GENÇLİĞİMİZ VE GELECEĞİMİZ

Gençlik bir milletin, bir toplumun geleceğinin, istikbalinin teminatıdır. Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınması için gerekli olan,  yetişkin   insan gücüdür. Millete düşen vazife, bu en kıymetli hazinesini her türlü tehlikeden koruyup onu geleceği için en iyi şekilde yetiştirmektir. Çünkü en değerli, en kutsal varlığı olan vatanını, kültürünü ona emanet edecektir.
Bir şairimiz dizelerinde diyor ki:
Mesacid ü meâbidi ko, âdem yap,
Kâbe yapmakcadır âdem yapmak.
Taş, ağaç kaydı ne lazım şahın
Yaraşır şahlara adem yapmak.
İnsan unsuru, bir milletin en büyük ve bulunmaz bir hazinesidir.
Bizde "Gençlik Hazinedir" deriz. Şunu bilmek gerekir ki, gençliğe yapılan yatırım, bir millet için, en kârlı yatırımdır.
Geleceğimizin teminatı olan gençlerimiz bugün bir kimlik ve kültür bunalımı içindedirler. Eğitimde, çevrede, medyada bir şeyler oluyor, genç delikanlı ne yapacağını bilemiyor.
Bugün Türkiye'de kimlik arayışı içinde olan bir gençlik vardır. Gençliğimizin sorunları toplumun sorunlarıdır. Bu problemleri çözmek hepimizin görevidir.
Son 25 yıl içinde gençliğin değerleri, köklü biçimde değişmiştir. Bu süreç içinde gençlik önce politize oldu. Toplumun dışına itildi. Topluma yabancılaştı. Kültür çatışması yaşamaya başladı, yalnızlaştı. Depresif bir ruh haline girdi. Bireyselleşti. Son zamanlarda da değerler yozlaşması, fakirlik ve terör  nedeniyle ve Gelecek kaygısı ve korkusu içinde mutsuzluk yaşıyor. Kimlik arayışı içinde, marka, moda ve lükse düşkün. Büyük çoğunluğu yurt dışına kaçmak istiyor. Buna göre gençliğimizin durumu hiç de iç açıcı değil.
Gençlik, İstediği eğitimi almak, Sevdiği işi yapmak,  Yönetime katılmak, Karar süreci içinde etkili olmak, Hür olmak, Kendi geleceğine sahip çıkmak, Daha huzurlu ve güvenli bir ortamda yaşamak, Savaş ve şiddetin olmadığı bir dünya, İnsanların birbirinden kuşkulanmadığı bir sosyal ortam, Eşitlikçi ve özgür bir hayat ve Mutlu olmak istiyor.
Büyüklerinden kendilerini anlamalarını ve toplumda kendilerine de söz verilmesini istiyorlar.
Bu durumda, gençliğimizin ihtiyacı sevgi, müsamaha ve hoşgörüdür. Aydın bir genç olmak için önce insan olmak lazım. İnsan mukaddes alandır. İnsan hırlaşmaz konuşur. Maruz kalmaz, seçer. Aydın genç kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlü ile hissedendir. Telaş etmeyecek, kin duymayacak. Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştıracak. Bir kılıcın kazandığı zaferi, başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle, tatlı dille yapılan fetihler kalıcı olur, dostluklar daimileşir. Büyüklerimizin, gençlerimizi yetiştirmesi, sahih ve hurafeden arınmış olan inancımızı ve milli kültürümüzü onlara aktarması, onları geleceğimizin garantisi olarak görmesi bir görev aynı zamanda da tarihimizden gelen bir mirasımızdır. İşte bu kültür aktarımında ve milli kültürün çağı ile barışık ve işlev görür bir hale getirilmesinde Sarban Ahmed ve benzeri gönül adamlarının eserlerinden günümüze süzülecek olan mana ve ruh gerçekten de işe yarayabilir. Bu konuda Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli'miz çok iyi bir örnektir.    Tek şart birlik ve beraberliğimizin sarsılmaz olması, birbirimizin niyetlerini sorgulamadan, karşımızda ki kendisini nasıl tanımlıyor ise öyle kabul etmek ve sözü ile eyleminin tutarlı hale gelmesini temenni etmektir. 
Şairimiz de der ki:
Cihan bağında ey aşık
Budur maksut-ı ins-ü cin
Ne senden kimse incinsin
Ne sen hiç kimseden incin
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'de "Türkiye Cumhuriyetinin Temeli Milli Kültürdür ve Kültürsüz Kalmış Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuştur"  vecizeleriyle bu konuyu taçlandırmıştır.



ZEKi  ÖZKAN

13.01.2007

zekiozkan@hayrabolu.net



Web Page Maker, create your own web pages.