...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
TÜRK  DİLİ

İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü'ne okurken en çok hoşumuza giden ders Türk Dili dersiydi.
Okulu bitirdikten sonra(1976) duymuştum,ders öğretmenimiz Hindistan'da kültür konularıyla ilgili bir göreve getirilmişti.
Adını şu an çıkaramayacağım, öğretmenimizin şu sözleri hiç aklımdan çıkmıyor:
"Biz Türk'üz ama Türkçe konuşmuyoruz."
Bunu ilk söylediğinde afallamıştık.Ancak daha sonra anlamıştık ki öğretmen doğru söylüyor.
Dilimize çöreklenmiş o kadar sözcük var ki Türkçe olmayan!
Biz öğretmenimize yarı şaka,yarı ciddi,şaşkınlıkla sorardık,bu sözcük neyce,şu sözcük hangi dilden diye.
O da yanıtlardı:"Arapça,Farsça,Ermenice,Yunanca…"
                                                                  *
Ben Türk Dili derslerinden sürekli iyi notlar almıştım.
Bölümümüzün yabancı dil olmasına karşın,Türk dil yapısı,kurallarını sürekli incelemeye çalıştım.Öyle ki, "Eski yazı"yı yani Arap harflerini öğrenip dilimizden bir türlü atamadığımız ama azalttığımız "Osmanlıca" sözcüklerinin yapısını araştırdım.
Gördüm ki canımız Türkçe'miz başka dillerin batağına girmiş.
Evet bu doğru.Öyle sözcükler var ki yıllardır Türkçe sanarak kullandığımız,hep Arapça,Farsça.
Belki dört yüz yıl,beş yüz yıl egemenliğimiz altında yaşayan Araplar bizden hiçbir şey kapmamışlar da tam tersi kültür ve dil açısından şimdi onlar egemen.
Arap dili güzel dil,şiir dili belki ama Türkçe'mizin yanında sönük kalır.
Bunu anlamak için ille de bir dil uzmanı olmaya gerek yok.
Belki ben Türkçe'ye tutkunum da onun için bu denli duygusal davranıyorum.
Ancak Arap hayranlığına da gerek yok.
Arapça'dan dilimizde kullanılan bazı sözcüklere örnek vermek istiyorum:
Arapça," ş,r,b" ünsüzlerinden türetilmiş ve bizim sıkça kullandığımız o kadar çok sözcük var ki!
Örneğin,şarap,şurup,şerbet,maşraba,meşrubat ve benzerleri gibi sözcüklerden daha yüzlercesi vardır belki Türkçe sanarak kullandığımız.
                                                                 *
Ya diğer Batı dillerinden aldığımız sözcükler?
Aldığımız diyorum,çünkü son zamanlarda bir İngilizce ve Fransızca hayranlığı aldı gidiyor.
Esnaf dükkânlarının tabelalarına bir bakınız.
Hele büyük kentlerimizde sürekli İngilizce reklam ve sözcükler!
Televizyon izlencelerindekiler(program) de cabası.
Artık insanlarımız bile İngiliz,Fransız aksanı ve biçemiyle konuşuyor.
"Vaav,mersi,duş almak,çay almak!.."
Artık parktaki garson bile müşteriye, "Ne alırsınız?" diyor.
Varsa üç kilo patates alayım,diyeceği geliyor insanın.
Geçenlerde Antalya'da bir köydeki kadınlar İngilizce kursu alıyorlarmış diye yazıyordu bazı gazeteler.Başka bir haberde de,hapishanedeki mahkûmlar da İngilizce öğrenmek istemişler.
Ben şaşırıyorum doğrusu.Türkçe'ye ne oldu peki?
Ankara'da Dil Tarih ve Coğrafya Fakûltesi Arkeoloji Bölümü'nde iki yıl okumuştum.
Bir takım nedenlerden ötürü bırakmak zorunda kalmıştım.
O zamanlarda çok seçkin bir ortam vardı.Sinema,tiyatro,kitaplıklar ve Türk Dil Kurumu.
