...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
AAH,AH RUMELİ!
(5)
(Önceki haftadan devamla)

SEHRİ: " Dedemin babası ve akrabaları ile ilgili ne biliyorsun? "
HİLMİ: "Başta da söylediğim gibi dedenin yani benim babamın(Hacı Mehmet) babası Mahmut,annesinin adı Hatice imiş.
Mahmut dedemin ilk karısından dört çocuğu varmış.
Bunlar Rasim,Arif ve adlarını hatırlamadığım iki çocuk daha.
Dedemin adını hatırlayamadığım ilk karısı ölünce Şumnu'da dul kalmış olan ve onun da iki çocuğu olan Hatice'yle yani babaannemle evleniyor.
İşte Mahmut dedem ile iki çocuklu dul bir kadın olan Hatice'nin evliliğinden iki çocuk daha oluyor.
Büyüğü babam Hacı Mehmet ve Azime halam."
S: " Hacı dedemin çocukluk ve gençlik yıllarıyla ilgili bilgin var mı baba?"
H: " Babam  4-5 yaşında (1869-1870) hem öksüz hem de yetim kaldığı için onu Mahmut dedemin
ilk karısı olan Hatice'den olma Rasim amcam büyütüyor.
On iki yaşına gelince(1876) de onu alıp İstanbul'da medreseye eğitim görmesi için götürüyor.
Babam Şehremini'de bir medreseye yazılmış.
Burada birçok öğrenci hem öğrenim görüyor hem de orada yatıp kalkıyorlarmış."
S: " Peki,dedemin öğenim gördüğü zamanla ilgili yani 13-26 yaş arasıyla (1877-1890) ilgili bilgi verebilir misin? "
H: " O konuda geniş bir bilgiye sahip değilim.
Ancak padişah II.Abdülhamit tarafından meccanen (parasız) hacca gitme hakkı doğuyor.
Ya bir yıl okuyup müftü olacak ya da hacca gidecek.
Babam da müftü çıkmasına bir yıl kalmışken bu şansı kullanıyor ve 26 yaşındayken hacca gidiyor.(1890)
Onun sınıf arkadaşı Razgrad'a müftü olmuş.
Gemiyle yola çıkıyorlar ve Yemen'in Sana şehrine geliyorlar.
Oradan da develerle Mekke'ye gidip hacı oluyorlar.
Medrese öğrencileri aynı zamanda görevli bir asker gibiymişler.
O da padişaha bağlı askerdi ve askeriyede Ramazan hocalığı yapmak üzere Arabistan'a meccanen gönderilmişti.
Çünkü babam bana Osmanlı Ordusu'nda imamlık ettiğini anlatmıştı.
Hatta bir yemek sırasında sağında ve solunda üniformalı zabitlerin oturduğunu ve o bölgede çok olan maymunların yemek çalmak için yemek masasına atladıklarını söylerdi."
S: " Gelelim dedemi büyüten Rasim'e. O ne olmuş?"
H: " Rasim amcamın da oğlunun adı Kasım.
Amcamın oğlu olduğu ve bizden çok büyük olduğu için biz ona da amca derdik.
Onlar Arslanköy'de otururlardı.
Arif amcam ise Hüyüklü'de oturuyormuş.
Arif,babamın üvey kardeşi yani benim amcam oluyor."
S: " Peki bizim kökümüz yani dedemin kökleri nereye dayanıyor?
Yani hep Bulgaristan'da mıymışsınız? "
H: " Hayır,dedem Mahmut bir savaş ya da başka bir nedenle Konya'nın Karaman'ından
buralara gelmiş.
Hatta annem anlatırdı.Bir gün evimize sarıklı,efe giysili,cepkenli,Osmanlı askeri gibi palalı bir kişi gelmiş ve Mahmut dedemi sormuş.Babama da amca diyormuş.
O zamanlarda babam bir kahvehane de işletiyormuş.
Babam imamlığın yanında önceleri saatçilik de yapmış. (Dedemin saat cımbızı da bendedir.)
Sonra o kişi yani babamın yeğeni bir hafta evde misafir kalmış.
Bu duruma göre dedemin ataları hep Karaman'danmışlar.
Babamla yaptığım konuşmaların notları bu kadar.
Hiçbir şey eklemeden ve eksiltmeden aynen aktardım.
O dönemdeki yerel adlar ve geçmiş olaylar sanırım bize yaşadığımız yer ve toprakların değerini anlamamız ve algılamamız için küçük veriler olacaktır.
(Resimde Hacı dedemin mezarı başında babam ve kardeşim Reha.)
Rumeli toprakları adım başı cami,ev,han ve köprüleriyle buram buram Osmanlı ve Türk kokan, sıcakkanlı insanlarıyla birden anlaşılan bir coğrafyadır.
Oralarda bir Türk mezarlığını ziyaret edecek olsanız,her mezartaşının size nice anıların,acı ve tatlı yaşanmışlıkların selâmını ilettiğini hissedebilirsiniz.
Ailem ve yaşamları ile ilgili o günkü anıları ileriki zamanlarda anlatmayı umuyorum.
Böylelikle bir zamanlar yaşanası Rumeli'nin şimdi özlenesi bir vatan toprağı haline geldiğini karşılaştırmak için sizlerle babamın anlattıklarını paylaştım.
Bunları bir Balkan Türk'ünün iç çekmesi olarak kabul edin lütfen.
- SON -

Sağlıklar diliyorum.

04.09.2009

Sehri DOĞRUÖZ

sehri_dogruoz@mynet.com



SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.