HAYRABOLU TARİHİ
Ne zamandır böyle bir yazı yazmak istiyordum. Tabii ki Hayrabolu'da yaşayanlara, Hayrabolu'yu sevenlere yeni ufuklar kazandırabilmek adına.
Hayrabolu geçmişte nasıl bir yermiş, neler varmış? neler yokmuş? Araştırdım ki çocuklarımıza, öğrencilerimize sevenlerimize hazır bir döküman olsun.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde,* Hayrabolu'muz da, bakın neler görmüş, neler yaşamış ;" Rum- Yunan tarihçilerinin yazdıklarına göre ilk olarak (Hayrabolu Kalesi) Dimotoka kalesi sahibi Dimo ve Doka isimlerinde iki kardeş tarafından yaptırılmıştır. Nice devletlerin eline geçmiştir. Nihayet Seyyidü'l-evvelin ve'l-ahirin Fahr-i Enbiya mucizesi ve bereketiyle (759 H.) Orhan Gazi zamanında Sultan Orhan'ın oğlu Süleyman Paşa eliyle ve Karaca Yakup, Sarı Hoca, Kara Hoca, Kara Mürsel, Koca Ali Bey, Kara Koca, Kara Taygan ve Kara Tazkar, …. adet kara koça ve kara Foçalar yardımı ile fethedilmiştir.
Önce Süleyman Paşa (Beşe), besmele ile Kapıdağ'ından gemiler ile Rum toprağına geçer ve ilk olarak İpsala'yı fetheder. İptida (İlk olarak) salatı (namazı) orada kıldıklarından adı ( İptida sala) dan değişerek İpsala olarak kalmıştır.
Sonra buradan seğirten yetmiş nefer Kara Kocalar bu Hayrabolu kalesini kuşatırlar. Kalenin fethinde güçlük çektiklerinden " Nice olur, vakit dar. Kale fetholunmadı" dediklerinde Gazi Süleyman Paşa " Fetihi Hayır yoludur " (veya " Fethi Hayri bolduru) "der.
Allah'ın emri ile kale hemen aman ile fetholunur. İsmine (Hayrıbol) dan değişmiş olarak ( Hayrebolu) denmiştir. Bu kalenin fethinde İslam askerleri o kadar zengin mala sahip olmuşlar ki, bu şehirde yerleşip burada çok sayıda ve nice hayır eserler yaptırdıklarından " Hayrı bollu " diye de isimlendirilmiştir.
Halen Rum eyaletinde Edirne Bostancıbaşısı yönetiminde iken şehir Osmanlının binlerce katar develerinin kışlağı olup, bu kadar kervansaray ve deve ahırları bulunduğundan şimdi Dergah-ı Al. İmrahor ağalarının yönetimindedir. Saraydan gönderilen Sarbanbaşı ve Şütürbanbaşı tarafından yönetilir. Yüzelli akçe payesiyle şerif kazadır.
Fetihten sonra, kafirler bir daha burayı almaya heves etmesinler diye kalenin surunu ve bazı yerlerini yıkmışlardır. Hatta İstanbul etraflarını ilk fethettiklerinde hep böyle yıkarlarmış. Zira, o zamanlar Osmanoğulları'nın güç ve kuvvetleri yeteri kadar olmayıp, fethettikleri kalelere kuvvet ve mühimmat koyup, koruyamıyorlardı. Bunun için Osmanlılar da Tatar gibi kaleleri sevmeyip, berbat edip geçerlermiş.
Halen Hayrabolu'nun Sipahi Kethüda yeri, Yeniçeri Serdarı, Şeyhülislamı ve Nakibüleşrafı yoktur. Zira Edirne şehri çok yakındır. Onun için hakimleri yoktur. Ama, ayan ve eşrafı çoktur.
ŞEHRİN YERİ VE ŞEKLİ
Hayrabolu şehri düz bir alanda, bağlı-bahçeli, bol akarsuları olan, verimli ve yararlı topraklar üzerinde kurulmuştur. Sanki küçük bir Edirne'dir. Altlı ve üstlü baştanbaşa kiremit örtülü, kagir yapı, düzenli evleri sanki birer büyük saraydır. Camileri, medreseleri, sıbyan mektepleri, tekkeleri, hanları, hamamları, kervansarayı, dükkanları, çarşı ve pazarları olup, bezestanı yoktur. Lakin, her çeşit kıymetli eşyalar bulunur. Akar sulu çeşmeleri boldur.
Beğenilen ürünlerinden ovalarında yetişen yonca, tirfil, kara ayrığı, lubbası, duruğ otu gök çimeni ve diğer otları hiçbir diyarda yoktur. Sadece Erdel vilayetinde yonca ve sabuç otu ola. Onun için Osmanlının iki bin katar devesi bu yeşil alanda serilip otlayıp gezerler… Havası ve suyu o kadar latiftir ki güzelleri pembe tenli olurlar… Havası kadınlara ve develere pek faydalıdır. Ziyaret yerlerinden Şeyh Sarban Ahmed, Aksaray'lı Pir Ali'nin halifesidir. Buradan bütün dostlar ile vedalaşıp ayrıldık. Doğu yönüne giderken İnecik kasabası sağ tarafımızda kalarak yedi saat gittik." Der.
Ünlü Osmanlı tarihçisi Evliya Çelebi Hayrabolu'muza geldiğinde yaşadıklarını gördüklerini güzelce kaleme alıvermiş. Ben de okuduklarımı sizinle paylaşmak istedim.
Bir de yazımın başına bir fotoğraf ekledim. Yazı tarihle ilgili olunca fotoğrafı da tarihle ilişkilendirmek istedim. Fotoğrafı merak ediyorsunuz elbette. Fotoğrafta görülen bina, ilçemizin Hisar Mahallesinde bir zamanlar Burmalı çeşme'nin hemen yanı başında, Burmalı Çeşme sokağında tarafımca çekildi.. Hisar Mahallesi Muhtarı Ömer Atalık, ilçemizin Yunan işgali zamanında bu binanın Yunanlıların karargah binası olarak kullanıldığını söyledi.. Tarihe bilmeyenleriniz için küçük de olsa bir notta ben eklemek istedim. Malum tarihin yazılısı makbuldur…
Sağlıcakla, dostça kalın..
* Evliya Çelebi Seyahatnamesi, cilt:8, sahife: 419, Üçdal Neşriyat.
ŞENOL ERDEN
13/01/2007
senolerden@hayrabolu.net