...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
       DELİ BATTAL

       Bizlerin huzur ve güvenlik içinde günlük yaşamımızı sürdürebilmemiz ve vatanımızı korumak için canlarını seve seve veren şehitlerimizin; ve bu uğurda elini, kolunu, bacağını kaybeden gazilerimizin ailelerine, bizlere emanet ettikleri öksüz çocuklarına yardım için geçen pazar akşamı Sayın Fatih Terim Hoca'mız ve Milli Futbolcularımızın çaktığı kıvılcım, ulusal TV kanallarımızdan HABER TÜRK'ün bu kıvılcımı bir meşaleye dönüştürmesi ile başlayan ŞEHİT ve GAZİ AİLELERİNE DESTEK KAMPANYASININ çığ gibi büyümesi her gün gözlerimi yaşartıyor ve geçen yaz okuduğum ŞU ÇILGIN TÜRKLER'deki Emirdağlı Deli Battal'ın o unutulmaz, nice akıllı diye geçinenlere ders olacak, Kurtuluş Savaşı'mız sırasındaki o asil davranışını hatırlatıyor.....
       Her köyün, her kasabanın bir delisi vardır. Ama bu insanlarımızdaki gizli kalmış hasletler bazen öyle bir ortaya çıkıyor ki, akıllı diye geçinen bizler, kendi kendimizden utanır hale düşüyoruz. Hangi okur-yazarımız, BUZLAR ÇÖZÜLMEDEN'deki  deli kaymakamı hatırlamıyor?....
       Hayrabolu'muzda da benim çocukluğumun delileri vardı.Bunlardan biri, zaman zaman yazılarımda sitayişle bahsettiğim, güzel Ramazan aylarımızda iftar zamanını, sahur vaktinin dolduğunu topuyla haber veren Deli Mehmet Ağabey'imiz değil miydi?...
       Yaz-kış, bulabildiğinde eskimiş bir çift ayakkabı ile, bulamadığında yalın ayak, çoğunlukla çok sevdiği eşeğiyle dolaşan, bizim mahalleden Şaban da; üzerine birkaç beden büyük gelen pantolonunu belinden iple bağlayan Körpe Ahmet Aga'mız da bizim delilerimizdi. Kendi dünyalarında yaşar, kimseye zararları dokunmazdı. Belki, onların da eline bir fırsat geçseydi, onlardaki hasletler de ortaya çıkardı..... Hepsine Allah rahmet eylesin....
       Kurtuluş Savaşı yıllarımızda Mustafa Kemal Paşa'mızın Millet Meclisi'mizden çıkardığı kararla halkımızdan, yıllık olarak elde edilen mahsülün  %40 (!) lık bir bölümü savaşan ordumuza yardım için toplanacaktır. Bu vergilerle ordumuz askerlerine yiyecek, giyecek ve silah temin edilecektir. Emirdağ'da konu ile ilgili bir toplantı yapılmaktadır, Kaymakam'ın odasında. Toplantının orta yerinde, kasabanın delisi "paat" diye kapıyı açar, paldır küldür içeri dalar.        Kaymakam:
       " Bu kadar önemli bir iş görüşülürken bir de seninle mi uğraşacağız? Hadi yürü, kaybol bakayım...." diyerek,  Deli Battal'ı azarlar ve dışarıya atılmasını emreder....
       " Hele bi dinleyin.... Bi diyeceğim var...." der, Deli Battal. Ve hemen, dışarı atılmasına fırsat vermeden:
       " Duydum ki Mustafa Kemal'in askerlerinin ne ayakkabısı, ne de giysileri yetmezmiş..... Aha alın benim çarıklarımı, ben yalınayak da gezerim...." diyerek,  çarıklarını ayağından çıkartır. Masaya yaklaşarak paltosunun  cebinden çekip aldığı yapak çoraplarını da kaymakama uzatır:
       " Bunlar da çoraplarım.... Yeni yıkadım.... Daha kurumadılar.... Bunları da Mustafa Kemal'in askerlerine verin, üşümesin ayakları  çocukların..... İşte diyeceğimi dedim.... Ben gidiyorum.... Ha bakın işinize...."
       Emirdağ, ilerleyen günlerde işgale uğrar........
       Devran döner,  Yunan'dan kurtuluş zamanı gelir ve bir Türk Süvari Birliği Emirdağ'ın işgaline son vermek üzere kasabaya girer. Deli Battal, askerlerimizi kasaba meydanında bütün Emirdağlılarla birlikte coşku ile karşılar, ve:
       " Gelin aslanlarım, beni takip edin, düşman bu tarafta! " diyerek, koşa koşa, süvarilerimizi düşmanın saklandığı yere götürür. O sırada, Yunanlılar tarafından sıkılan bir kurşun Deli Battal'ı bulur. Battal, alnından vurulmuştur.........

       Hayrabolu'ma sevgilerle
       Ahmet öğretmen
     

       20.10.2007

       akarabey@hayrabolu.net

Akdeniz'den
Mektuplar
AHMET KARABEY
Emirdağ...... 
Web Page Maker, create your own web pages.