...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
HERKES İYİCE OKUSUN
ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
(2)

Gençliğe hitabe,20 Ekim 1927 tarihinde Nutuk’un sonunda yer alan  ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençliğine yönelik yaptığı konuşmadır.
Kalın yazılar,Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi,parantez içindeki italik yazılar hitabenin günümüz Türkçe’sine uyarlanmış halidir.Uyarlayan  Ord.Prof.Dr.Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’dur.
Tırnak içindeki yazılar da bana ait yorum ve düşüncelerdir.

(Geçen haftadan devamla)

Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,vazifeye atılmak için,içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!
(Bir gün bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan,göreve atılmak için içinde bulunacağın ortamın olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin!)
“Emperyalistler yani zengin toprakları olan ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürerek onları kendilerine çalışır duruma getirmek isteyen yayılmacı devletler, her zaman bağımsızlığın kan içici vampirleridir.
Kendilerine destek olan,el altından işlerini gören işbirlikçilerini de parayla satın alırlar.
Onlara madalyalar verirler,onları zenginlik içinde yüzdürürler.
Ama onların güçleri yalnızca paralarına geçer.
Çünkü Türk genci özgürlüğü için her koşulda mücadele etmeyi göze alabilecek karakterdedir.”

Bu imkân ve şerâit,çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
( Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz olabilir.)
“ Bağımsızlık savaşımı her zaman kolay olmayabilir.
Cumhuriyetimizin kurucusu,bağımsızlığımızın önderi Atatürk ve silah arkadaşları da Kurtuluş Savaşı’nı olanaksızlıklar içinde başlatmış ve yurdumuzu esenliğe kavuşturmuşlardı.
Gerçi şu an Kurtuluş Savaşı gazimiz de kalmadı bildiğim kadarıyla;ama yaşları çok ileri olan insanlarımıza bir sorun ki anlatsınlar o günlerdeki yoksulluğu,
olumsuz koşulları.Yol yok,araç yok,silah yok derecede.Yiyecek kıt.
Buğday bulamadıkları için insanların hayvan dışkısından arpa ayıklayıp öğüttüklerini ve bunun ekmeğini yediklerini ben çok duydum.
Silah olmadığı için diğrenlerin(dirgen),kazma ve küreklerin bile düşmana karşı kullanılabildiğini sanırım Kurtuluş Savaşı öykü ve anlatımlardan hepimiz biliriz.”

İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar,bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
(Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar,bütün dünyada benzeri görülmedik bir yenginin temsilcisi olabilirler.)
“Bağımsızlığımıza göz dikmiş düşmanlar ve ülkemizin zenginliklerini sömürmek için ellerinden gelen bütün kötülükleri yapabilecek olan emperyalistler;
silah bakımından,parasal bakımdan ve teknoloji açısından çok üstün olabilirler.
Hatta her bakımdan dünyanın süper gücü olabilirler.
Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı göz önüne alınız.
1900’lü yıllarda dünyanın en güçlü devletleri Mondros Ateşkes Antlaşması’yla başlayıp arkasından gelen Sevr Antlaşması’yla ülkemizi işgal etmişti.
Yedi düvel olarak adlandırılan bu güçlü emperyalist devletler Anadolu’yu yer yer işgal ederek Türk Milleti’ni tutsak alacağını sanmıştı.
Ancak unuttukları bir şey vardı:
Bağımsızlık Türk Ulusu’nun karakteriydi.”

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
(Zorla ya da aldatıcı düzenlerle,sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış,bütün gemi yapım yerleri ele geçirilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine eylemli olarak girilmiş olabilir.)
“Yurdumuzun,düşman güçleri tarafından işgal edilmesini düşünmek ya da kabul etmek olası değildir;ancak düşman güçleri Ulusal Kurtuluş’tan önce Mondros ve Sevr Antlaşması’nın maddelerine dayanarak Anadolu’nun her köşesini işgal etti.
Bunu memleketimizin her köşesine askeriyle,ordusuyla,silâhıyla girerek,halka işkence ederek,onları aşağılayarak yaptı.
Atatürk’ün kastettiği zorlamalar,aldatıcı düzenler ve hileler neler olabilir acaba?
Ülke içindeki ayrılıkçı terör örgütlerini ve dinci yapılanmaları kışkırtarak, onları parayla ve silâhla destekleyerek,yerli işbirlikçilerini kullanarak,ülke içindeki etnik toplulukları birbirine düşürüp isyanlar çıkartarak,özelleştirme adıyla ülkenin en kârlı,ulusal kuruluşlarını ve sanayi yapılarını, limanları, yolları, köprüleri, ırmakları ve en stratejik konumdaki kurumları satın alarak olabilir mi? ”
(Devam edecek.)

Sağlıklar diliyorum.

06.11.2009

Sehri DOĞRUÖZ
sehri_dogruoz@mynet.com



SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.