EKMEK

Fırıncının biri, Guinness Rekorlar Kitabı'nda yer alabilmek için kocaman bir ekmek yapmış!  Yapmış amma,,, halk, o kadar fakir ve açmış ki, rekor büyüklükteki ekmeği tescil için gelen yetkililer göremeden silip süpürmüş....... 
Dünyada birçok insan için yaşam demek; yiyecek, içecek ve hava demek. Biz Türkler içinse yaşam; hava ile birlikte su ve ekmek demek. Bu, yüzyıllar boyunca hep böyle sürdü ve korkarım, fakirliğe bir çare bulunamazsa, "Allah ne verdiyse, çoğalın !" prensibiyle hareket edilirse, gelir dağılımındaki dengeler sağlanamazsa, önümüzdeki yıllarda da sürüp gidecek... Sofralarımızın baş tacı ekmek; zenginin de, fakirin de en önemli gıda maddesi ve katıklarının vazgeçilmezi olmaya devam edecek....
Geçenlerde, Guinness Rekorlar Kitabı'na bir rekor kaydı geçti ve biz Türklerin "Dünya ekmek tüketimi" nde şampiyonluğu ilan edildi.....
Ekmek, bizim için hayatta en önemli nimetlerden biri. Yerde bir parçasını gördüğümüzde eğilir alır, öper başımıza koyar, sonra besmeleyle bir kenara bırakırız. Sofrada lokmamızı bırakmayız, arkamızdan ağlayacağına inanırız. Yere kırıntı dökmemeye dikkat eder, bu davranışı günah biliriz... Fakirlikten gocunmayız, ekmeğimiz olunca kendimizi zengin bilir, halimize şükrederiz...Farkında olmadan, siyasetçilere tüyo veririz... Tok gözlüyüz; aç da olsak ekmeğimizi toklarla da paylaşırız... Bir lokma, bir hırkayla kendilerini yüzyıllardır avutan atalarımızın torunlarıyız... Ettiğimiz yeminlerden bile,  hayır getirecek diye dönmek için başımızda ekmek kırar, kuru kuruya yeriz...
Fakirin hiç bitmeyen umuduna da ekmek demişiz. "Ye Memet ye!" diyerek onu, biz fakirlerle de özdeşleştirmişiz. O kadar özdeşleştirmiş, bu durumu o kadar benimsemişiz ki, zenginleri de aramıza alıp tonlarca ekmek tüketmiş, 2007 Guinness Broşürü'nde Dünya'nın birincilik kürsüsüne yerleşmişiz...
Köylerimiz ve kasabalarımızda olduğuna inanmıyorum,  ama maalesef büyük şehirlerimizde tüketim adına ziyan edilip, dilim varmıyor, çöpe atılan ekmekler olmasa, sofralarımızın bereketini arttırabilir, insanımıza biraz da makarna ve pilav yedirebilir, şampiyonluğumuzu bu kadar açık ara ilan ettirmez, kırık kolumuzu yen içinde saklayabilirdik...
Onlar bilmez ama, gene de  adımızı, bize komik gelen "somun pehlivanı" na çıkarttırmaz, mizahını kendi kendimize yapar, kendi kendimize güler ve el alemi güldürmezdik.

AHMET KARABEY
18.11.2006

akarabey@hayrabolu.net

Web Page Maker, create your own web pages.