...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
MAGANDA KÜLTÜRÜ

Üzülerek izlediğim bir sahne.
Genç,tekerlekli sandalyede anlatıyor.
Heyecanlı,biraz kızgın ama içinin nefret dolu olmadığı belli.
Kaderine razı olmuş.
Diyor ki:
"Maç sonrası balkona çıkmıştım.Çok mutlu,moralliydim.Çünkü bizim takım galip gelmişti.
Aşağıda,neşe içinde eğlenen ve takımımızın galibiyetini kutlayan bir sürü insan vardı.
İçeri girmek için geri döndüğümde birden kendimi yerde buldum.Ne olduğunu bile anlamamıştım.Kalkmak istedim ama beceremedim. Ayaklarımı hissetmiyordum.
Sonradan omuriliğime saplanan serseri bir kurşunun felç olmama neden olduğunu öğrendim."
O konuşurken başında duran annesi ağlıyordu.
*
Son yıllarda eğlence alışkanlıklarımızda olumsuz yönde değişiklikler görülmeye başlandı.
Her maç sonrası sevinenlerin  - daha doğrusu sevinmesini bilmeyenlerin - havaya tabanca sıkmaları sonucu onlarca kişi ya öldü ya da sakat kaldı.
Hele maçtan sonra iki takımın tarafları arasında olan küfürlü,yumruklu,taşlı sopalı,döner bıçaklı saldırmalar,birbirlerini yaralamalar,öldürebilmeler gencecik insanlarımızın bir boşluğa gidişlerinin somut göstergeleri bence.
Örneğin,bizim geleneklerimizde askere gitmek bir Türk genci için en büyük onurlardan biridir.
(Bu arada benim büyük oğlum da şu an kısa dönem askerliğini yapıyor.)
O genci askere yollarken annenin gözlerinden dökülen yaşlar mutluluktandır.
Oğlunun,evlâdının artık büyüdüğü,asker olabilecek yaşa geldiği somut olarak gözünün önündedir.
Askere giden gencin arkadaşları da çok mutludur.
Yeri göğü titreterek gösteri yaparlar:
"En büyük asker, bizim asker!"
Buraya kadar her şey çok güzel ve olağandır da araba konvoyunda camların kenarına oturarak, yarı beline kadar dışarıya çıkarak hem kendinin hem de insanların yaşamlarını tehlikeye atmak hiç doğru bir şey değildir.
Gençlerin bu davranışları toplum huzurunu hiçe sayacak kadar azgınlaşırken,öte yandan bazılarının eline aldığı ve nereden,nasıl bulduğu insanı düşündüren tabancayla ateş etmesi ise başkalarının yaşamlarını tehlikeye sokmaktadır.
Tabancadan çıkıp giden merminin yakınındaki,uzağındaki -menzil içinde- bir kişiyi yaralayıp öldürebilecek olması silah atan kişinin umurunda bile değildir.
Umurunda olmuş olsa,bu tür olaylardan ders alınsa hâlâ  sürüp gider mi bu magandalıklar?
*      
Bu davranışları sergileyenlere baktığımızda,çoğunun ergenliğin doruklarında yaşayan gençler olduklarını gözlemliyoruz.
Bu yaşlarda çocukları olanlar bilir:
Ergenlik bir tür deliliktir.
Asla baskı ve engelleme tanımayan,en küçük bir öğüdü,kuralı bile kendi özgürlüklerine vurulmuş bir kelepçe olarak gören birçok delikanlı, ancak arkadaş çevresinde rahatlayabiliyor ve bu tür maç sonrasında veya askere arkadaşını gönderme sırasında yapılan gösterilerde davranışlarını denetleyemiyor.
Ancak her genç böyle mi?
Benzer eğlenceleri daha sakin,uyumlu ve olgun karşılayan genç yok mu?
Tabi bu durumda bu gibi sorulara sağlıklı yanıtlar verilmesi gerekir.
Örneğin,bu gençler yani umarsızca,düşüncesizce havaya ateş edenler,birbirlerine küfürlerle, satırlarla saldıranlar hangi toplum kesimine ait ailelerin çocuklarıdır?
Güzel bir günü,neşeyi,mutluluğu şiddet gösterisine,bir faciaya çeviren bu çocukların aileleri öğrenim görmüşler midir?
Nasıl bir eğitim ortamında çocuklarını büyütmüşlerdir?
Bu denli korkusuzca ateş edebilme,silah taşıyabilme cesaretini bu gençlere kim,nasıl vermiştir?
*
Soğuk bir kış gecesinde sokakta miyavlayan  kedi yavrusu için üzüntü duymayan ve içinden en küçük bir acıma duygusu bile geçirmeyen,Kurban Bayramları'nda  kaçırdıkları hayvanı yere yatırabilmek için sopalarla vurarak,taş atarak eziyet eden insanlarda "duyuşsal zekâ"nın tam olduğundan emin değilim.
Duyuşsal (duygusal) kişilik bozukluğu ya da dengesizliği işte bu acıma duygusunun yok olmasına neden oluyor bence.
Daha yeni,20 haziran cumartesi günü.Üniversiteli genç kızlar gezi için Ankara'dan Abant'a gidiyorlar.Dönüşte "bir aracın sıkıştırması sonucu" kızların içinde bulunduğu minibüs orta röfüje çarpıp takla atıyor ve on bir genç kız yaşamını yitiriyor.
Tümü okullarını bitirmek için canlarını dişlerine takmış olan ana baba kuzuları.
Ama ne idüğü belli olmayan bir maganda büyük bir olasılıkla kızlara kendini gösterme adına  aracıyla sıkıştırıyor ve sonuç felâket.
Kazaya neden olan aracın şoförü nasıl bir aile yapısından gelmiştir?
Şimdi nasıl bir vicdanla-tabi varsa- yaşayabiliyor?
Orası belli değil…de tahmin edilebilir.
Bu kişilerde maganda kültürü(!) o kadar içselleşmiş ki...
Bu onların yürüyüşlerine,konuşma biçimlerine,kullandıkları sözcüklere de yansımıştır.
Aslında bu tiplerin bırakın duyuşsal zekâlarını,bilişsel(bilgi alma) zekâlarının da çok eksik olduğuna inanıyorum.
Çünkü bunların öğrenim görmüş,sağlıklı bir eğitim süreci yaşamış olduklarını sanmıyorum.
Sevgi,saygı ve hoşgörüden nasibini almamış bu insanlar kendilerine hiçbir sınır tanımıyorlar.
Anne ve babalar da bir yaştan sonra buna engel olamıyorlar.
Yaşanılan bu denli kötü olaylar artık eğitimcileri mi,aileleri mi yoksa güvenlikten doğrudan sorumlu yetkilileri mi en çok bağlıyor,bunu tartışıp çözmek gerekir.
Yoksa yazılı ve görsel medyada,daha uzun süre,yolda yürürken nereden geldiği anlaşılamayan bir mermiyle,sürat meraklısı bir çılgının arabayla çarpması sonucunda ya da niçin bana yan baktın diyerek saldıran bir psikopatın bıçaklamasıyla ölen,sakat kalan insan haberlerini izlemeyi sürdüreceğiz.
Bu soruna umarım,dilerim çözüm bulunur da canlar yok olmaz ve annelerin gözyaşları diner.

