GELİŞİM SÜRECİ
Gelişim mi,değişim mi?
Ya da her neyse.
Bunu anlayabilmek için gelin sizinle biraz gerilere gidip oradan bugüne bakalım ve neler olmuş ya da oluyor bir gözlem yapalım.
İlk görünen şey şudur:
Üretim araçlarının yavaş yavaş büyük tekellerin eline geçmesi ve onların zorunlu kılması sonucu kırsaldan,kasabaya ve kentlere göç başlamıştır.
Her türlü aygıt;televizyon,bilgisayar,cep telefonları,IPhone'lar ve birçok teknoloji harikası elektronik gereçler ucuzlamış,en küçük yerleşim yerlerine kadar yayılmış ve herkes tarafından kolaylıkla kullanılmaya başlanmıştır.
Bu aletler o denli ucuzlamış ve serbest rekabet sayesinde o denli çoğalmıştır ki köylerde ve onlara oranla daha az gelişmiş küçük yerlerde oturanlar her türlü modern aletle tanışmıştır.
Tabi bu hemen olmamıştır…
Ya nasıl?
Devam edelim:
Önce evlerde uzaktan kumandalı renkli televizyonlara şaşırmakla başlar her şey.
Yerinden kalkmadan kanal değiştirme eylemi zamanla sıradanlaşır,kanıksanır…
Sonrasında uydu teknolojisiyle donatılmış elektronik aygıtlar en yoksul köy evlerine bile girmeye başlar.Artık çoğunun,neredeyse tümünün cep telefonları olur.
Pazar genişlemiş,tüketim için büyük marketler sıraya girmiştir.
Her odada televizyon ve her bireyde cep telefonu hem de çok işlevlisiyle birlikte olağan karşılanmaktadır.
Bunlar gereksinme değil bir övünme nedeni olurlar.
Birçoğunun altında otomobili,evinde dünyayla iletişim içinde bulunduğu bilgisayarları olur.
Bütün bunlar gelişmenin ilerleyen adımlarıdır.
Başlangıçta ilginç olan ama sonra eski yapıya başkaldıran gelişmelere alışılmaya başlanır.
Eskiler yetersiz kaldığı için daha işlevsel(aktif) olanlarıyla değiştirilir.
Gaz lâmbalarının,sabit telefonların ve renksiz televizyonların üzerine konan dantelalı örtüler, nazar boncukları da kalkmıştır.
Çünkü kırılır,bozulursa yenisini almak tamir ettirmekten daha ucuz olmuştur.
Bu yüzden "ikinci el"ciler ve tamirciler yavaş yavaş müşterisiz kalmaya başlamışlardır.
Artık köyler teknoloji devrimi yaşamaktadır.
Köy dar gelmeye başlar,yakındaki kasaba ve şehirlere taşma isteği doğar.
BU DA GERÇEKLEŞİR
Zaten köyde yaşamanın çiftçi için kolayı kalmamıştır.
Nüfus arttığı için su gereksinimi artmış ama su da azalmıştır.
Tohum ithal ve pahalıdır,gübre de,ilaç da öyle
Elde edilen ürün para etmez.
Bu süreç köyde yaşayan ve küçük tarım işletmelerini çalıştıramaz duruma giren insanları şehirlere yönlendirir.Orada yabancılık çekmeyeceklerini bilmektedirler.
Çünkü zaten,her türlü teknik araç ve gereci kullanabilmektedirler.
Gençler de kasaba ve kentleri istemektedir.
Hem,öğrenimin en iyisi şehirlerde yapılmaktadır.
Süper,hiper ve gros marketler aranılan her şeyi onların isteklerine sunmaktadırlar.
Bu gidişat, başlangıçta herkese sınırsız olanaklar sağlar.
Yürüyen elektrikli merdivenler,büyük marketler,kredi kartları,POS makineleri,alışveriş sepetleri ve binbir çeşit gereç herkesin başını döndürmüştür
Alışmaya çalışılır.
Bir geçiş dönemidir.İnsanlarımızın uyamadıkları ters gelen birçok şey vardır.
Ama olsun,onlar halktır,hakları da vardır.
Kadınlar yanlarında kocaları olmaksızın bile hipermarketlerin içinde her istediklerini alıp inceleyip yeni düzene uymaya çalışmakta,modern yaşama geçişin özgürlüğünü sonuna kadar kullanmaktadırlar.
Uyumsuzlukları başlangıçta olsa da bu dikkati pek çekmemektedir.
Onlar da kimseyi umursamamaktadır zaten.
Artık köydeki yaşama düzenine geri dönmeyi pek istememektedirler.
Cami veya çarşı yakınlarında alınan daireler,onları yeni komşuluk ilişkileriyle tanıştırır.
Ama yine göre göre alışılır her şeye.
Kentlileşme sürecine uyulmaya başlanmıştır.
GELİŞME SÜRMEKTEDİR
Ailesinin durumu iyi olan kızlarımız,büyük şehirlerde daha rahat araba kullanmakta,makyaj yapmakta,kredi kartı kullanmaktadır.
Yolda yürürken cep telefonuyla yüksek sesle konuşmak ve erkek arkadaşıyla özgürce elele dolaşabilmek de olağanlaşmıştır.
Hatta pop sanatçılarına hayranlıklarından konserlerde çığlık atıp oynarlar bile.
Onlara hitap eden şovmenler,ses sanatçıları,televizyon sunucuları,şairler ve izlenceler olmuştur.
Anneler,babalar kızlarına giyim konusunda,renk uyumu konusunda,gezip tozma konusunda sesini çıkaramamaktadır.Çünkü gençler hem daha eğitimlidir hem de kentlileşme sürecine daha çabuk ayak uydurmuşlardır.
Erkeklerin yaptığı birçok şeyi artık özgürce yapar olmuşlardır.
Marketlerde kasiyer,satış elemanı gibi işlerde çalışıp ailelerine katkıda da bulunurlar.
Tek başlarına bile dolaşabilmektedirler.İstedikleri her yere girip hiç çekinmeden oturabilirler.
Başörtüleri onlara bu rahatlığı,serbestliği sağlamıştır.
Hem onun da modası,estetiği,pahalısı ucuzu vardır.
Aileler de kızlarının dışarı çıkıp,serbestçe gezmesinden endişelenmemektedir…
Bu süreç uzun bir zaman böyle mi gidecektir?
Böyle gidecekse eğer,ne zamana kadar sürecektir?
Bunun da yanıtı var.
Bu durum, kentlileşme süreci tamamlanıp arada hiçbir fark kalmayıncaya kadar sürecektir.
Bu kez de öncekiler kentli,arkadan göçüp gelen ve uyum sağlamaya çalışanlar ise potansiyel kentli olacaktır.
Sağlıklar diliyorum.
07.12.2008
sehri_dogruoz@mynet.com