KENTLİLEŞME SÜRECİ
Adına şehir ya da büyükşehir diyoruz da…
Bu yerleşim yerlerinin neresine bu adı veriyoruz?
Belki ortasına.
Belki de büyük alışveriş merkezlerinin bulunduğu yerlere ve yakın çevresine.
Vızır vızır işleyen trafiğine, ışıklı düzenekleri ve hızlı tren sistemine…
Yüzlerce insan elektronik, manyetik açılan kapılardan giriyor.
Alışverişlerini kredi kartlarıyla yapıyor ve sepet arabalarıyla yürüyen merdivenleri kullanıyor.
Her türlü denetlemeyi ve güvenlik olayını kanıksamış.
Doğal davranışlarıyla sıraya girme ve bekleme sabrına, olağanlığına erişmiş…
Bu örnekler çoğaltılabilir.
Biçimsel anlamda kentlileşme sürecine ayak uydurmuş gibi görünen merkezlerden biraz dışa doğru çıkılacak olunursa görülecektir ki uygar ve zengin yaşam görüntüsü yerini tam tersine bırakıyor.
Yerlerde çöpler ve sigara izmaritleri…
Yol ortasından akan kirli sular, balkonlarda tellere asılmış renk renk giysiler, çamaşırlar…
Bu çarpıklık neden?
Yanıt: Koca bir soru işareti.
Burada suçlu aramak boşuna bir davranış olur;ayrıca haksızlık da.
Hele suçu yoksullara, yoksulluğa yüklemek de olmaz.
Bu ülke için askerlik yapan, vatanı için şehit olan ve sonuna kadar vergisini dürüstçe veren insanlarımızın bilerek yanlışın içinde olduğunu söylemek o insanlarımızı da üzer.
Peki kimi, neyi sorgulamalı ?
Eğitim, öğretim ortalaması dört buçuk yıl olan bir ülkede insanlar,
“Kazancım, gelirim çok iyi, işim gücüm yerinde, bu yüzden eğitilmeye gereksinim duymuyorum.” mu diyor?
Yoo,hayır.
O zaman herkes okula gelsin,eğitilsin.
Bakın ders kitapları da ücretsiz dağıtılıyor!
Hem…
Hem eğitim de parasız deniyor ilköğretimde.
Nasıl parasız ?!..
Bir öğrencinin bir yıl okulda okumasının ailesine yükü kaç lira?
A kuzum, çocuğa öğrenim görmesi için harcanan para hiç yük olur mu?
Olur, hem de bal gibi…
Üstelik her üniversiteyi bitirenin iş bulacak diye bir güvencesinin olmadığı söyleniyor.
Bunu dillendiren yönetimin üst katlarından.
O zaman bunca işsizin kaldırım başlarında pineklediği,haldır haldır dolaştığı bir ortamda, tahsil karın doyurur mu?
Yanıt: Suskunluk ve soru işareti…
VE TÖKEZLEYENLER
Tabi eğitim,öğretim olmayınca da bu durum,insanlarımızın davranışlarına yansıyor.
Yerlere tükürme ve çöp atma istemediğin kadar.
Ama cep telefonu en görünen yerinde.
Bir karış uzun, sivri burunlu ayakkabılar ve siyah pantolon altına giyilmiş beyaz çoraplar, düzeltilmiş kirli sakal, çevreyi dikizlerken bakışların yönü sezilmesin diye takılan mafyavari kara gözlükler, geğirme sesinden sonra, “Oh,yarasın!” sesleri ve …
Bağırarak sohbet etme…
Hele biraz paralıca olanları içinde, araba kullanırken cep telefonuyla konuşma, yüksek sesle müzik dinleme,trafikte yol verilmez alınır anlayışı…
Trafik ışıkları da neymiş?
Koşmasına güveniyorsa kırmızı ışık önemli değildir.
En cesur organla yani elle, akan trafik durdurularak geçilir.
Hatta yol ortasından gidenler hızla yanından geçen arabalara bakışlarıyla meydan okurlar…
Yeşili beklerken siz bile, “Acaba yeşilde geçmek mi yasak? ” diye tetenekleşirsiniz.
Bütün bunlar varken, ille de kentte yaşamak için birileri bizi mi zorluyor?
Yanıt:Yine suskunluk ve koca bir soru işareti.
Peki, çocuk okutma, atanma, iş bulma?
Zorunluysak,belki.
Ama her ne olursa olsun kırsaldan kentlere büyük bir göç var.
Doğru ancak epeydir yalın ayakla toprağa basamamış ve temiz bir hava soluyamamış benim için ise…
Kırsal yaşam,özlem ötesi.
Sağlıklar diliyorum.
04.12.2009
Sehri DOĞRUÖZ
sehri_dogruoz@mynet.com