...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
DÖRT SANATÇI VE BİR ORGANİZATÖR
(2)

Önceki hafta,tanıma olanağını bulduğum ve sanatçı kimlikleriyle öne çıkmış Kırklarelili birkaç ünlüden söz etmiştim.
Bugün de iki kişiden söz edeceğim.
Bunlardan birincisi:

HACI TAŞAN
Bu ünlü saz ustası,türkü beste fabrikatörü ve güzel sesiyle herkesi kendine bağlayan halk ozanı Kırklarelili değil Keskinli.
Önceleri Ankara'nın bir ilçesiyken şimdi Kırıkkale'ye bağlandı Keskin
Aslında burası demiryolunun Kırıkkale tarafından geçmesini onaylamış olan yöneticilerinin yanlış kararından ötürü,biraz gelişemeden kalmış;insanları iyi,cömert ve abdal kültürünün her düğünde,bütün eğlence törenlerinde kendisini gösterdiği şirin bir ilçe.
Hani şu herkesin çok sevdiği, "Allı Turnam bizim ele varırsan / Şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle." türküsünün ve daha birçok türkünün bestecisi ve söz yazarı Hacı Taşan oralı.
Aslen Muharrem Ertaş'ın ve oğlu Neşet Ertaş'ın köyü olan Kırtıllarlı.
Muharrem Ertaş'ın yanında yetişmiş ve birlikte düğünlerde saz çalmışlar.
Karısının teyze çocuğu olan Neşet Ertaş'la birlikte türküleri halka sevdiren Hacı Taşan'ı,seksenli yılların başında,Keskin'de çalıştığım senelerde çok sık görür,sesini dinlerdim.
Bir keresinde Ankara-Kırşehir yolunda,kamyoncuların mola yeri lokantasında yemek yerken o da geldi,yanımıza oturdu ve çalmaya başladı.
Kimsenin hatırını kırmaz,isteğini geri çevirmezdi.
Hatta arkadaşların üstelemesiyle bana sazını vermek istedi çalmam için.
Ama ben bu saygısızlığı yapar mıyım?
Daha sonra öldüğünü duydum.1983'te.
Allah gani gani rahmet eylesin.(Resimde Hacı Taşan'ın heykeli)

MUSTAFA OĞUZ
Bu da kim demeyin.
İlgisi olan tanıyordur mutlaka.
Çok ünlü.
O da Kırklarelili değil,İstanbullu.
Ama çok yakından tanıdığım bir kişi.
Şu an iletişimimiz hiç yok.Okul bitikten sonra da tümüyle koptu.
Şimdi sınıf arkadaşlarımızla birlikte çektirdiğimiz resimlere bakıp,çocuklarıma, "Bak,oğlum,işte şu,arkada,uzun saçlı ve alaycı gülüşlü ama alaycı olmayan kişi Mustafa Oğuz.
Sanatçıların ünlü menajeri.
Solundaki ben,sağındaki Nesim,öndeki Vedat,Ahmet Özhan'ın akrabasıdır,kenarda iri gözlükleri olan Ardeşen Songut,benim kolumu attığım Anastas Boyacıoğlu,kürsüdeki Monsieur (Mösyö) Bıçakçı,Civilisation(sivilizasyon) hocamız…" demek hoşuma gidecek.
Mustafa'nın Fransızca'sı çok iyiydi.
Evin tek çocuğu ve zengin.
O zamanlarda bile,yani öğrenciyken,Cahit Oben'in menajerliğini yapardı.
Bizim bekâr evine gelir,yemeğe takılırdı.
Sosis pişirmesini ondan öğrendim.
Gerçi şimdi hiç yiyemiyorum.
Mustafa,şimdi büyük organizasyonlara imza atıyor.
Emel Sayın'ın,Şener Şen'in ve daha birçok sanatçının menajerliğini o yapıyor.
Hâlâ aynı işi sürdürüyor sanıyorum.
Tabi okuldayken var olan saçlarının yerlerinde şimdi yeller esiyor.
Eh,olacak o kadar.Bizde saç var da n'olmuş?
Dökülemediği için inadından bembeyaz kesilmiş…
Bütün bu yazdıklarımdan sonra,aman hocam bir tek siz silik kalmışsınız aralarında diye düşünenler için ise şunu söylemek istiyorum:
Silik değiliz ama kurşunkalemle yazıldığımız için o riski her zaman taşıyoruz.

Sağlıklar diliyorum.

26.09.2009

Sehri DOĞRUÖZ

sehri_dogruoz@mynet.com



SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.