İNSANLAR

Bu fotoğrafa baktım, baktım da 1973 yılına döndüm bir anda... Hani bir film vardı: "Geleceğe Dönüş" ( Back to the Future )... Tam yirmi beş yaşındaydım o zamanlar... Bayağı ustalaşmıştım top oyununda,  takımda ağabeyler sınıfına geçmiş, hatta kaptan bile olmuştum... Bahsetmek istediğim, aslında bu söylediklerim değil...
Demek istediğim :
Ne insanlar geldi geçti şu resimde gördüğünüz İlhan Ağabeyimizin dükkanı önünden, hemen solda, Çarşı Camiimizin bahçesindeki, hani Cahit Sıtkı Tarancı'nın;
" Bir namazlık saltanatın olacak,
  Taht misali o musalla taşında..."
dizelerindeki musalla taşından... Zenginler, fakirler, okumuşlar, okumamışlar, gençler ve yaşlılar... Ve hatta çocuklar... Hepsi tek tip kıyafetle ayrılmıştı aramızdan, gönül bahçelerimizden, gözlerimizde donan yaşlarımızla, yaşayan sevgili Hayrabolu'muzdan...
Bir gün hepimiz geçeceğiz bu yoldan... Ne var ki, bu gün yaşarken hep uzak durmalıyız, insanların bir birlerine düşmelerinin baş müsebbibi "kibir"den.  O "kibir" ki,  doğmuştur baştan aşağı yanlış olan "üstünlük" kuruntusundan..
Kutsal kitabımız Kuran'da anlatıldığı gibi, Allah'ın "Adem'e secde edin!"( Araf Suresi.11 ) emrine bütün melekler itaat ederken, İblis secde edenlerden olmadı. Sebebi Allah katında sorulduğunda İblis dedi ki:
"- Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın." ( Araf Suresi. 12 )
Şeytanı yoldan ayıran, onu kafir kılan düşünce ve sözdü bu ; kibir ve bu manada büyüklük taslama...
Ona göre,ateşten yaratılan çamurdan yaratılana üstündür. Bu  türden bir kuruntu, bir inanç ve buna dayalı kibir,  Şeytanın lanetlenmesine yol açmıştır...
Ve Allah :
"- Öyle ise, " İn oradan!" orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! Çünkü sen aşağılıklardansın!" buyurmuşlardır. ( Araf Suresi.13 )
Demek ki, bütün şeytanlıkların kaynağı da aslında kibirden başka bir şey değildir. Yaratılan biz insanların da, bir birimize üstünlüğü yoktur, Allah'ın huzurunda biz kullar, dünyanın neresinde olursak olalım, hep eşitiz... Oraya gittiğimizde de, bunun böyle olması gerektiğini daha iyi anlayacak, daha iyi göreceğiz... İnşallah geç kalanlardan olmayız...
Bu arada, Sinoplu Diogenes (Diyojen)'in (M.Ö. 412 - 320) Büyük İskender'le aralarında geçen bir diyaloga da değinmeden geçemeyeceğim.
Bir gün Atina'da, kemik yığınları arasında bir şeyler arayan Diogenes'e rastlayan Büyük İskender sorar:
-        Ne arıyorsun orada, Diogenes?.
-        Babanın kemiklerini arıyorum. Ama bir türlü bulamıyorum. Hangileri kölelerin,  hangileri babanın, bir türlü ayırt edemiyorum….



Hayrabolu'ma  sevgilerimle,

Ahmet Öğretmen



AHMET KARABEY

03.02.2007

akarabey@hayrabolu.net

Web Page Maker, create your own web pages.