HAYRABOLU'MUZUN BERBERLERİ


       "Her seher besmele ile açılır dükkanımız,
         Selman-ı Farisi' dir pîrimiz, üstadımız...."

       Eski berber dükkanlarının duvarlarına asılı levhalarda yer almış bu beyit, berberlerin de terzilerimizinki(İdris Aleyhisselam) gibi bir üstatları olduğunun göstergesidir...
       
       Çocukluk yıllarımızda, berberlerimizle ilk tanıştığımız zamanlarda Hayrabolu'muzun berber dükkanlarında böyle bir beyit taşıyan levhalar olup olmadığını bilmiyorum ama berberlerimizin, üstatlarının kim olduğunu bildiklerinden hiç şüphem yok...
       
       Şimdiki çocuklar şanslı. En azından koltukların üzerine konulan bir tahtanın üzerine oturtulduklarında karşılarındaki aynadan kendilerini görebilme şansına sahipler.Hem zamane berberlerimiz epey toleranslı. Bizim zamanımızdaydı o işkence...
       
       Dükkanın bir köşesine atılan tahta bir sandalyeye oturtulurduk. Boynumuza sıkı sıkı sarılan, kollarımızı, ellerimizi de örten, dizlerimize kadar uzanan beyaz bir örtü, işkencenin birazdan başlayacağını haber verirdi, sanki. Berber amcamızın sol eli, sert hareketlerle kafamızı bir öne iter, sonra geri çeker. O da yetmez; bir sağa bir sola derken bizi serseme çevirir, ara sıra saçımızı çekiştiren, sesiyle bizi haşat eden saç kesme makinesi tepemizde dolaşırken kulaklarımızı kaşıntı tutar, boynumuza sıkıca sarılmış beyaz örtünün altında kalan ellerimiz çaresizlikten ter içinde kalırdı. Gözlerimizi kapalı tutardık ki kıllar içine kaçmasın. Ara sıra burnumuza kaçan kısa saç telleri hapşırmamıza neden olurdu. Bu durumda da o sol el, sanki daha bir sıkı bastırırdı kafamızı. "Hadi bitsin artık bu çile!" diye söylenirdik. Ama içimizden.... Tıraş bittiğinde, suratımızdaki kılları süpürten bol kıllı, genişçe ve yumuşak bir fırça yüzümüzde, boynumuzda ve ensemizde gezindikçe bize bir OHH çektirir, birkaç saniye içinde gelecek hürriyetimizi müjdelerdi.... Bütün bu işkenceden çok memnun olmuşuz gibi evden verilen parayı, çok teşekkür ederim anlamında, berber amcaya uzatırdık...
       
       Eskiden berberler diş çekme ve sünnet etme işlerini de yaparlarmış. Mahallemizdeki rahmetli Berber Lütfü amcamızın saç-sakal kesme faaliyetine şahidolmadım ama Fatma teyzemin dişlerini nasıl çektiğini! annemden duymuştum. İzzet'in rahmetli babası, Belediye Başkan Yardımcımız, sevgili öğrencim Müjdat'ın dedesinin, berberliğin sünnet alanında şöhret olmuş Berber Neşat olduğunu gayet iyi hatırlıyorum!!! Arkadaşım Berber İsmail'in rahmetli babasının da berberliğinden ziyade Hayrabolu Tekirdağ arasında otobüs şoförlüğünü anımsıyorum... Gerçekten saç-sakal kesen berberlerimiz ise Ferit Ağabey(Aksu), eski Belediye Başkanlarımızdan Necati Türkkan'ın rahmetli babası Berber Fevzi ve kalfası Ekrem, şimdiki berber kardeşlerimizden Fehmi'nin rahmetli babası Berber Yusuf  ve Berber Selahattin Ağabey olup, altmışlı yılların şöhretleriydiler.
       
       Şimdilerde, bizim Koşu Bayırı'ndan arkadaşım, rahmetli Kara Yusuf'un Mustafa'sının Hayrabolu'nun en kıdemli berberi olduğunu zannediyorum... Kendisine kucak dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyor, genç nesil berberlerimizi sevgiyle selamlıyor ve hepsine HAYIRLI TIRAŞLAR! diliyorum....... Zira, saç-sakal tıraşları bitse de, o güzelim dükkanlarda malûm tıraşlar hiç bitmez.....


Hayrabolu'ma sevgilerimle
Ahmet öğretmen
         


05.05.2007

akarabey@hayrabolu.net

Akdeniz'den
Mektuplar
AHMET KARABEY
Web Page Maker, create your own web pages.