MASAL DÜNYASI
Uzun zamandan beri, bütün uygar ülkelerde olduğu gibi, Türkiye'mizde de bir "Oyuncak Müzesi" olsun istemiş, TV8'de "Yaşamdan Dakikalar" programından tanıdığımız, sohbetlerini merak ve ilgiyle izleyip dinlediğimiz, çocukluğunda yol kenarlarındaki mazgalları kumbara sanıp, içine harçlığını atan ve bunu dizelerine döken, değerli şair ve yazarımız sayın Sunay Akın...
Altı yaşından beri hayalini kurduğu böyle bir müzeyi, İstanbul Göztepe'de ailesinden kalan bir köşkte, 23 nisan 2005'de gerçeğe dönüştürmüş, bizlerin, çocuklarımızın ve torunlarımızın hizmetine sunmuş...
Genç yaşında, uçağı yere çakılan ve dağ başında bir çoban tarafından kurtarılan, Daçka'dan sınıf arkadaşım, can dostum, kardeşim, malünen emekli jet pilotumuz Gürol Kutlu, çocuklara olan sevgisinden; bu Masal Dünyası'nda, dışardan edindiğim bilgiye göre ( zira bu gibi konularda kendisini asla afişe ettirmeyecek olgunlukta, eşine az rastlanan bir kişiliktir. ) hiçbir karşılık beklemeden müdürlük yapmaktadır.. Sevgili Gürol'um için, Türkiye'miz, insanlarımız, çocuklarımız ve torunlarımız adına yapılan, saygıdeğer bir hobidir bu ....
Geçen gün sevgili arkadaşımdan, Hayrabolulu hemşehrilerimize, onların sevgili çocukları ve torunlarına bu masal dünyasını tanıtmak için birkaç fotoğraf istemiştim. Hemen aynı günün akşamı, müzenin bulunduğu muhteşem köşkün kocaman bir fotoğrafını ve müzenin linkini göndermiş... www.istanbuloyuncakmuzesi.com....
Hadi şimdi, çocuklarınızla, torunlarınızla dalın bu masal dünyasına... Bu dünyayı dolaşırken de, sevgili Sunay Akın'ı dinleyin... Bakın neler anlatmış o müthiş dizelerinde.... Bir bölümünü örnek olsun diye gönderiyorum siz sevgili hemşehrilerime....
Kardeşleriyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen....
Nasıl sevmezsin eşitliği?
Yürürken düşen çoraplarını,
aynı hizaya getirmek için,
annen değil miydi,
önünde diz çöken?
Müze, o kadar gerilere götürecek ki sizleri; bir anda, çocuklarınız ve torunlarınız olacaktır o Masal Dünyası'nın Prens ve Prensesleri....
1817 de Fransa'da yapılan oyuncak bir keman, 1820 den kalma Amerika'lı bir bebek, 1860 yılına ait, biz Hayraboluluların çocukluğumuzda, "şıldır" diye adlandırdığımız misketler, Almanya'da yapılan, bugün yüz yaşındaki teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin, ne kadar büyüsek de hep çocuk kalan bizlerin en eski eserleri olaraktan, sanki göz kırpıyorlar Hayrabolu'ya da, taaa uzaklardan........
Hayrabolu'ma sevgilerimle
Ahmet Öğretmen
AHMET KARABEY
31.03.2007
akarabey@hayrabolu.net