SARI DEFTERLER...
Bakmayın fotoğraftakine, sevgili muhabirimiz Şenol kardeşimizin ESKİ BELEDİYE dediğine... Yepyeniydi o bina bizim gençliğimizde... İçinde çalışanlarıyla beraber yaşlanmış, yıllar geçince çok eskimiş gibi görünmüştür, siz şimdiki gençlerimizin gözüne... Ben de, birçok arkadaşım gibi bu binanın salonunda atmıştım ilk adımımı otuz sekiz yıldır süren mutlu evliliğime... Şimdi, bilmem neden bir garip geliyor bana, ona "Eski Belediye" denilince... Ne anılar yaşandı yıllar boyunca onun içinde... Kimler geldi, kimler geçti, ne ömürler tükendi... Salonunda ne nikahlar kıyıldı, ne yemekler, ne eğlenceler, ne toplantılar tertip edildi... Ne reisler geldi geçti... Ama o hâla duruyor eski yerinde, bütün haşmetiyle dimdik ayakta, geçen yıllara meydan okurcasına...
Bizim nesil için eski denilince, ellili yılların Belediyesi geliyor gözlerim önüne. 1950 den1957 ye kadar, sonradan Hayrabolu'muzdan ilk millet vekili olan, rahmetli "Çakır Ali" diye anılan Ali Çakır amcamız, onu takibeden yıllarda da Ahmet Aydın ağabeyimizdi Belediye Başkanlığı yapan... ( Şerif'imin kitabından)
Çocukluk, öğrencilik yıllarımızda, resimde gördüğünüz binanın sağ köşesinde Hayrabolu'nun ilk ve tek eczanesi, Burhan Cahit Ağabey'in eczanesi şifa dağıtırdı hemşehrilerimize, Cumartesi-Pazar, tâtil-mâtil demeden... Mektebine gitmeden, sonradan İstanbul'da bile eczacıların kralı olan, rahmetli Boşnak Fehim Agamız oğullarından Hayro ağabeyimizin yetiştiği bir yer, O'nun Eczacılık Fakültesi'ydi adeta o mekan... Onun bitişiğinde, ağzında hep piposu ile hafızalara kazınan rahmetli Avukat Ahmet Bey'in ofisi bulunuyor, ofisin hemen yanı başındaki çift kanatlı kapıdan da üst kattaki Belediyeye çıkılıyordu... Kapının solundaki büro ise rahmetli amcamın ömrünü verdiği, duvarları Atatürk resimleriyle dolu Türk Hava Kurumu'ydu. Rahmetli Amcam, Salko diye anılmakla beraber, Tayyareci Salih diye de biliniyordu... Binanın en solu ise Hayraboluspor Kulübüne aitti... O zamanlar, "Gazi Ömer" diye adlandırılan ahşap ilkokulumun bahçesini çevreleyen demir parmaklıklar ile Spor Kulübü'nün yan duvarı arasında bir metre genişliğindeki geçit Belediyenin arkasındaki tarihi hamama çıkıyordu... O hamam ki, "Benim yarim kara topraktır!" diyen, şimdi hatırlayamıyorum ne sebeple Hayrabolu'dan gelip geçmiş Aşık Veysel'i bile konuk etmişti o zamanlar...
Demir parmaklıklarla çevrili ahşap okul binamızda tam dört yılım geçmişti. Her sabah, bahçesindeki taşlık boyunca binanın kapısına kadar sağlı sollu dizilir, bizden sonra gelen öğretmenlerimize:
-Günaydın öğretmenim... diyerek onları karşılardık.
Onlar da:
-Günaydın çocuklar... diyerek bir kaçımızın başını okşardı.
Başı okşananların hepsi zevkten dört köşe olur, öğretmenlerinin sevgi dolu bu davranışlarını akşam evlerine kadar büyük bir gururla taşırlardı....
Soğuk, karlı havalarda okula geldiğimizde hemen sınıflardaki sobaların başına üşüşür, ellerimizi ısıtır, öğretmenimiz gelene kadar havadan sudan, bazen de derslerden konuşurduk... Kışın ilk zamanlarında, mevsime alışana kadar biraz nezle olur, hemen hepimizin burnu akardı...
İlk derste öğretmenimiz ödevlerimizi kontrol ederdi. Tek tek başımıza dikilir, elindeki kırmızı kalemiyle yanlışı doğruyu işaretlerdi. Çok yanlışı olanlara biraz kızar, hafiften de olsa enseye şaplağı yapıştırırdı... Hiç şikayetimiz olmazdı... Çünkü onlar şaplağın dozunu kaçırmazlardı... Ama o matematik ödevi kontrollerinde yüreğimiz ağzımıza gelirdi... Matematik dersi için kullandığımız SARI DEFTERLER yok muydu... Bizi öğretmenimize, arkadaşlarımıza rezil eden hep onlar olurdu... Deftere, yanlış diye konulan kırmızı işareti enseye atılan bir şaplak takip ettiğinde, ikide bir çektiğimiz burnumuzdan, hafif sarsıntıdan olacak, dökülen bir damla, sarı defterin üzerindeki kırmızı yanlış işaretini öyle bir yayardı ki sayfanın yarısı kırmızıya boyanır, haftalarca sürecek utanç damgasına dönüşürdü... SARI DEFTERLER iyiydi, hoştu ve de bayağı ucuzdu da biz çocukların, hele hele de nezle olanların başlarına ördüğü çoraplar yok muydu... İlkokul hayatımız boyunca hep kâbusumuz olmuştu...
Hayrabolu'ma sevgilerle
Ahmet öğretmen
16.06.2007
akarabey@hayrabolu.net