Sağlıklar diliyorum.


03.07.2009

SEHRİ DOĞRUÖZ

MAGANDA KÜLTÜRÜ   03.07.2009

AHH,AH RUMELİ!   22.06.2009

KENELER DE NEREDEN ÇIKTI   13.06.2009

KAYISI AĞACI   31.05.2009

TÜRK DİLİ   18.05.2009

DENETİM ŞART   03.05.2009

MUAYENE KATILIM PAYI   27.12.2008

KIŞKIRTMA   20.12.2008

MEVLÂN   13.12.2008

GELİŞİM SÜRECİ   07.12.2008

DEĞİŞİM   29.11.2008

GÜLMEK ÜZERİNE   22.11.2008

BÜYÜK BİR ŞEHİRDE YAŞAMAK  15.11.2008

MÜJDELER OLSUN!   08.11.2008

SIRA BEKLERKEN   01.11.2008

ÜNİTER DEVLET   25.10.2008

VERESİYEYE DE ALIŞTIK !   18.10.2008

SU KULLANANIN MI?   11.10.2008

ASIL GÜNDEM NE?   04.10.2008

DİL KONUSU   27.09.2008

KURUSIKI   20.09.2008

SADIK MİLLET (MİŞ!)   13.09.2008

SU KONUSU   06.09.2008

KARADUT   30.08.2008

SUÇ KİMİN ?   23.08.2008

KIZ İSTEME   15.08.2008

NE İŞİN VAR ORADA?   10.08.2008

CANIM TÜRKÇE'M   02.08.2008

YAVRUMUZ, VATANIMIZ KKTC-6   26.07.2008

ALKIŞLADIĞIM YASAKLAR: PİTBULL   19.07.2008

YAVRUMUZ, VATANIMIZ KKTC-5   14.07.2008

KONYA'DA TRAKYALI OLMAK!...   05.07.2008

YETER BE!..   28.06.2008

İLBER ORTAYLI İLE   21.06.2008

İŞBİRLİKÇİ ZİHNİYET   14.06.2008

OYUNA GELMEYELİM   07.06.2008

MAVİ VATAN-3   31.05.2008

KPSS MAĞDURLARI   25.05.2008

65 YAŞ   19.05.2008

RÜZGAR ENERJİSİ   10.05.2008

EĞİTİM ÖĞRETİM DİLİ   16.02.2008

VE KADINLAR...  09.02.2008

MAVİ VATAN - 2   02.02.2008

TÜRBAN   26.01.2008

SİGARA   19.01.2008

MAVİ VATAN-1   12.01.2008

ŞOFBEN ZEHİRLENMESİ   05.01.2008

SEHRİ DOĞRUÖZ 2007 YAZILARI - ARŞİV
Web Page Maker, create your own web pages.