...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
KAYISI AĞACI

Üç yıl oldu.
Babamın bahçesindeki kayısı ağacı birden kuruyuverdi.
Kimse nasıl olduğunu anlayamadı.Çok üzüldü babam.
Annemin ölümünden beri hiç bu kadar sarsılmamıştı.
                                                            *
Soğuk ve bol kar yağışlı geçen kıştan sonra ilkyaz kendini önce ağaçlarda gösteriyor.
Körpe dallar göğermeye,uçlar tomurcuklanmaya başlıyor.
Yavaş yavaş ısınmaya başlayan havayı kollamış olan çiçekler açmak için can atıyorlar.
Bazıları dayanamayıp pat diye açıyor.
Babam bile sobasını yakmaz oldu.Yavaş atan yüreği temiz hava coşkusuyla pır pır ediyor.
Kışın kömür dumanlı kirli havası da yok oldu.
                                                            *
Yüksek binalar arasında kalmış çok az sayıdaki bahçeden biri de babamınki.
Meyvayı çok sevdiği için küçücük bahçesine bir sürü meyva fidanı dikmişti.
Bunlar büyüdü,kimi vişne,kimi armut,kimi zerdali,kayısı vermeye başladı.
Onca meyva ağacının içinde en çok kayısı ağacını severdik.
Yumruktan biraz küçük öyle lezzetli kayısılar yapardı ki üç tanesi insanı doyururdu.
Daha çağla iken koparmaya çalıştığımızda babam bize kızar, " Be oğlum,biraz sabredin,karnınız ağrıyacak! " derdi.
O  ilkyaz, kayısı ağacı çok çiçek açtı.
Biz çok sevindik.
Böyle durumlarda babam hemen,
"Çok sevinmeyin,çiçek çuvala girmez."derdi.
Pek önemsemezdik bunu.
Ama bu söz kendini kanıtladı.
Kayısı ağacı olgunlaşmadan,meyvaları üzerindeyken kuruyuverdi.
Dalları yeşil rengini yitirdi.Meyvaları büzüştü,yaprakları takır takır oldu.
Sanki kalbi durdu ağacın.Kanı çekildi,buz gibi oldu.
Diğer ağaçlarda bir şey yok!
Komşular da üzüldüler.
Her yaz babam göz hakkı olarak onlara da kayısı gönderirdi.
Mahalledeki çocukların bile kayısı ağacından nasipleri vardı.
                                                            *
Evden cenaze çıkmış gibiydi.
Kardeşimle ben babamı teselli ettik.
Komşular," Nazar değmiştir."dediler.
Bu görüntüye daha fazla dayanamadım.Sonunda ağacı kesmeye karar verdim.
Durumu babama açtım.
"Sen bilirsin,ben çarşıya gidiyorum."dedi.
O gittikten sonra baltayla birlikte ağacın yanına gittim.
O sırada gözlerime inanamadığım ilginç bir görüntüyle karşılaştım.
Kayısı ağacının tam dibinde bir fidan gördüm.
Bir karıştan biraz büyüktü neredeyse.
Bu,kurumuş olan ağacın kökünden çıkan bir sürgündü.
Neredeyse sevinçten çığlık atacaktım.
Hemen fidanı korumaya alarak kayısı ağacını üst dallardan kesmeye başladım.
Ası ilginç olay tam köküne yakın kestiğim sırada oldu.
Ağacın gövdesinden biraz aşağıda,bir karınca ailesi yuva yapmış.
Ağacı onlar kurutmuş.
Binlerce karınca-babam karımca derdi-ağacın özünü yemiş bitirmiş.
Kök bölümü canlı kaldığı için fidan da çıkıvermiş.
                                                             *
Babam öğleden sonra döndü.
Hemen olayı anlattım.Fidanı gösterdim.
Öyle sevindi ki!Gözleri doldu.
Kayısının yavrusunu okşadı.Dibinde yer açtı,eşeledi,toprağını yumuşattı.Suyunu verdi.
Bu yıl kayısı fidanı ilk kez çiçek açtı.
Biz yine çok sevindik.
Babam yine, "Çok sevinmeyin,çiçek çuvala girmez." dedi.
Ancak,babam çok iyi biliyordu ki biz meyvasından çok kayısı fidanının yaşadığına seviniyorduk.

NOT : Bu öyküyle Mersin'de yapılan bir öykü yarışmasında "mansiyon ödülü" almıştım.
           Öyküde anlatılan olay, babamın 99'da ölümünden 3-4 yıl önce yaşanmıştır.

Sağlıklar diliyorum.


31.05.2009

SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.