse veya artsa yine değişmiştir o vazo.
Bir an öncekine göre o başka bir vazodur,değişmiştir.
*
Öğretmenlik yaparken çocuklara bazen ilginç sorular yönelterek düşünmelerini sağlardım.
Örneğin,bir tank dolusu suyu bir kibrit aleviyle ısıtmak olası mı?
İlk anda sınıfta gülmeler ve böyle bir şey olası değildir tarzı karşı çıkışlar olurdu…
Sonra biraz düşünmelerini ve sorunun yanıtının akılcı olduğunu söylerdim.
Ama çözen çıkmazdı.
Okuyup öğrenmesem,ben de yanıtlayamazdım büyük bir olasılıkla.
Soru bulmaca gibi.
Yanıt ise ondan da ilginç.
Kibrit alevinin ısısıyla tankerin metalinde oluşacak çok küçük bir ısının etkisi su moleküllerine geçecek ve orada yine çok küçük bir ısı olacaktır.
Ancak bu ısının miktarını kimse anlayamaz.
Eğer elinde çok duyarlı aygıtlar yoksa.
Zaten soruda dereceden söz edilmiyor ki!
İşin püf noktası da bu!
Suyun ısısında kibrit alevinden öncekine göre çok küçük ve anlaşılmayacak kadar da olsa bir değişim olmuştur.
Karışık bir konu!
Değişim deyince biz hep gözle görünür bir şey var mı diye bakarız sanırım.
Oysa her şey öncekine göre sonraki zamanda farklıdır.
Bir söz vardır,herkes bilir:
"Aynı derede iki kez yıkanılmaz."
Bu söz şu açıklamanın özetidir:
Akan bir derenin suyu her an değişim içindedir.
Yani bir dereye girip serinlemek isteyen kişi o derenin aynı suyuyla yıkanmıyordur.
*
İnsanlar da değişir.Değişim içindedir.
Bu durum bebeklerde daha çok gözlemlenmektedir.
Bir aylık bir bebekle iki aylık bir bebek arasında gözle ayırt edilebilecek kadar bir değişim vardır.
Tabi yaş kemale erdikçe insanların hareketlerinde;saçta,başta kısaca fizyonomide değişiklik görülmeye başlar.
Peki beynin bir salgısı gibi gördüğüm düşüncede de değişim olur mu?
Hani kimileri "Ben değiştim;hem de gelişerek değiştim." diyor ya!
Böyle bir şey olası mı?
İşte burada dururum ve belirli bir süreden sonra düşüncede değişimin olabileceğine biraz zor ikna olurum.
Herkes kendisini karşısına alsın,sorgulasın ve şöyle desin bakalım:
"Benim yıllar önceki düşüncelerimle şimdikiler arasında bir ayırdım(fark) var mıdır?"
Aslında bir ayırdım yoktur.
Değişmiş gibi görünen düşüncelerimiz aslında eskiden de varmış da haberimiz yokmuş.
Değişim derken sakın ola ki döneklikle karıştırmayın!
Değişim başka bir şey döneklik başkadır.
Dönekler yani belirli mevki,makam kısaca çıkar için düşüncesini satanlar,aslında değişmemişlerdir.
Onlar hep öyledirler zaten
Karşı çıkan mutlaka olacaktır.Onlara da saygım var.
Pratikten ödün verip ilkelerini sağlam tutanlara hiçbir karşı çıkışım yok ama…
Değişmeyen tek bir şey vardır;o da değişimdir.
"Hayatta kalmayı,canlıların en güçlüsü değil;değişime en iyi ayak uyduran başarır."
Charles DARVİN
BEDAVANIN HİKMETİ!
Geçenlerde bir motorun römorkundan halka atılarak dağıtılan bedava nevresimlerle ilgili haberi televizyonda izleyince acı acı güldüm.
Haberi veren televizyon,"Nevresim Meydan Savaşı" diye başlık atmış.
Kadınlar bedava yorgan kılıfı için birbirlerini öldürürcesine itip kakıyorlardı.
Hani bedava sirke baldan tatlıdır misaline uygun…
Bedava denilince gözlerimiz yuvalarından çıkacak gibi oluyor.
Bedava kömür mü yoksa bedava nevale torbaları mı?
Farketmez.Yeter ki beleş olsun.
Daha kibarlaştıralım.
Parasız.
Elin görgüsüz bir zengini kim sorarsa yardım yapacak.
Örneğin yoksul halka,diyelim pirinç dağıtacak.
Havaya avuçla bir atmadığı kalıyor ki halk yerden toplasın.
O kadınlar üst üste,birbirlerini ezerek parasız verilen gıda malzemelerinden kapmaya çalışıyorlar.
Eleştiriyi hakeden yoksul halk değil bence;bağış veya hayır yaptığını cümle âleme gösterme yarışında olanlar.
Ya da bu insanları yoksulluğa mahkûm edenler.
Ayıptır mı desem,günahtır mı?
Ne desem,bilemiyorum.
*
Benzer bir örnek de sanat uğruna (!)yaşandı.
Uluslararası Mersin Festivali'nde Büyükşehir Belediyesi'nce düzenlenen etkinliklerde halka açık bir tiyatro oyunu sergilenmişti.
Biletler bedava.
Tahmin edin,ne oldu?
Sanatsever halkımızdan(!) on bin kişi tiyatroya ilgi gösterdi.
Salon bin kişilik.
En sonunda itiş kakış içeriye üç bin kişi sığabildi.
O sıcakta havalandırmalar da zorlanıp bozulunca yüzlerce kişi kendini dışarıya zor attı.
Gördünüz mü bedavanın hikmetini?
Sağlıkla kalın.
29.11.2008
sehri_dogruoz@mynet.com