AAH,AH RUMELİ!
(4)
(Önceki haftadan devamla…)
SEHRİ: "O bölgede dinsel yapılar var mıydı?"
HİLMİ: " Vardı,örneğin, Kemallar'a 5 km. uzaklıkta bir tekke bulunmaktaydı.
Adı 'Demir Baba Tekkesi' idi.
Geniş bir avlu içinde büyükçe bir kubbesi olan bu tekkede Demir Baba'nın sandukası vardı.
Söylentiye göre Demir Baba'nın büyük ve demirden ayakkabıları varmış.
Biz oradayken pikniğe,bazen dinsel günlerde,örneğin kurban kesmeye gidildiğinde o ayakkabıları görürdük.
Gelenek olduğu üzere o demir ayakkabılar giyilir ve sandukanın çevresinde tur atılırdı.
Bulgarlar da oraya 'Zbor' için gelirlerdi.
02 Ağustos'ta 'Kürkçüler Günü' adını verdikleri ve kutsal olarak kabul ettikleri bu günü kutlarlardı.
Zira Bulgarlar da Demir Baba'nın Bulgar olduğunu iddia ediyorlardı.
Bu iddialar zamanla o kadar arttı ki Bulgar yetkilileri sandukadan Demir Baba'nın kafatasını çıkararak incelediler ve Demir Baba'nın Türk olduğunu söylediler.
Tekkenin içinde mescit ve hocaların kalabileceği yerlerin bulunduğu odalar da vardı.
Tekke yeşillik ve ağaçlıktı.
Ev kadar büyük kayaların bulunduğu vadi gibi bir yerin tabanındaydı.
Yukarki kayalarda Demir Baba'nın ayak izleri kocaman kocaman görünürdü.
İnanılması çok güç olsa da izler yine de vardı.
Kemallar'a 20 km.uzaklıkta bir tekke daha vardı ki onun da adı 'Hüseyin Baba Tekkesi ' idi.
Söylentiye göre 500 yıl öncesi Demir Baba ile Hüseyin Baba,aralarında 20-30 km.olmasına karşın ustalık yaptıkları keseri gerektiğinde birbirlerine atarlarmış.
Kemallar'da Tütün Kurutma Fabrikası vardı ve fabrikada 200 işçi çalışırdı.
Sonra Has Un Fabrikası ve bir un değirmeni vardı.
Tuğla ve kiremit fabrikası da vardı.
Şükrü ağabeyimin büyük bir oteli ve otelin yanında hanlar,meyhaneler ve bir iki otel daha vardı.
Gençlerin zaman geçirebileceği yerler de vardı;örneğin ben Hatice ablamın kocası Hüdayim eniştemin lokantasında çalışırken çoğu kez bilardo salonuna gider orada bilardo oynardım.
Kemallar'da tren istasyonu da vardı.
Otobüs terminali yoktu;ancak Şükrü ağabeyimin bir Opel otobüsü vardı ki her gün Razgrad,Silistre,Rusçuk gibi şehirlere yolcu taşırdı.Yolcular Şükrü ağabeyimin otelinin önüne gelirler ve oradan binerlerdi.
Şükrü ağabeyimin bir de Ford marka arabası vardı.
Şükrü ağabeyim epeyce zengindi.
İyi giyinmesini seven,şık ve çok çapkın bir kişiydi.
Bir ara neredeyse bir Bulgar kızıyla evlenecekti.
Babama çok benzerdi ve babama kendi annesi Nuriye Maçinli öldükten sonra benim annemle (Hayriye) evlendiği için çok içerlemişti.
Bizim eve hiç gelmezdi.
Yıllarca hep babama yani kendi babasına küs durdu.
Gerçi yalnız o değil diğer üvey ağabeylerim de babama yeniden evlendiği için küsmüşlerdi.
Aslında babam annemden önce bir ay süren kısa bir evlilik daha yapmış.
Tutrakan'dan bir kız önermişler ve onunla evlenmiş.
Kız güzelmiş ama Teşrife ablamın söylediğine göre teni kokuyormuş.
Babam çok titiz bir insandı.
Çok temizdi.(Resimde Kemallar'da Hacı dedemin imamlık yaptığı cami-1992.Dedemin mezartaşı parmaklıkların arasından görünüyor,sol tarafta)
Bütün yemeklerini tek bir kaşığı vardı,onunla yerdi.
Aceleyi sevmez,müezzin ezana başlayana kadar hiç rahatını bozmazdı.
Sürekli abdestli olduğu için ezan bitince kalkar namaza giderdi.
Şükrü ağabeyimin küslüğü ta ki babam hasta olup yatağa düşene kadar sürdü.
Hastayken onu ziyarete gelmişti.
Babamın cenazesinde ise küt diye düştü,bayıldı.
(Devam edecek.)
Sağlıklar diliyorum.
19.08.2009
Sehri DOĞRUÖZ
sehri_dogruoz@mynet.com