...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
       ŞU BİZİM HAYVAN PAZARI

       Kışın o koca alanda kartopu oynayıp kardan adamlar yaptığımız, ilkbahar ve yaz gelince de gündüzleri top, geceleri de kemikçe oynadığımız, sabahları erkenden, Kara Ağaç Mahallemizden rahmetli çoban Topal Behçet'in  yozu topladığı, salı günleri de köylülerimizin hayvanlarını getirip, celeplerle kıran kırana yaptığı pazarlıkların alabildiğine sürdüğü, biz küçük çocuklardan bazılarımızın, Allah rahmet eylesin, Gazozcu Zehra Ablamızın gazozlarını sattığı bir meydandı Hayvan Pazarı...
       Ben, Karabeyler'in Ahmet, Avdo' nun Şerif ( Şerif Baysalan), Hüseyin Aga'nın Yaşar, Selme Ablanın Memet, Azze Abla'nın Mümün, Fırıncı Fariz Aga'nın Ferit, Naciye Abla'nın Cemil, Cambaz Mahmut Aga'nın Ziyadin, Beşlik Memet, Üç kardeşlerin Sali, Salim ve Memet, Feyzaa'nın Hüseyin(rahmetli Hüseyin Başdoğan), Gazozcu Zehra Ablanın Necati, Kara Yusuf'un Mustafa(Berber Mustafa) ve Yaşar Ağa'nın Sadık ve Yılmaz'la Kolcu'nun oğlu Necmettin, ellili yılların o güzelim Hayvan Pazarı'nın güzelliklerini yaşamış çocuklarıydık. Geçtiğimiz yıllarda bir ara moda olan "Lale Devri Çocuklarıyız Biz" adlı şarkının karakterleriymişiz gibi geliyor bana bazen, gözümün önünden bir film şeridi gibi akıyor zaman. Şimdi paha biçilmez o tatlı yıllar.... O unutulmaz anlar....
       Berber Mustafa, dükkanında sakalımı biraz düzeltip çeki düzen verdikten sonra:
       -Hadi Ahmet, gel biraz mahalleyi dolaşalım. Bak gör, içindeki insanlar göçüp gidince, çocukluğumuzun evleri, çatlamış duvarlarıyla nasıl da mahzun, nasıl da  hüzünlü.... Kaderine terkedilmiş  yaşlı insanlar gibi ağlıyor, gözyaşı döküyor, umutsuzluk içinde de olsa geçen yıllara inat sahiplerini bekliyor....
       -E hadi bakalım. O yılları ak düşen saçlarımızla da yaşayalım bunca aradan sonra....
       İlk "Haberci" lerimizden Postacı Ali Abi'nin evi alıp başını gitmiş, dayanamamış onca yıl süren ayrılığa... Boş bir arsa bırakmış Hayvan Pazarı'na çıkan sokağa. O da biraz üzgün, biraz mahzun ya... Tekke Çeşmemiz de kaybolmuş bu ara... Tahsin Selvi'nin ağabeyine ait marangozhane: "Ben buradayım, yıkılmadım, ayaktayım hâlâ!" dercesine sesleniyordu arkamdan bakarak bana...
       -Bak bu Rıfat'ın(eski Belediye Başkanımız) yaptırdığı "Cim- Bom Parkı" biz Hayvan     Pazarlılara.... Eskiden havuzu da vardı.... Şimdi yok! O da bizim kerpiç duvarlı evler gibi biraz üzgün, biraz mahzun bakıyor insanlarımıza....  dedi kırgın kırgın Mustafa....
       Ne Şeriflerin o koca avlularını, ne  rahmetli Azze Ablaların Hayvan Pazarına yukardan bakan bahçelerini çevreleyen yeşilceler, ne de rahmetli anacığımın bütün çevreyi gözleyen penceresi kalmış onca zamandan sonra.... Hep merak eder dururum,"Bütün o güzellikler bize küstüler mi acaba?"
       Koşu Bayırı da bizi karşıladı hep aynı duygularla... O eskiyen evlerin çatlamış çim kerpiç duvarları, "Gittiniz de ne oldu sanki? Daha mı mutlusunuz bizden uzaklarda? Bakın biz hâlâ, zar zor ayakta kalsak da avunup duruyoruz eski anılarımızla; sizin çocukluğunuzdan kalan  o saf, tertemiz hatıralarınızla...."

                                                ( Aramızdan ayrılan mahallelilerimizi rahmetle anıyorum..)

       Hayrabolu'ma sevgilerle
       Ahmet Öğretmen
       

       10.10.2007

       akarabey@hayrabolu.net

Akdeniz'den
Mektuplar
AHMET KARABEY
Web Page Maker, create your own web pages.