KiMSENiN NOKSANINI ARAMA
Kimsenin noksanı yoktur, gör tamam,
Hak yaratmıştır cihanı pür kemal.
Kendü nefsidir kişinin düşmanı,
Anın ile merd ise etsün kıtal.
Sarban Ahmed
Sarban Ahmed kendi tasavvuf terbiyesi ve melâmet neş'esi (kendini hor görme anlayışı) itibariyle hiç kimsede bir noksan, bir eksik ve eleştirilecek bir yan, bir yön görememekte, o sadece kendi eksiği, gediği ile uğraşmaktadır. Herkesin hatta her şeyin tamam ve noksansız olarak yaratıldığını düşünmektedir o. Üstelikte pür kemâl olarak yaratılmıştır dünya ve içindekiler. İçindekiler yani insanlar ve her şey. Mükemmel, olgun varlıklardır onlar. Doğuştan tertemiz, lekesiz, masum olarak dünyaya gelen insanlar daha sonraları diğer insanlardaki hayvani duyguların (yalan, açgözlülük, hırs, kan dökme, daha çok mal edinme, şehvet, gazap gibi) etkisi, televizyonlardaki seviyesiz diziler ve mafyayı özendirici programlar ile sokaktaki tehlikeler sayesinde bozulmakta, o doğuştaki safiyet ve masumiyetleri azalmaktadır. Ama temel olarak insan masumdur. Masumdur çünkü toplum o insanı o'na rağmen bu hale getirmektedir. Bir katil, bir hırsız muhtemelen kendi isteği ile bu yola girmemekte ve önce ailenin sonra da toplumun sahip çıkmaması-çıkamaması neticesinde bu kötü yollara sapmaktadır. İşte bu suçlu ama aynı zamanda toplumun kurbanı olan kişideki mevcut bu kemâlât kabiliyetini, bu nüveyi, çekirdeği ustaca uygun toprağa ektiğimizde yani uygun rehabilite politikaları belirlendiğinde ki bunun toplumdaki temel ihtiyaçlar, adalet, istihdam, ve ekonomi ile direkt ilişkisi vardır. Muhtemelen bu insanlar birer suç makinesi olmaktan çıkacaklar ve topluma yararlı birer insan olmanın hazzını yaşayacaklardır. Şöyle düşünelim. Kötü alışkanlıklardan koruduğumuz bir insan. Temel ihtiyaçları karşılandığında ki bu da devletin istihdama yönelik politikaları ile ilgilidir. Niçin topluma zarar versin, her şeyden önce kanun eliyle hırpalanıp zarar gören onun kendisi değilmi dir? Acı çekmek normal bir insana zevk vermez herhalde. İşte Sarban Ahmed bu noktadan sonra kişiye düşman olarak bu sokaktaki suçluyu değil kendi nefsini göstermektedir. Öyle ya insanın içindeki o kötülük tohumları kontrol altına alınmalıdır ki merd olanın eğer gücü yeterse kendi nefsi ile kıtal etmesi yani savaşması daha doğrudur ve zor olanda dışarıdaki somut olan problemlerle uğraşmak değil kendi egomuzdan kaynaklanan ve önce bize sonra o sokakta ki canavar haline getirdiğimiz nesle zarar veren kötü duyguları terbiye etmektir. İşte eğitimdeki temel problemlerden biride çocuğun ilk eğitmenleri olan anne ve babanın kendilerini eğitmemeleri ve ondan sonra çocuklarını ilk günkü gibi tertemiz bir halde milli eğitim sürecine teslim edememeleridir. Bu durumda işe ailelerden başlamak daha doğru olacaktır zannederim.
ZEKi ÖZKAN
11.12.2006
zekiozkan@hayrabolu.net