...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
DENETİM ŞART
Denetleme olmadığı zaman nelerin yanlışa doğru gidebileceğini elbette herkes tahmin edebilir.
Resmi ya da özel kurumlarda denetlemenin yapılmadığını bir düşünün.
İdealist,dürüst ve işine bağlı çalışkan kişileri ayrı tutuyorum;ama denetleme olmasa veya kaldırılmış olsa, işi yavaştan alanlar,yolsuzluğu düşünenler,sahtecilik için fırsat kollayanlar ya da yaptığı yanlışın üstünü örtmek için her türlü katakulliyi çevirmekten kaçınmayanlar çoğalmaz mı?
İnanın bu tür kişiler kimseyi düşünmezler kendinden başka.
Ne insanların sağlıklarını ne de ülkenin durumunu.
Bazı örneklerle para,mal,mülk ve ekonomik çıkar için insanların sağlıklarını tehlikeye atmaktan milim sakınca görmeyen toplum düşmanları denetlenip engellenmediği zaman her türlü kötülüğü yapabilecek tıynette olanlardan söz edelim.
2005 yılı mart ayında içine metil alkol karıştırarak sahte rakı üreten ve birçok insanın ölümüne neden olan kişilerle ilgili haberleri anımsıyorsunuz sanırım.
Ürettikleri zehirli rakılarla içenlerin öleceğini bildikleri halde bu eylemlerini sürdürmüşlerdi bu sahtekârlar.
Özelleştirilip daha denetimli bir duruma getirildiğinde olay duruldu gibiydi sanki.
Sahte rakı ve içkiden kaynaklanan ölüm haberlerine rastlamıyordum.
Ama daha bir iki ay önce sahtekârların boş durmadığı anlaşıldı.

DEVLET KASAPLIK YAPMASIN AMA
Devlet kasaplık yapmamalı denilerek özelleştirme kapsamına alınan bir kurumumuz kasaplık hayvan,balık ve kümes hayvanlarını hem satın alıyor hem de kesimini yapıp satıyordu.
Ülkemizdeki hayvancılık sektöründe vazgeçilmez bir yeri vardı.
Ama özelleştirilip de bazı işletmeleri satılınca sektör çöküşe geçmişti.
Sonuçta ne oldu?
Yurtdışından kaçak yollarla Türkiye'ye hayvan getirilmeye başlandı.
Bir televizyon kanalında ise hayvan  tüccarı iki kardeş 2002'den bu yana Suriye'den getirttikleri kanserojenli hormon iğnesi yapılmış etleri Türkiye'de pazarladıklarından ötürü pişmanlıklarını itiraf etmişlerdi.
Yani kaçak etler o sıralarda marketlerimizi süslemiş.
Verilen hormon o denli zararlı ki hamile kadınlarda düşüğe bile neden olabiliyormuş.
Besi çiftliği sahibi bir vatandaşımız kullanımı yasak olan bir hormonlu ilacı hayvanlarına verdiği için hakkında hapis cezası istendi.Çiftliklerde hayvanlara normalin iki üç katı hormon ilacı enjekte edilerek bir ay içinde yüzde yirmi büyümelerinin sağlandığı saptanıyor.
Bu kişinin itiraz numaraları da para etmiyor;çünkü alınan numunelerde bu ilaçtan bulunuyor.
Yeni bir haberle de etlerin içine su şırınga edilip daha taze ve dolgun gösterildiğini öğrendik.
İşte bu kişiler de bizim insanlarımız.
Yaptıkları iş sağlığımızı bile bile tehlikeye atmak değil de nedir?

İLAÇLI DOMATESLER
Geçen yıl bir anımsayın lütfen.Hani Rusya'ya ihraç edilen yaş sebze ve meyveler o ülkenin insanları için fazla miktarda nitrat ilacı taşıdığından geri çevrilmişti.
Onlara ne olacaktı?
Boş arazilere dökülüp ziyan edilecek değildi ya!
Tabi ki tonlarca domates başta olmak üzere birçok meyva ve sebze iç piyasada tüketilecekti!
Yani semt pazarlarında,marketlerde,her yerde.
Her ne kadar ilgili yüksek yönetim bu sebzelerin iç piyasada tüketileceği haberlerini yalanlasa da herkesin içinde bir kuşku oluşmuştu.
Domatesçiler geri çevrilme olayını protesto etmek için toplu domates yeme şovu yaptılar.
Bu gösteri,Aksaray Belediye Başkan Yardımcısı'nın binlerce kişinin ishal olup hastaneye kaldırılmasına neden olan mikroplu şebeke suyunu kameralar karşısında içmesine benziyordu.
Üreticiler Erman Toroğlu'nun maketlerini yakmışlardı.
Bilindiği gibi eski hakemlerden olan ve şimdi futbol yorumculuğu yapan Erman Toroğlu aynı zamanda sebze ve meyve işinin de ticaretini yapıyor.
Dürüst ve sözünü esirgemeyen bir kişi.
Çileklerin,salatalıkların ve patlıcanların aşırı hormon ve ilaç yüzünden insanların sağlıklarının bozulduğunu söylediği için üretici çiftçiler tarafından ağır bir biçimde eleştirilmişti.
Şimdi de Erman Toroğlu domateslerin ve diğer sebzelerin ilaçlı ve denetlenmesinin şart olduğunu söyledi.
Hatta dedi ki,üretici kendi yiyeceği sebzeyi hormonsuz ve ilaçsız olarak ayrı, sattığı sebzeleri ise yine ayrı bir tarlada yetiştiriyormuş.
Ben bu üreticiye ne diyeyim şimdi?
Doktorlar,bilim adamları bu tür nitratlı domateslerin yıkanıp kabukları soyulsa bile yine de ilacından arınmayacağını söylüyorlar.
Peki içme suyunu 21 gün hiç halka haber vermeden bir ırmaktan gelen suyla karıştırılmış olarak içiren ve bunu gülerek söyleyen bir belediye başkanı acaba ilerde doğacak sorunları hesap etmiş miydi ki!?
İshale neden olan mikrop klorla gideriliyormuş.
Ama ya daha zehirli maddeler de karışıyorsa ve bu içme suyu 10-15 yıl sonra kanser olaylarına yol açacaksa?
Yanıt yok!
Sonuç olarak tümü için söylenecek şey şudur:
Denetim şart.

Sağlıklar diliyorum.



03.05.2009

SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.