Şimdi bunlar yine var ancak Atatürk'ün mirasını bıraktığı Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumu bir Akademi biçiminde birleştirildi.
1979,1980 yıllarında kurumun topluçalışımlarına(seminer) sık sık giderdim.Gitmeye çalışırdım daha doğrusu.Kimler yoktu ki gördüğüm,sesini duyduğum, düşüncelerini dinlediğim.
Başta Ord. Prof.Dr.Hıfzı Veldet Velidedeoğlu.TBMM'nin ilk yazmanı.
Hukuk dilini Türkçeleştirmek için yıllarca çalışan kişi.
Tabi şimdi rahmetli oldu.
İleri yaşlarında bile yazdığı yazılarını okurdum.
Türkçe olmayan sözcüklerin belini kırar atardı.Duru,anlaşılır bir Türkçe'yle yazardı.
Ki Osmanlı eğitimi almış olmasına karşın.
Sonra Cahit Külebi.Ünlü Ozan.
Hani bir şiirinde, "Benim doğduğum köylerde şimal rüzgârları eserdi."diye başlayan şiirin ozanı.
Ayrıca Prof.Dr.Şerafettin Turan.
O zamanlar Türk Dil Kurumu'nun başkanıydı.
Şimdilerde arada sırada televizyonda bazı kültür ve dil konulu söyleşilerde izliyorum kendisini.
Bir topluçalışımda(seminer)onun verdiği örneği hiç unutmuyorum.
Diyordu ki."Türk Dili'nin özleşip arılaşmasına karşı olan bazı gazetelerin bir köşe yazılarını,bir de ilk sayfadaki haberleri okuyunuz.Göreceksiniz ki köşe yazarları Osmanlıca sözcükleri oldukça çok kullanmakta,ama haber yazılarında hiç Osmanlıca sözcük bulunmamaktadır.
Bunun nedeni şudur:Haberi halk okur,halk da aslında Türkçe konuşur.
Gazete Arapça sözcüklerle haberi yaparsa gazeteyi kime satacak?
                                                                 *
Türkçe'miz gerçekten başka dillere gerek olmayacak denli güzel ve anamızın ak sütü gibi temiz bir dil.Dünyanın ilk dillerinden biri.
Bugün Türkçe konuşarak,ta Orta Asya ülkelerine  kadar gidilebilir ve biraz değişikliğin dışında zorluk çekmezsiniz.
Aslında önemli olan, bizden olmayan sözcükleri kullanırken rahatsız olmakta yatıyor.
Ben gerçekten dilimizdeki yabancı sözcükleri kullanmak zorunda kaldığımda burkuluyorum.
Beynimde çok kısa bir sürede Türkçe'sini arıyorum,bulamazsam yabancısını kullanmak zorunda kalıyorum.
Bu sorunun kesin çözümü kanımca devletin elinde.
Devlet dışardan getirilen ve dilimize sokulan sözcüklere karışmalı.
Nasıl mı?
Örneğin, "computer" sözcüğüne "bilgisayar" denmiştir,herkes de onun Türkçe'sini hemen benimsemiştir.
Tabi bizim gerçekleştirdiğimiz çok buluş olmadığı için yabancı ülkelerden aldığımız her aygıtı kendi özgün adıyla söylemek durumunda kalıyoruz.
Japonlar bunu öyle gerçekleştirmişler ki ülkelerine giren ilâç adlarını bile Japonca bir adla piyasaya sürmüşler.Biz aradıktan,çalıştıktan sonra her yabancı sözcüğün karşılığını buluruz.
Ziya Gökalp ne güzel demiş. "Güzel dil Türkçe bize,başka dil gece bize." diye.
Ayrıca bu ünlü şair,düşünür Arapça'ya karşı olarak da şu sözleri söylemiştir:
"Aruz sizin olsun,hece bizimdir.Halkın söylediği Türkçe bizimdir.
  Leyl sizin,şeb sizin olsun, gece bizimdir."

NOT :Bu yazım 10 Haziran 1998 tarihli "Hayrabolu Sesi" gazetesinin 7398 sayılı baskısında yayımlanmıştır.Hiç değiştirmeden aktardım.
 
Sağlıklar diliyorum.


18.05.2009

SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.